|
Ankara, Hamas'ı taşıyamayacak
AK Parti stratejistleri, belki de Hamas'ı yola getirebileceklerini sanmış olabilirler. Filistin'in, uzun yıllar horlanmasına, açıkça terör yapmasına rağmen seçimleri kazanıp iktidara gelebilmiş olan bu partiyi bir "abi gibi" korumaları altına alıp, doğru yolu gösterebileceklerine inanmış olabilirler. Sırf bundan dolayı, büyük gürültü çıkaran Ankara ziyaretini kabul etmiş, Amerika başta olmak üzere, çeşitli çevrelerden gelen sert eleştirileri göğüslemiş olabilirler. Ancak, aynı stratejistlerin bugün kara kara düşünmeye başladıklarını ve kendi kendilerine "bu iş pek kolay yürümeyecek galiba" dediklerini duyar gibi oluyorum.
Hamas'ın, Telaviv'de 9 kişinin ölümü ve 50 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan son intihar saldırısını "normal" karşılaması, Ankara'nın işini güçleştiriyor.
Hamas'tan başka türlü bir tepki de beklenemezdi. Yıllar boyunca kendi elleriyle örgütledikleri intihar saldırılarına şimdi karşı çıkamazlardı.
Acaba ilerde değişirler mi?
Ben hiç sanmıyorum.
Hatta, Hamas'ın seçimlere katılmasına göz yuman, hatta destekleyen ABD'nin, bunu sırf savaşı daha sertleştirmek, İsrail'in tepki göstermesine olanak sağlamak için yaptığına inanan Arap yorumcuların çokta haksız olamayacaklarını bile düşünmeye başlıyorum.
Peki, Ankara ne yapacak?
Böyle bir Hamas ile ilişkilerini nasıl sürdürecek?
Çok güç...
Artık, kalkıp "Onları yola getirmek için ilişki kuruyoruz" demekte güç. Zira Hamas tam aksine, Batı'nın istediği gibi "cici çocuk" olmayacağını, farklı bir Filistin hükümeti olacağını gösteriyor.
AK Parti'nin Hamas açılımının sonu şimdiden kendini hissettiriyor.
* * *
HAMAS'A PARAYI KESMEK DAHA KÖTÜ OLMAZ MI?
Washington başta olmak üzere, batı cephesi Hamas'a yardımları kesiyor. Daha doğrusu, Filistini ayakta tutabilmek için verilen para kesiliyor.
Yardımın koşulları net: Fatah hükümeti gibi, İsrail'in yaşama hakkına sahipolduğunu kabul etmek,, intihar saldırıları başta olmak üzere, her türlü terör eylemine karşı çıkmak ve terörü reddettiğini açıklamak.
Hamas, ise bu koşullara uymayacağını açıklamıyor. Eski yaklaşımını sürdüreceğinin işaretlerini veriyor.
O zaman da yardımlar kesiliyor.
Aslında bu gerekçeler haklı. Ancak, bir de madalyonun öbür yüzüne bakalım.
Yardımı kesilmiş, İsrail'de çalışması yasaklanmış olan Filistin halkı bu durumda daha da büyük bir tepki göstermeyecek mi? Hamas hükümeti, halkını doyurabilmek için İran'a dönmeyecek mi?
Türkiye işte madalyonun bu yüzüne bakıyor ve uyarıyor: Yardım kesmekle Hamas hükümetini köşeye sıkıştırıyorsunuz... Köşeye sıkışan da saldırır. Yapmayın...
Ancak şu sıralarda kimse Ankara'yı dinlemiyor.
* * *
TAHRAN VE HAMAS'TAN UZAK DURUN...
Washington'dan Ankara'ya gelen mesaj son derece net: Sizden ne üs istiyoruz, ne de arabulucu olmanızı... Tek beklentimiz, Hamas'tan ve Tahran'dan uzak durun, yeter.
"Uzak durma" listesi epey uzun, ancak en önemlisi, Türkiye ile İran arasında üst düzey resmi ziyaretler yapılmaması ve Hamas'ın politikalarını destekleyecek tutumlardan kaçınılması.
Türkiye çok güç durumda.
Bir yanda ABD var, öte yanda da İran ile Filistin. İran ve Filistin'in izolasyonu, Türkiye'yi de güç duruma düşürecek. İran'ın vurulması, Filistin'de savaşın parlaması da Türkiye'nin çıkarlarını zorlayacak.
Nereden bakarsanız, ortada kenara çekilip gelişmeleri sadece izlemekle yetinemeyeceği bir manzara var.
Tam anlamıyla iki cami arasında bi-namaz durumdayız...
* * *
BUNCA SIKINTIYA DEĞDİ Mİ?
Doğrusu, ben bu işten hiçbirşey anlamadım.
AK Parti hükümetinin , kendi rahatını kendi eliyle bozmaktaki başarısını da hayretler içinde izledim.
Tam 35 gün süreyle, ülkenin gündemini işgal eden Merkez Bankası Başkanının atanma serüvenini anlayabildiniz mi?
Bütün olasılıklar, önceden hesaplanamaz mıydı? Kimin kabul göreceği, kimden ve neden sorun çıkacağı, tahmin edilemez miydi?
35 gün önceden Durmuş Yılmaz düşünülemez miydi?
İşin, iletişimsizlik ve beceriksizlikten kaynaklanan AK Parti kanadının bilançosu böyle... Ancak bir de, sorunun Cumhurbaşkanı kanadı var.
Cumhurbaşkanı'nın ne yapmak istediğini de doğru dürüst anlayabilmiş değiliz.
Sezer, daha önceki Merkez Bankası Başkanı adaylarını, eşleri türbanlı olduğu için mi veto etmişti? Yoksa başka gerekçeleri mi vardı?
Bugünkü Merkez Bankası Başkanımız kimdir?
MB'yi taşıyabilecek yetenekte midir, yoksa bu göreve sırf AK Partiye yakın olduğu ve eşi türban taktığı için mi getirildi?
Bu işi hep birlikte (medya dahil) yüzümüze gözümüze bulaştırdık. Son derece duyarlı bir atama sayılan, Merkez Bankası Başkanının saptanmasını siyasi bir güç gösterisine dönüytürdük.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|