|
 |
|
|
Adı baharatlı ama yemekleri baharatsız
Dekoruyla Uzakdoğu'nun sokak lokantalarını andıran Spice Market, Doğu Asya mutfağını New York'a taşıyor. Ancak lokantanın "zengin damağına uyarlanmış" yemeklerinin çoğu baharatsız
Spice Market (Baharat Pazarı) ünlü şef Jean George Vongerichten'in New York'taki
16 lokantasından biri. Jean George'un (başka şehir ve ülkelerdekiler hariç) New York'ta 16 lokantası var ama hiçbiri öbürüne benzemiyor. Her birinin tarzı ve mutfağı farklı.
New York'un eski et pazarında (Meat Packing District) açılan Pastis isimli lokanta ilgi görünce, Jean George Pastis'in karşısına Markt'ı açtı. Markt dekoru ve mutfağıyla bir Brüksel bistrosu-lokantası.
Bölgedeki lokantaları beğenilince Markt'ın biraz ilerisinde Uzakdoğu dekoru ve mutfağı ile Spice Market'ı hizmete soktu. Spice Market açıldığı günden itibaren büyük ilgi gördü. Görüyor.
Ünlü lokantalara imzasını attı
Spice Market'ı anlatmadan Jean George'un hayat hikayesini özetleyeyim. Jean George, Fransa'nın küçük bir şehrinde doğmuş. Büyükannesi ve annesi evlerinin mutfağında, değişik işyerlerinde çalışanlar için her gün
50 kişilik yemek hazırlar, işyerlerine gönderirmiş. "Çocukluğum yemek kokusuyla geçti" diyor. Daha sonra lokantalarda çalışmaya başlamış. Önemli şeflerin çırağı olmuş. 1980 yılında Bangkok'a gitmiş. Oriental Hotel'de aşçı olarak çalışmaya başlamış. Bu otelde çalışırken, Uzakdoğu'nun değişik şehirlerinde, Hong Kong'da, Singapur'da açılan yeni otellerin mutfaklarını kurmuş. Uzakdoğu mutfağını, baharatlarını öğrenmiş. Sevmiş.
Amerika'ya 1985'te ayak basmış. Boston'da Lafayette'te çalışmaya başlamış. Bir yıl sonra da New York'a ulaşmış. New York'ta 1991'de Bistro Jojo'yu açmış. Onu, Uzakdoğu usulü çanakta yenilen sulu yemekleriyle ün yapan Vong izlemiş. Sonra Lipstick Cafe'yi açmış.
Şimdilerde, New York'un ünlü lokantaları onun ismiyle müşteri çekiyor.
Üç Michelin yıldızlı
1977 yılında New York'ta Trump International Hotel binasında kendi ismiyle açtığı Jean George lokantası, bu yıl ABD'de yayımlanmaya başlayan Michelin rehberinden üç yıldız aldı.
Uzakdoğu'nun kalabalık şehirlerindeki sokak lokantalarından esinlenen Spice Market'ın dekoru Uzakdoğu sokak lokantaları havasında, mutfağı Uzakdoğu sokak lokantalarındaki yemeklerin "zengin damağına uyarlanmışı".
Lokantanın dekorunu Paris'teki Hotel Costes'in de mimarı olan Jacques Garcia tasarlamış.
Kadın servis elemanları ünlü bir Uzakdoğulu tasarımcının giysilerini taşıyor. Giysi denilen şey, sırtı bele kadar açık bırakan, çıplak vücuda giyilen ipek, uzun etekli elbise.
Mutfak şefi Gray Kunz. Lokantanın isminde baharat var ama yemeklerin çoğu baharatsız. Baharatlı olanlarda da baharat miktarı az. Genelde sacda kavurma et, az pişmiş balık, buharda hazırlanmış sebzeli et ve deniz ürünleri, Uzakdoğu türü çorba makarna ve sebze haşlamaları yeniliyor.
Servis personeli dikkat çekici
Burada maharet, Uzakdoğu yemeklerini Fransız becerisiyle tatlandırmak. Yemekler hafif. Mideyi bozmuyor. Ama hepsinin lezzeti farklı. Et her yerde et, balık her yerde balık ama Spice Market mutfağında ete, balığa, sebzeye farklı tat veriliyor.
Lokantanın bir özelliği de servis sorumlusu genç kızların yemek seçiminde müşteriye yardımcı olmaları ve yol göstermeleri. Yemekleri teker teker anlatıyorlar. "Fazla ısmarlamayın. Önce tadın. Beğenirseniz bir daha getiririm. Size bu fazla baharatlı gelir. Şu daha iyidir" diyerek tavsiyede bulunuyorlar.
Spice Market açıldığında servis görevlisi genç kızların tamamı Uzakdoğulu, incecik kızlardı. Şimdilerde onların yerini Batılılar almış. Ama yine en inceleri seçilmiş. Çünkü vücudu dolgun olanın, o sırtı bele kadar inen özel ipek giysileri çıplak vücutlarıyla taşıyabilmesi imkansız.
Spice Market'taki yemek fiyatları, şarap fiyatı, New York'un benzer ün yapmış lokantalarınınkinin hemen hemen yarısı. Büyük ilgi çekmesinin önemli bir nedeni de bu.
|
|
|

|