|
 |
|
|
İzmir'de her şeye itiraz edenler çözüm önerisi de getirmeliler
Satır Arası / Deniz Sipahi
Yeni İzmir Planı'yla ilgili şimdi dava süreci başladı.
Savunmalar; iptaller...
Yeni projeler, ardından yeni davalar...
Artık ne zaman sonuç alınır bilemiyorum.
Bir İzmir klasiği daha yaşıyoruz. Bakıyorum yine farklı noktalarda geziniyoruz.
İptal davası açanlar merak ediyorum liman arkasının bugünkü haliyle ilgili neler düşünüyor.
Bir İzmirli olarak elbette kentin katledilmesine, yoğunluğun artmasına gönlüm razı olmaz.
Şunu söyleyebilirim ki; yıllardır yazan bir insan olarak bu uyarıları yapmış, yetkilileri uyarmış bir kişi olarak içim rahat.
Kaldı ki; sözü edilen bölgede ne kendimin, ne de yakınlarımın herhangi bir arazisi filan olmadığı için de yazdıklarımın arkasında durabilirim.
Yıllardır aynı bölgede okuyan ve çalışan yani Şehitler Caddesi'nde yıllarını geçiren bir kişi olarak, her gün yazılarımı yazdığım odanın penceresinden dışarıya baktığımda hep aynı şeyi düşünüyorum. Tavanı çökmüş, duvarları yıkılmış, harabeye dönen bir havagazı fabrikası...
Yanında şehir dışında olması gereken depolar...
Arkasında gecekondu bile sayılmayan ne olduğu belirsiz binalar...
Yeşile, maviye, turuncuya boyanmış yapılar...
Şehitler Ceddesi'ne biraz güzellik katan Arkas'ın yeni akıllı binası, Gönen Otomotiv'in restore ettiği birkaç yapı ve Yaşar Üniversitesi var.
Biraz daha öteye gidin...
Yani Adliye'den Bayraklı'ya doğru... Yine benzer görüntüler...
Söyler misiniz, İzmir'e yakışıyor mu bu fotoğraf...
Ona itiraz, buna itiraz...
Ne yapmak istiyorlar?
Benim asıl merak ettiğim şu... Burasıyla ilgili yarışma açıldığında Alsancak limanını bir yolcu limanı olarak gören zihniyete neden itiraz edilmedi?
Bir fanteziden öteye gitmeyen bu görüşe bu kişiler katılıyorlar mıydı yoksa...
Aceleye getirip bir şeyler yapalım demiyorum.
Ama zaman kaybettiğimizi ve yatırımcıların İzmir gündeme geldiğinde artık durakladığını ve proje geliştirmek istemediklerini rahatlıkla söyleyebilirim.
Eğer yapılmak istenen buysa...
Bunda başarılı olunduğunu söyleyebilirim.
* * *
Doğru bir tanedir; ya açılır, ya kapanır
Danıştay, İzmir Bergama Ovacık-Çamköy mevkiinde bulunan altın madeninin siyanür kullanılarak işletilmesine olanak tanıyan Bakanlar Kurulu'nun 2002 tarihli prensip kararını iptal etti. Anayasa'nın 138. maddesine göre, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğuna işaret edilen kararda, şöyle denildi:
"Dava konusu Bakanlar Kurulu kararı, daha önce mahkeme kararlarıyla ÇED raporu üzerine, Çevre ve Orman Bakanlığı'nca tesis edilen İzmir, Bergama Ovacık-Çamköy mevkiinde bulunan altın madenine siyanür liçi yöntemiyle işletme izni verilmesi yönündeki ÇED olumlu görüşü işleminin iptal edilmesi üzerine, anılan madenin işletilmesinin devamı konusunda ilgili ve yetkili idareleri işlem tesis etme hususunda bağlayıcı ve bu haliyle yargı kararlarının uygulanmasını engelleyici nitelik taşıyan, kesin ve yürütülebilir nitelikte bir idari işlemdir. Başbakan ve bakanlardan oluşan Bakanlar Kurulu'nun görevi, Anayasa ve kanunlarda açıkça belirtilmiş durumdadır. Bakanlar Kurulu'nun görev ve yetkilerinin, Anayasa ve kanunlara dayanılarak kullanılması gerektiği, kanunla açıkça yetki verilmeyen bir konuda karar alınamayacağı ve düzenleme yapılamayacağı açıktır."
Peki şimdi ne olacak?
2002'de alınan bir karar yeni iptal ediyor. Aradan dört yıl geçmiş. Şimdi yeniden bir süreç başlayacak. Böyle bir yer ya açılır ya kapatılır. Türkiye'de birçok konuda olduğu gibi Bergama'da altın meselesi de iki ileri bir geri gidip geliyor.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|