Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Nisan 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Park Fora doğru yolda

Park Fora'da balık seçimi ve mönü düzenlemesi titizlikle yapılmış. Yediğim marine levrek, kalkan ve deniz çipurası çok iyiydi. Ama çiroz ve lakerda için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim

vmilorster@gmail.com

Ben yıllardır hem ülkemde hem de Le Figaro, The Guardian, New York Times gibi gazetelerde lokanta eleştirilerini takip ederim. Bazen yere göğe sığmayan övgü yazıları yayımlanıyor ve sonra siz buna güvenip o lokantada yemek yediğinizde yazarın fazla abarttığını görüyorsunuz. Zevki mi farklı adamın ya da acaba ona özel bir muamele mi yapıldı? Farklı kalitede ürünler mi sunuldu? Neden olmasın?
Bu düşüncenin akla gelmesi bile yazarın ve eleştirinin güvenilirliğini zedeliyor tabii. İşte bu yüzden, yurtdışında, ben en çok kırmızı Michelin rehberlerine güvenirim. Hiçbir lokantacı yemek bitene kadar Michelin müfettişlerinin kim olduğunu bilmiyor. Öğrenince de iş işten geçmiş oluyor.

Bir prensip meselesi
Bu durumun farkında olduğum için ben elimden geleni yapıyorum tanınmamak için. Patronlarım da sağ olsun, beni destekliyorlar. Kendi adıma yaptığım rezervasyonlar Milliyet'le anlaşmamdan önceydi ve kendim bile bunların gazetede yayımlanacağını bilmiyordum. Milliyet'le anlaştıktan sonra ise rezervasyonlar başka adla yapılıyor, yemek yerken not tutmuyorum şüphelendirmemek için, gazetedeki resmim özellikle tanınmamak için seçilmiş, yanımdaki refakatçilerim her seferinde farklı, falan.
Yine de bazen benim servisten çok memnun kaldığım bir-iki yerde başka okuyucular sorunlarla karşılaşıyor ve sağ olsunlar durumu bana bildiriyorlar. Maalesef lokantalarımız henüz kurumsallaşmadığı ve garsonlar sık değişip eğitimlerine önem verilmediği için bu durumlar oluyor. Benim yapabileceğim aradan bir süre geçtikten sonra aynı yerleri tekrar ziyaret edip okuyucuyu bilgilendirmek.
Prensiplerimden bir tanesi de gittiğim herhangi bir lokantada bana başka bir nedenden özel muamele yapılma şansı vardıysa bunu okuyucuya bildirmek. Bu hafta ele aldığım Park Fora için böyle bir durum söz konusu.
Şöyle ki, bu lokantaya uzun süredir görmediğim ve biri Tacikistan'da Dünya Bankası temsilcisi olan iki arkadaşım ve iki yabancı hanımla birlikte gittik. Benim kadar ehli keyif olan ve deniz ürünlerine manken tipi hatunlardan bile daha meraklı olan arkadaşım, seçimi bana bıraktı. Başka bir tanıdığım ve oranın müşterisi olan biri Park Fora'yı tavsiye etti ve altı kişilik rezervasyon için telefon etti. Yani bir müşterinin arkadaşı olarak gittim bu lokantaya.

Servis dört dörtlüktü
Park Fora bizi mahcup etmedi ve servis dört dörtlüktü. Sahibiyle tanışmadım. Ama bize servis yapan ve "Karadenizli misin?" diye sorduğumda Doğulu olduğunu söyleyen garson bey aşırıya kaçmayan doğal kibarlığı ve titizliğiyle benden tam puan aldı. Benim tahminim buranın sahibinin personel eğitimine ve insan kalitesine önem verdiği yönünde.
Aynı titizlik belli ki balık seçimi ve mönü düzenlemesine de yansımış. Girişte görebileceğiniz gibi başka yerlerde kolay bulunmayan balıklar tezgahta sunuluyor ve görünüşleri taze. Ayrıca ızgara, tava gibi klasiklerin dışında, tuzda ve hamurda pişirme gibi değişik ve yaratıcı teknikleri de denemekten kaçınmayan bir müessese burası. Kesinlikle doğru yoldalar.
Mesela marine levrek. Deniz levreği kullanılmış ve elma sirkesi, hardal ve zeytinyağı ile marine edilen bu meze çok nefisti. Beyazpeynir seçimine bile önem verilmiş. Ne yazık ki klasik mezeler olan çiroz ve lakerdada biraz çuvallamışlar. Çiroz kötüydü. Lakerda ise torikten yapılmış ama daha kıvamını bulmamış. Diğer iki arkadaşım ilk lokmayı yutar yutmaz hemen Poseidon lokantasında daha iyi dediler. Denemedim, bilmiyorum.
Ara sıcaklar olarak kalamar ızgara ve barbunya yedik. Kalamar bütün halinde ve tazeydi. Ama biraz sertti ve geçen hafta ele aldığım Cibalikapı Balıkçısı kadar leziz değildi. Barbunya ise artık çok nadir bulunan iri kaya barbunlarından değildi. Tazeydi ama kaya barbunu olduğunu sanmıyorum.

Deniz çipurası çok iyiydi
Bunlara karşılık kalkan mevsiminin hemen başında başka lokantaların kolay kolay bulamayacağı güzellikte bir Karadeniz kalkanı bulmuş ve tam kıvamında pişirmiş aşçıbaşı. Hamur içinde ve az sarmısak ve otlarla fırında pişen deniz çipurası ise çok çok iyiydi. Ben artık çok az bulunan deniz çipurasının kendine özgü tadını neredeyse unutuyordum ve yetiştirmenin aksine hiç yavan olmayan son derece lezzetli ve rafine bir balık bu.
Hamurda pişirmeye gelince, tuzda yapmaya göre bile daha ustalık isteyen bir iş ve ben çok iyi örnekleriyle İtalya'da karşılaştım. Park Fora'da yediğim, iki Michelin yıldızlı (yani İtalya'nın en iyi 15-20 lokantasından biri olan) Bergamo'daki Da Vittorio lokantasındaki hamurdaki deniz çipurası ayarındaydı.
Bir şişe Sarafin Chardonnay, bir şişe de Efe Yaş Üzüm Rakısı tükettik. Bu ikincisi geçen senenin ürünü kadar güzel değil. Sarafin ise bence Türkiye'deki en iyi Chardonnay ve Sauvignon şaraplarını üretiyor.
Hesap çift başına 200 YTL.
Tel: (0212) 265 50 63-265 50 67

DEĞERLENDİRME: * * *

YILDIZLAR

Değerlendirme yapılırken, sadece ve sadece yemeğin kalitesi notlanıyor.
Mekanlar bir ile beş yıldız arası değerlendiriliyor.

* Kötü
** Vasat
*** İyi
**** Çok iyi
***** Türünün en iyisi

PAZAR
"Evrensel sanat müziğine yakın olan biri katil olamaz!"
"Gerilim izleyicinin hoşuna gidiyor"
"Şöhret böyle projelerle daha işe yarar hale geliyor"
Bir daha olmasın!
Pilot zirvesi 46 yıl sonra yine Türkiye'de
"Bugüne dek hiçbir oyunumu izlemedim"
İstanbullu üç yeni plaja kavuşuyor
Mozart'ın kenti Viyana
İlk jean'ini 5 avroya sattı
Büyük şarkı evreni
Önce Otto'ya sonra kulübe
Mimar Sinan'ı andık mı?
"Ben neden yakalandım?"
Kozmik ilişkiler
Park Fora doğru yolda
Kadınlara zaafı olan ajan
İstanbul zaten bir kültür başkenti
Gıdaların iyileştirici gücü
Her sese sanal sahne
Bordo'da "Büyük yıl" coşkusu...





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet