|
 |
|
|
Rüşveti veren kim, yiyen kim?
BAKAN açık seçik konuşsa, lafı ağzında gevelemese olmaz mı?
Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'den söz ediyorum.
"Zehirli variller konusuna açıklık getireceğim" derken olayı arapsaçına çevirdi.
Önce bu zehirli varillerin kime, hangi firmaya ait olduğunu, sahibinin ismini bile bildiğini, açıklamıştı.
Bakan Pepe, "Tuzla'daki varillerin ciddi bir fabrikaya ait olduğunu" belirterek, şöyle demişti: "100 bin dolar vermemek için 100 bin kişinin zehirlenmesini göze alacak kadar paragöz bir adam, açgözlü bir adam".
Sonra aradan şu kadar gün geçti, biz ismi duymayı beklerken, o "İlanlar veririz, halkı zehirleyenleri açıklarız" diyor ama hâlâ isim veya isimleri açıklamıyordu.
Ben de diyorum ki: Hadi açıkla sayın bakan. Demek ki biliyorsun, bildiğini açıkla. Kamuoyu bekliyor, halk bekliyor.
1- Bu variller şahıs olarak kimin?
2- Bu varillerin buraya gömülmesine göz yumanlar kimler?
3- Bu varillerin sahibi şahıs veya firmalar rüşvet verdiler mi? Onların oraya gömülmesine göz yuman veya göz yumanlar varsa ne kadar rüşvet aldılar? Aldılar mı?
Bu üç sorunun cevabını bakandan bekliyorum.
Yoksa Sayın Pepe doğru başlattığı bir olayı, sona erdirmekte zaaf gösteren bir bakan olarak anılacaktır.
* * *
TÜRKİYE Kimya Sanayicileri Derneği (TKSD) Çevre Danışmanı Dr. Caner Zambak, "Türkiye'de yılda 2 milyon ton atık çıktığını ancak, İzmit Atık ve Artıkları Arıtma, Yakma ve Değerlendirme A. Ş.'nin (İZAYDAŞ) kapasitesinin 40-50 bin ton olduğunu" kaydediyordu.
2 milyon tondan 50 bin tonu çıkarırsanız, geri kalanını bir yılda biz yani halk sineye çekiyoruz demektir.
Peki bu cinayeti işleyenlerin ve göz yumanların elde ettikleri ne olacak? Yanlarına kâr mı bırakılacak?
Ceza hukukçusu Doç. Dr. Adem Sözüer halkı zehirleyenler için yeni ceza kanununda müeyyide olduğunu belirtiyor. Ona göre, "Havanın suyun ya da toprağın kasten kirletilmesi ve bunların canlıların sağlığına ağır zarar verebilecek bir tehdit oluşturması durumunda 6 aydan 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılabilir."
Yeni çevre yasası yapılırken Meclis ceza kanununun bu maddesini almalı veya buna atıfta bulunmalı. Ve bu madde de hemen yürürlüğe girmeli.
İstifa gecikti
M. Ali Şahin, geçen gün, baktım Cumhurbaşkanı hakkında atıp tutuyor. Yahu bu bakan Futbol Federasyonu Başkanlığı'na aday olan Ulusoy'a da savaş açmamış mıydı? Sonunda ne oldu? Ulusoy kazandı.
Bakan'ın istifasını boşuna bekledim...
Cumhurbaşkanı, işte bu Bakan'a cevap bile vermedi.
İyi de yaptı...
NERENİN MERKEZİ?
Mustafa İsen Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı. O, "İstanbul'un Avrupa'nın kültür başkenti" seçildiğini söyledi.
Oysa, AB'nin seçtiği, "Avrupa dışı ülkeler kültür başkenti" idi diyenler var.
Hem de 2010 yılı için bu sıfat geçerli olacak. Hangisi yanlış? Müsteşara yanlış yakışmaz. Hem de sıfatının başında "kültür" varsa.
GÜNEYDOĞU
Barzani Apo'dan beter
Şehirlerdeki olaylar bıçak gibi kesildi. Güneydoğu'dan söz ediyorum. Demek ki "olay başlasın", "olay dursun" diye emir verenler var. Bu onu gösteriyor.
Şemdinli Araştırma Komisyonu'nun bulgularına göre ise Şemdinli'de Kuzey Irak kimliği dağıtılıyor. Oy vermeye Kuzey Irak'a gidiliyor. Ve Kuzey Irak'ta Barzani bursuyla üniversitelerde okuyan bölgenin Kürt kökenli Türk çocukları var.
Hakkâri bölgesinde bazı düğünlerde Barzani adına takılar takılıyor.
Ve Barzani Türkiye'ye adeta mesaj yolluyor. "Kürtlerin de devlet kurma hakları var" diyen Barzani özetle şöyle devam ediyor:
"Kürt sorununun Kürtlerin yaşadığı her coğrafyada çözüme kavuşturulmasını istiyoruz. Millet olarak birbirimize kenetlenebileceğimiz bir devletimizin olması doğal hakkımızdır."
"Şemdinli Araştırma Komisyonu" taslak raporunda Türkiye için daha tehlikeli durumlardan da söz ediliyor.
Bizim bu rapordan çıkardığımız sonuç şu: Böyle gitmesine şimdi izin verilirse önümüzdeki süreçte PKK'dan daha büyük ve organize bir güçle mücadelenin kaçınılmaz olacağıdır.
TELEFON
Çalıntılar bulundu mu?
Çalınan cep telefonları ne oldu?
Benim de telefonum çalınmıştı. Ve o telefonla konuşan üç kişi yakalanmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu üç kişi hakkında "takipsizlik" kararı verdi.
Onlar hırsız olmasa bile hırsızlık malı kullanıyorlardı. Bu telefonu telefon satan bir yerden almadıkları için kanun kendilerini korumazdı da. Takipsizlik kararına Beyoğlu Ağır Ceza'da itirazım da reddedildi.
Sonra devlet her telefon sahibinden beş milyon lira topladı. Sözde çalıntı ve faturasız telefonlar meydana çıkacaktı.
Yine benim telefondan haber yok.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı'nın kararı ve Beyoğlu Ağır Ceza Hâkimi'nin bu kararı doğru bulmasıyla o üç kişi herhalde benim telefonumu kullanmaya devam ediyor ve savcı ile ağır ceza hâkimine dua ediyorlardır. Haklıya hakkını nasıl teslim ettiğimize örnek (!) olduğu için yazdım. Çünkü, benzer olaylar sizin de başınıza geliyor. Daha da yazacağım.
dheper@milliyet.com.tr
|
|
|

|