Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Nisan 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Savcının isyanı


Bunun adı "özürlü hukuk" olabilir.
Savcı, "Zehirli variller atmakla suçlananlar için jandarmanın...
İstediği telefon dinleme iznini vermedim. Neden vereyim ki!.. Sonuç çıkmayacak işe neden dinleme izni vereyim" diyor.
Neden sonuç çıkmayacak?
Savcı onu da anlatıyor:
"Çevre suçu işleyenlere 5 yıldan az olmamak üzere hapis ve yüksek para cezası içeren maddeyi uygulayamam. Çünkü maddenin yürürlük tarihi 12 Ekim 2006. O tarihten önce kim getirilirse getirilsin ifadesini aldıktan sonra görevsizlik kararı verip soruşturma dosyasını, ilgili idari kuruma göndereceğim..."
Ve... Dediğini yapıyor.
Zehirli variller olayının zanlılarından 4 kişiyi, ifadesini aldıktan sonra serbest bırakıyor.
..................................
Yani... Günlerdir toplam 5 milyona yakın tirajı olan Türk basınının "Zehirli Atıklar" manşetleri... Sayıları 3 bini bulan TV ve radyoların yayınları... Sivil toplum örgütlerinin tepkileri ve gösterileri... Çevre Bakanı Osman Pepe'nin, vali ve belediye başkanlarının esip gürlemeleri "hava..."
Bugüne kadar toprağa gömülen zehirli atıkların, varillerin failleri, ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşacaklar.
Zehir saçarak ürettikleri ürünleri pazarlayarak tatlı kârları kasalarına koymayı sürdürecekler.
"Nasıl yani... Şaka gibi" öyle mi?
Hayır.
"Rezalet" gibi...
Hatta "rezalet..."
..................................
Herhalde hiçbir cezası olmadığı için 12 Ekim 2006'ya kadar tüm zehirli atık dolu varillerini kendi bağırsaklarını boşaltırcasına doğaya bırakmayı sürdürecekler.
Öyle ya... Savcının açıklaması açık...
Önlerinde hiçbir yasal engel yok.
...................................
"Suçsuz ceza ve cezası olmayan suç" hukukun genel ilkesine aykırıdır.
Burada her ikisinin de üzerinden geçiliyor.
Çünkü...
Ceza Kanunu'nda 5 yıla kadar ceza öngörülmüş ama yürürlük tarihi 2 yıl ertelendiği için suç yok.
Buna karşılık... 12 Ekim 2006'dan itibaren "çevreyi kirletmek" suç olarak işleme tabi tutulacağına göre, "toprak aynı toprak, yöredeki insanlar aynı insan, varillerdeki zehirli atıklar aynı... O halde suç var ama ceza yok."
..................................
Peki devlet var mı?
Sorunun cevabı vicdanlarda.
..................................
Hiç mi ceza verilemez?
Öyle cezalar vardır ki, hücre hapsinden beter.
Ne diyordu Çevre Bakanı Pepe?..
"Bunları yapanları isim isim teşhir edeceğim..."
O halde madem kulağından tutup hapse atılamıyorlar, kulaklarından tutup kamuoyunun yargısına teslim edilsinler.
İtalya'da Temiz Eller operasyonu yapılırken, "para yedikleri iddia edilen bakanlara," halk, evlerinin önünde toplanıp bozuk paralar atıyordu. Onlar, burunlarını kapıdan çıkaramıyorlardı. Utançtan "yer yarılsa, içine girsek" halindeydiler.
Bunlara para atmak bile "savurganlık" olur.
Teşhir edilerek kınanmaları, ürünlerine tavır alınması, hiç kimsenin öncülüğüne ihtiyaç olmaksızın kendiliğinden çok etkin bir protestoyu oluşturacaktır.
O varilleri attıklarına bin kat pişman olacakları gibi, bundan böyle aynı şeyi yapmayı akıllarından bile geçiremez hale getirilirler. Ve bütün bunlar hukukun çerçevesi içinde olur.
Onların, toplum etkisi bir yana, fabrikalarındaki çalışanlarının dahi utançtan yüzlerine bakamayacakları bir "insanlık suçudur" bu.
.....................................
Savcı Albayrak, hukuk adamı olarak hukukun gereğini yapmıştır.
Söylemi ise "vicdanının isyanıdır."
.....................................
Not: Yukarıda yer alan savcının söylemi, gazetecilerden yansıyan bilgidir.
Keşke yanlış olsa...

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Aleviler, Sünniler, Kürtler
TÜRKİYE büyük başarılara imza atmış bir ülked...
Çetin ALTAN
Bizim oligarşik kadırga ve Turgut Özal pragmatizmi
Ortalık güllük gülistanlık, gök imbikten geçm...
Melih AŞIK
Öğrenemeyenci
Kartal - Maltepe İstanbul'un göbeği sayılır.....
Fikret BİLA
Tuzla ve Sinop ders olmalı
Tuzla'da bulunan zehirli atık varilleri çıkar...
Hasan CEMAL
Güvenlik ile özgürlük!
Özgürlük ve güvenlik dengesini korumak! Demok...
Güneri CIVAOĞLU
Savcının isyanı
Bunun adı "özürlü hukuk" olabilir.
Abbas GÜÇLÜ
Özal, Özallar ve yeni arayışlar
Önceki gün, Turgut Özal'ın 13'üncü ölüm yıldö...
Nail GÜRELİ
Medya üzerinden Azerbaycan
Bakü Devlet Üniversitesi Gazetecilik Fakültes...
Sami KOHEN
Kim "dur" diyecek?
İsrail-Filistin cephesinde korkulan oldu: İsl...
Metin MÜNİR
Tekstilde sıra bize geldi (2)
Değişim ve küçülme süreci içine giren tekstil...
Hasan PULUR
"Alaçatı'da Yaşamak"
20 yıldan beri hemen her yıl üç beş kere günü...
Meral TAMER
Nükleer santral işi komediye dönüşürken...
Erdal Sağlam, geçen hafta Enerji Bakanlığı'nd...
Ece TEMELKURAN
Okul birincisi karakolda
Diyarbakır'ın üzerinde bir hayalet dolaşıyor....
Yaman TÖRÜNER
Merkez Bankası'nın yeni başkanı
Merkez Bankası'nın yeni başkanı hayırlı olsun...
Osman ULAGAY
Altın 850 dolara, petrol 80 dolara çıkarsa...
Benim ekonomi gazeteciliğine ilk heves ettiği...
Güngör URAS
Kimine destek, kimine köstek
Merkez Bankası'na başkan atanan Durmuş Yılmaz...
M. Ali BİRAND
ÖZKAN'A BU TABLO'DA YER VAR MI?
Hüsamettin Özkan yüce divan'a sevkedildiği za...

© 2006 Milliyet