|
Özal, Özallar ve yeni arayışlar
Önceki gün, Turgut Özal'ın 13'üncü ölüm yıldönümüydü. Rahmetli öylesine hızlıydı ki ölümü de o kadar ani oldu. Peki yarattığı boşluk doldurulabildi mi? Bu konuda çok farklı görüşler var. Ama genel kanı, doldurulamadığı yönünde.
Genç Bakış'ı hep canlı yapardık. Bu hafta Özal nedeniyle bir farklılık yarattık ve ölüm yıldönümü akşamı, yani pazartesi akşamı anıtmezarda bant çektik.
Özal ailesi, Özal'ı çok yakından izleyen gazeteciler, sevenleri, öğrenciler ve spordan sanata, siyasetten iş dünyasına kadar o dönemi yaşayanlar katıldı programa.
Semra Hanım, çok özel anılarını anlattı. Ahmet Özal da baba-oğul diyaloglarını ve ilginç kaçamaklarını, sanki yeniden yaşıyormuşçasına hoş bir dille bizlerle paylaştı.
Rahmetli Özal, Semra Hanım'la tebdili kıyafet Köşk'ün arka kapısından çıktıklarında alışveriş merkezlerine, kebapçıya ya hamburgerciye, balıkçıya gidermiş. Çocuklarıyla çıktığında ise Boğaz'da tur atarmış. Yine bir gün direksiyona geçip sürat yaptığında, peşine trafik polisi takılmış. Bir anda paniğe kapılıp ceplerini karıştırmaya, ehliyetini aramaya başlamış. Bu arada ufak oğlu Efe imdadına yetişip espriyi patlatmış. Aman baba merak etme, polisler beni tanır, sana torpil yaparım demiş. Sağa yanaşıp durduğunda, polisin sert tavrıyla karşılaşmış. Hiç yüzüne bile bakmadan ehliyet, ruhsat demiş. Çıkarıp vermiş. Polis evrakları alıp Turgut Özal ismini görünce, önce direksiyona, sonra kılık kıyafetine bakıp hazırola geçmiş. O anda ağzından çıkan tek cümle, "Emredin Sayın Başbakanım" olmuş ve bu anın şokundan uzun süre kurtulamamış.
Korumasız gezmeye, gazetecileri şaşırtmaya, futboldan sanata, klasik Türk müziğinden, klasik Batı müziğine kadar geniş bir yelpazede derin sohbetlere bayılırmış. Semra Hanım, "Ummadığınız konularda öylesine geniş bilgiye sahipti ki, onları ne zaman, nasıl öğreniyor şaşıp kalırdık" dedi.
Öldü mü, yoksa öldürüldü mü? Bu konuda çok şeyler konuşuldu. Semra Hanım, hâlâ şüphelerinin olduğunu, ama ortada bir kanıtın bulunmadığını yineledi ve "Devlet adamlarının hepsine böylesine ani ölümlerde otopsi yapılırken Turgut Bey'e neden yapılmadı? Maalesef bu sorunun cevabını bugüne kadar kimse veremedi" dedi.
Ahmet Özal'ın dikkat çektiği konu ise ANAP kongresinde gerçekleşen suikast girişimiydi. "Düğümü çözdü. Ama Türkiye'nin istikrarının bozulmaması için sustu. Bu konuda bizlere hiçbir şey söylemedi" şeklinde konuştu.
Anılar yumağı şeklindeki 2.5 saatlik programda, pek çok şey ilk kez konuşuldu, bazı görüntüler de ilk kez ekrana gelecek. Örneğin düğün görüntüleri. Özal teknolojiye öylesine düşkünmüş ki ABD dönüşü tüm parasını onlara yatırmış. 54 yıl önce siyah beyaz çekilen görüntüler, o günün havasını da yansıtıyor. Turgut Bey de, Semra Hanım da tığ gibi. "Yıllarla birlikte kilolar da arttı" diyor.
İlginç anekdotlar, ilginç satırbaşları vardı. Hepsini yazsak sayfalara sığmaz, üstelik anlatıldığı kadar de etkili olmaz. Siz en iyisi mi bu akşam ekran başına geçip bu tarihi anıları birinci elden izleyin. İşte bazı satırbaşları:
Turgut Bey inançlı biriydi ama ailesi de dahil kimseye karışmazdı. O kul ile Allah arasında olan bir şey derdi. Beş vakit namaz kılardı. Ama evde çalışan yardımcılar bile onu bir gün namaz kılarken görmedi. Dini hiçbir zaman siyasete alet etmedi. Şova dönüştürmedi.IMF'yi istemiyordu.17 Nisan'da ölmeseydi. 19 Mayıs'ta cumhurbaşkanlığından istifa edip yeni bir parti kurarak siyasete dönecekti. Eğer ölmeseydi, Kürt sorunu bugüne kadar çoktan çözülürdü.
Özetin özeti: Özal, siyasetçi olarak da devlet adamı olarak da çok renkli biriydi. Erken ölümünden mi, yoksa derin izler bıraktığından mı? Yorumu size kalmış. Kime mikrofon uzatsak özlem yüklüydü...
aguclu@milliyet.com.tr
|
|