|
 |
|
|
İkinci A la Mode partisinin yıldızları modern geyşalar
Cengiz Abazoğlu'nun yaz koleksiyonunu sergileyeceği bu yılın ikinci A la Mode partisi 26 Nisan'da düzenlenecek. Tasarımcının koleksiyonu Uzakdoğu esintileri taşıyor
YAPRAK ARAS
Moda Olan Sensin sloganıyla yola çıkan A la Mode partilerinin bu yılki ayağı, Dilek Hanif'in koleksiyonunu tanıttığı geceyle başladı. Maserati'nin sponsorluğunda, alternatif mekanlarda zengin içerikli defileler düzenleme ve haute couture üretim yapan tasarımcıları bir araya getirme fikrinden yola çıkan projenin ikinci ayağı ise 26 Nisan'da yine Karaköy Liman Lokantası'nda gerçekleştirilecek Cengiz Abazoğlu defilesi. 400 davetlinin katılacağı gece, defile sonrası özel şovlara ve sürprizlere de sahne olacak. Abazoğlu'ndan sonra ise sıra 25 Mayıs'ta, Vural Gökçaylı'da.
Abazoğlu'nun ilk kez görücüye çıkacak olan yaz koleksiyonu, Uzakdoğu esintileri taşıyor. "Bir Geyşanın Anıları" filminden esinlendiğini söyleyen Abazoğlu, bu uğurda bir kısmını tamamladığı önceki koleksiyonunu da rafa kaldırarak modern geyşaların dünyasına dalmış.
A la Mode partileri eşliğinde koleksiyonlarınızı tanıtma fikri nereden çıktı?
Başından beri projenin içindeyim. Daha önceki defilelerimde de şov bittikten sonra partiler yapardık. Defileyi izleyen arkadaşlarım "Keşke defile hiç bitmese" derdi. Ben de dinamizmi yüksek, genç ve şık davetlilerin defileden sonra podyumun üzerinde dans etmesini, kendlerini model gibi hissetmesini istedim. Bunlar yurtdışında olan şeyler. Biz de kendi yorumlarımızı katarak böyle bir oluşuma dahil olduk.
Partinin en önemli kısmını
ilkbahar-yaz koleksiyonunuzu sergileyeceğiniz defile oluşturuyor. Koleksiyonunuzun ana teması nedir?
Çalışmaya ilk başladığımda eskizlerimi yapıp kumaşlarımı belirledim ve yaklaşık 8-10 parçanın üretimi yapıldı. Ama daha sonra izlediğim bir film beni bambaşka bir boyuta götürdü: "Bir Geyşanın Anıları". Neden bilmiyorum ama çok etkilendim o filmden. Kareler, ışık, müzik hâlâ aklımda. Tamam dedim, buldum; koleksiyonumda Uzakdoğu'ya bir gönderme yapacağım. Uzakdoğu kadınının saf, duru, naif, sevecen ve güçlü karakterini giysilerimde minik dokunuşlarla kullanacağım.
Minik dokunuşlardan kastınız detayların öne çıkması mı?
Evet. Çünkü çizimlerimi ilk yapmaya başladığımda ortaya hep kimonolar çıktı. Ben kimonocu değilim ki! Yapılmış bir şeyi tekrarlamanın da bir esprisi yok.
İlk başta ürettiğiniz parçalara ne oldu?
Hepsini rafa kaldırdım ve koleksiyona tekrar başladım. 35 parçalık bir koleksiyon hazırladım. Saflığı ön plana çıkarabilmek için beyaz rengi kullandım. O yüzden kıyafetlerin yüzde 95'inde kar beyazı hakim. Onun dışında kimonoların üzerine bağlanan korseleri kullandım. Dışa takılan korseleri elbiselerin büstlerine özel bir dikiş tekniği ve özel bir balen şekliyle monte ettim. Belde yaklaşık 4 ila 6 santimlik bir incelme yapıyor; incecik bir bel çıkıyor ortaya. Sihir gibi bir şey. Yumuşak dokuları tercih ettim. Genelde akıcı, uçuş uçuş, romantik şifonlar, organzeler, jorjet kullandım. İşlemeler de kumaşlara eşlik ediyor.
Aksesuvarları nasıl belirlediniz?
Saç, makyaj ve saç aparatları hazırladım. Örneğin saçlarına taktıkları çubukları abartarak boylarını uzattım ve 20-25 santimlik çabukları 40-45 santim yaptım. Üstlerini de Swarovski kristalleriyle süsledim.
Swarovski'den özel üretim
Swarovski ile çalışma fikri nereden çıktı?
Avusturya'daki fabrikada bana özel imalatlar gerçekleştirdiler. Bunun için buradan bazı firmalar da başvurmuş ama Avusturya ofisi izin vermemiş. Şimdi burada ürettiğim giysileri, yurtdışındaki fuarda "Design by Cengiz Abazoğlu for Swarovski" diye teşhir edecekler. Böyle bir talep gelmesi beni çok mutlu etti.
Partide başka neler izleyeceğiz?
Defilenin finalinde İspanya'dan gelen dört dansçı bir gösteri yapacak. Aksesuvarları ve ilginç makyajlarıyla 50 dakikalık çok özel bir şov olacak.
Bu partilerin size getirisi nedir?
Tekstil sektörüne getirisi var. Farklı kulvarlarda başarı sağlamış markaları bir araya getirip diğer tasarımcılara örnek oluyoruz. Yaptığımız çekimlerle yurtdışından bir farkımız olmadığını, sektör anlamında bu mekanizmanın nasıl işlemesi gerektiğini gösteriyoruz. Geniş kitlelere ulaşıyoruz. Işıkçısı, mankeniyle tekstilin yan sanayisine de destek oluyoruz.
"Moda sadece giyimde değildir"
Orhan Ülgür (Fer Mas Oto Ticaret A.Ş. genel müdürü)
Moda yaratıcılık demektir. Zarafet ve yaşam biçiminin bir göstergesidir. Moda sadece giyim markalarında yoktur. Otomotiv tasarımcıları da tıpkı bir modacı gibi hareket eder. Bir otomobilin ortaya çıkış serüveninde insanların kültürel ve sosyal değişimleri, beğeni kriterleri çok önemlidir.
A la Mode partilerinde Maserati markasında olduğu gibi "aristokrasi, prestij ve kişiye özel üretim" gibi ortak mesajları vurgulamaya çalışıyoruz. A la Mode ve Maserati'nin "Haute couture üretim" yapması da tabii öncelik taşıyor. Maserati markası "kişiye özel 4 milyon seçenek" sunuyor. Yine bu markalar gibi el yapımı özelliği ile ön plana çıkıyor.
Maserati müşteri kitlesi ile sürekli temas halinde olmak, onlara dokunmak ve onların da bize dokunmasını sağlamak bizim için çok önemli. Sponsorluklar da bunun en güzel yollarından biri. Ve bu konuda önümüzdeki dönemde de yatırımlarımızın devam edeceğini söyleyebilirim.
|
|
|

|