|
ÖZKAN'A BU TABLO'DA YER VAR MI?
Hüsamettin Özkan yüce divan'a sevkedildiği zaman, hiç inanmamıştım. Bendeki izlenim daima dürüst, becerikli, politik yönetim yeteneği olan bir kişiydi. Belkide tek kusuru, kapalı kutu olmasıydı. Çok yakın bir çevresinin dışına açılmaz, konuşmaz ve paylaşmazdı. Kralın gölgesinde kalmayı, perde arkasında gerçek gücü elinde tutan kişi olmayı seviyormuş izlenimi yaratırdı.
Bundan dolayı olacak, Hüsamettin Özkan'ı hiçbir zaman bir lider gibi ön planda görmedik. Politikalarını öğrenemedik. O, kamuoyu için Ecevit'in gölgesi, Ecevit'in uygulayıcısı, geri planda (King maker) liderleri tahta çıkaran kişiydi.
Bazı politikacılar, siyaset sahnesinden çekildikten, hele Özkan gibi, bilinçli olarak kendini yıllarca gölgede tuttuktan sonra bir daha kolay kolay geri dönemezler. Ancak, Özkan'ın ilk sahne alışı, bakıyorum ilginç titreşimler yarattı.
Örneğin, diğer bazı eski politikacılar kadar eskimemiş, yıpranmamış. Halen "Kabul edilebilirlik" marjı var. Kendine güveni ve etrafına verdiği güven havası da iyi. Bütün bu kartlara bir de, AK Parti dışındaki genel bir lider ve parti seçeneksizliğini eklersek, Özkan'ın şansı yok değil. Ancak, gerçekten siyasete girme niyeti varsa ivedilikle bazı kararlar vermesi gerekiyor.
1. Hangi partiye (CHP mi yoksa yeni bir oluşum mu?) gireceğine iyi karar vermesi...
2. Nasıl bir rol alacağını (yine gölge lider mi, yoksa gerçek lider mi?) iyi hesaplaması..
3. Kamuoyuna kendini, fikirlerini ve politikasını iyi anlatması gerekiyor.
Gerisi daha kolay...
* * *
OKUDUKLARIMA İNANAMADIM
Bugün gazetesinde yayınlanan diziyi okudukça, gözlerime inanamadım.
Anlatan, Oral Çelik idi.
Size –eğer unuttunuzsa- bu kişiyi hatırlatayım
"Abdi İpekçi'nin, Mehmet Ali Ağca tarafından öldürülmesi sırasında olayda kullanılması için tabanca temin etmek, olayı planlamak ve öldürme olayına katılmakla suçlanan, Oral Çelik, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 28 Mayıs 1999'da mahkumiyetine yeterli her türlü kuşkudan arınmış kesin deliller elde edilemediğinden beraat etmişti.
Şimdi bu adam kalkmış ve Abdi İpekçi'ye yönelik 3 suikast girişimi olduğunu, ilk ikisinin başarısızlıkla sonuçlandığını, Bedri Koraman'ın da öldürülmek istendiğini, Ağca'yı nasıl yetiştirip nasıl hapisten kaçırdıklarını anlatıyor. Sonunda da ekliyor: "...İşin ortasındaydım ve detaylar bende saklı..."
Açıkça suçluluğunu itiraf ediyor. Neler yaptığını anlatıyor. Günlerdir savcıların harekete geçmelerini bekledim. Nihayet önceki gün birileri ilgilendi. Şimdi merakla ne olacağını bekliyorum. Yine delil yetersizliği veya başka gerekçeler mi, yoksa ciddi bir soruşturma mı göreceğiz?
* * *
YAPILMASI GEREKEN İŞTE BUYDU…
Zehirli variller hepimizi dehşete düşürdü.
Bu olay, belediyelerimizin çevre konularına, yani vatandaşların sağlığına ne oranda önem verdiklerini, ne kadar savurgan olduklarını bir defa daha ortaya çıkardı.
Aldırdıkları bile yok. Fabrikalara atıklarını ne yaptıklarını dahi sormuyorlar.
Onlar görmesinler, duymasınlar yeter.
Tabii buna bir de işin rüşvet boyutunu eklediniz mi, sorun kendiliğinden çözülüveriyor. Parayı veren istediğini yapabiliyor.
Bu tutumlarıyla belediyelerin önemli bir bölümü, ülkenin kanayan yarası durumuna girdiklerinin ya farkında değiller veya kasıtlı olarak böyle davranıyorlar.
Özel sektör de aynı oranda suçlu.
Ne yaparlarsa yapsınlar, yanlarında kalacağını sanıyorlar. Oysa olmuyor, eninde sonunda yapılanlar ortaya çıkıyor.
Bakan Pepe, olayın başından itibaren çok doğru hareket etti. Olayı kapatmak yerine, üstüne gitti.
Ancak yeterli değil.
Türkiye çevreyi korumuyor. Neremize bakarsak pislik dolu. Nehirlerimize zehir dökülüyor. İçecek suyumuzu sağlayan göllerin etrafına evler yapılıyor. Allahtan, 11 yıldan beri TBMM'de bekletilen yeni çevre yasası akla geldi ve hızla gündeme sokuldu.
Doğrusu da buydu.
Ancak, aman dikkat edelim. 11 yıldır bekleyen bir yasanın içinde birçok madde şimdiden eskimiş olabilir. Zehirli varillerin heyecanıyla, bu yasayı aceleye getirmeyelim. Eğer eksikler varsa, bunları da dikkate alıp yeniden gözden geçirelim.
Belediyelere de bir gözdağı vermek gerekiyor. Bu sorumsuzluklardan kendilerini kurtarmaları gerektiğini bilmek zorundalar.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|