Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Nisan 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kadınlar, futbol ve hayat


Santrforlar sanki kadınlar gibi.
Ya da.
Kadınlar santrforlar gibi,
Ne tuhaf mı bilmiyorum.
Bence değil.
Birileri bir yerlerde böyle bir şey demiş midir onu da bilmiyorum?
Dememişse de...
Ben diyorum.
Herkes gönlündekini arıyor.
Dört dörtlüğünü.
Santrforun da kadının da...
Hani mahallede bir manita bulan sapa, diğer saplar sorarlar.
- Güzel mi.
- Offf, bi kalçası var ki...
Bir kalça için bir kadınla beraber olunur mu?..
Olunur...
Mesela sırf pivot olduğu için de bir santrforla beraber olunur...
Veya nokta.
Veya filan falan.
Bırakın kalçayı-malçayı, göğüsü-möğüsü, sadece bir çift güzel ayağı olan bir kadının peşinden koşanlar bile var...
Kadınlar veya santrforlar.
Dört dörtlüğünü bulmak zor...
Hatta dört üçlüğünü de...
Kadının da...
Santrforun da...
* * *
Kimi pivot.
Kimi nokta.
Kimi sadece kaleye arkası dönük oynuyor.
Kimi sadece bire birde adam geçiyor.
Hepsinin adı santrfor.
Ya Van Nistelrooy?
O Monica Belluci...
Hem pivot, hem nokta, hem arkası dönük oynuyor hem de bire birde adam geçiyor. Hatta playmaker santrfor bile deniliyor ona.
Denilmiyorsa da.
Şimdi ben diyorum.
* * *
10 nolar farklı mı santrforlardan?
Hayır...
Hakiki 10'lar hakiki kadınlar gibi...
Yok yok...
Ne ararsan var.
Ronaldinho'yu zaten boşverin.
10 buçuk o.
10 bulamadın mı, 10 gibi buluyorsun, gibisini de bulamadın mı, 10'umsuyla oynuyorsun.
O da yoksa.
9 buçuku 10 yapıyorsun.
* * *
Veya mesela stoperler.
Kimi iyi kesiyor.
Kimi oyuna iyi sokuyor.
Kimi kafaya iyi çıkıyor.
Hakikisi hepsini birden yapıyor da.
Ama nerdeeee...
Yukarıdakilerin hiçbirini bile yapamayan var.
Hatta ara sıra kendi kalesine gol atan da.
Onların da adı stoper...
* * *
Futbol da böyle...
Kadın gibi.
Bazen müthiş tahrik ediyor, tatmin de, peşinden koşturuyor, aşık ediyor.
Barcelona-Chelsea gibi.
Hem kalça, hem göğüs, hem dudak, hem ayak mayak, hem el, göz, kulak mulak, ses mes, tarz marz var.
Monica Belluci gibi...
Rüyalarına giriyor insanın.
Yetenekli ayakların varsa rakibi koşturuyorsun.
Yoksa...
Kendin koşuyorsun.
Spekteküler vuruşlarla paslarla maç kazanan da var.
Presle, alan daraltarak da.
Sadece koşarak ter dökerek de.
Vallahi kadınlar gibi.
Bu arada.
Niye kadınlar da erkekler değil.
Üç kelime sadece.
Erkek olduğum için.
Paranoya yapmayın.
Polemik de.
* * *
Hayat da böyle.
Futbol gibi.
Kadın gibi.
Ne arıyorsan, onu buluyorsun.
Ne istiyorsan, onu görüyorsun.
Bazı yorumcuların futbola bakışı, hayata bakışını da gösteriyor.
Önce tümüyle göze hoş gelmeli, keyif vermeli, huzur vermeli.
Onlara kalsa kadının tarihini de anlatırlar.
Vücudundaki kemik sayısını, ciğerlerini, kalp atışının ritminin nerede ve nasıl bozulduğunu, kulağının zarının marının hikayesini, omuriliğini momuriliğini, filanını falanını.
Ne acaipler.
Hem kendileri fazla yükleniyorlar.
Hem de yüklüyorlar.
Ve yoruyorlar bazen.
Ve sıkıyorlar bazen.
Ve de bayıltıyorlar bazen.
* * *
Böyle bakıyorum hayata.
Böyle de yaşıyorum.
Bir santrafor benim aklıma bunları getirebiliyor.
Hatta daha fazlasını da.
Bu yazıyı yazmamak için neler verirdim neler?
Ama yazdım.
Belki ne gerek vardı.
Ama..
Bence vardı.
Biraz derbi, biraz polemik, biraz paranoya ve biraz bir bilenlik biraz da vıdı vıdı yapıp, köşemi doldurup taşırırdım bile.
Ama bunları yazmak istedim.
Bu dükkan böyle.
Onlardakinden bende yok.
Napiyim.
Ne demiştim?
Benim dükkan böyle.

Kandaki pıhtılaşmanın derbiye etkisi

Derbi öncesi en çok sorulan kimin yeneceği.
Cevap vermiyorum.
"Ama"lı tahminleri sevmiyorum.
Önce şu veya bu yener deniliyor, sonra bir "ama" ekleniyor, sonra o "ama"nın sonrasına da bol bol laga luga ekleniyor.
Evet hoşuma gitmiyor.
Tahmin "çünkü"lü olmalı.
Şu yener, çünkü...
Hepsi hepsi bu kadar.
* * *
Bi kere daha yazmıştım.
Bir İstanbul derbisi öncesi İnönü Stadı'nın önünde toplanmıştık.
İki yorumcu, Turgay Renklikurt ve ben.
İki arkadaşımız da önce tahminlerini söyleyip, sonra sonuna bir ama ekleyip, sonra da o amanın sonrasına olabilecek her ihtimali eklediler.
İki takım birbirini kaç kaç yense de...
Berabere kalsalar da...
Maç yarıda kalsa da...
Hatta deprem olsa da...
Hatta Boğaz'ın suları İnönü'yü bassa da...
Ben demiştim diyebileceklerdi.
Çok daralmıştım.
Canlı yayındaydım, kaçamıyordum da.
Turgay Renklikurt da kandaki pıhtılaşmanın, alyuvarların, akyuvarların böyle bir derbiye olan etkisinden söz etti.
Sıra bana geldi.
- Siz ne diyorsunuz?
- Dört kişi fazla, devre arasında üç kişi toplansanız.
- ?
- ?
- Bir şey söylemeyecek misiniz?
- Söylenmedik bir şey kalmadı ki.
- Siz kendinize has o yaratıcı üslubunuzla bir şey bulursunuz.
- Kendime has o yaratıcı üslubumla bile bir şey bulamıyorum.
- ?
- Tam kandaki pıhtılaşmanın ve alyuvarların, akyuvarların derbiye olan etkisini anlatayım bari diye düşünüyordum, onu da Turgay hoca anlattı.
- ?
Futbolda mucizeler gökteki yıldızlar kadardır diye bir şeyler salladım.
Gökte yıldız da çoktu.
Sonra.
Mucize oldu.
Kanalı her arayan helal olsun demiş.
Nasıl konuştu ama.
Nasıl bildi.
Ne tuhaflar.
Konuşamamıştımki.
Bilememiştim de.

Hakan Şükür

Rize maçında 2000 yılındaki gibiydi.
Bir santrfor ne yapması gerekiyorsa onu yaptı.
Hem pivottu, hem de nokta.
Kaleye hem yüzü dönük oynadı, hem de arkası dönük.
Bire birde adam da geçti.
Fundementali de eksiksizdi.
Tek vuruşları da.
Pasları da.
Presi mresi, çapraz koşusu moşusu zaten hep vardı.
Yazmama bile gerek yok da...
Playmaker bile oldu.
Uzatmayalım.
Hakiki bir santrfordu.
Hakan kariyerinin zirvesinde olduğu dönemlerde bile golcülüğü hep tartışıldı.
O gün iki de gol attı.
Bir topu da direkten döndü.
* * *
Onu o kadar çok eleştirdim ki.
Bazen belki amacımı da aştım.
Ne bir kere aradı.
Ne de bir kere bir tavır koydu.
Hatta karşılaştığımızda bu yazılar hiç yazılmamış gibi davrandı.
* * *
Ona pivot denilince, ilk tepkiyi onun koyması gerekirken koymuyor.
O böyle oynadığında gerçek bir santrfor.
Böyle oynadığında onu kimse takımdan kesemez.
Bazı yorumcularla bu konuda anlaşamıyoruz.
Hakan artık sadece pivot özellikleriyle oynayacaksa hocasının farklı özellikli bir santrfor ihtiyacı olduğunda kulübede kalır.
Kalıyor da.
Kafasını takmamalı.
Kendisine pivot denilmesine kafayı takmalı.
Bence tabi.
Hakan'a sadece pivot santrfor demek onun santrforluğuna hakaret etmek demektir.
O böyle oynadığında gerçek bir santrfor.
Sadece golcü değil.
Bir tek o tarafı eleştirilebilir.
Bir de.
Takım içindeki gücünü nasıl kullandığı.
Gerçi o da artık takım ruhuna çok uygun hareket ediyor.
Olgunlaşmış belli ki.
Ve bu Hakan'a kim hayır diyebilir?

bilgingokberk@mail.com


SPOR
Kadıköy'de inecek var
Hırçın güzel!
Kurtlar sofrası
Gerisi Madonna konserindeydi!..
Buruk özgürlük!
Fener ayaklandı!
'Kanımız kaynıyor'
Karadeniz kardeşliği!
Derbi Çakır'ın
Cavcav gerginliği
Barcelona'da Rüştü itirafı
Maçı kim sattı!
Memo & Hido sezonu kapadı
Armstrong koşacak
Ballack anlaştı
Haber turu...
ÇOK AYIP
Kadınlar, futbol ve hayat
Hayat bayram olsa
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
ÇOK AYIP
"Bir tek Mehmet Demirkol'dan duydum, 'Fenerba...
Bilgin GÖKBERK
Kadınlar, futbol ve hayat
Santrforlar sanki kadınlar gibi.
Nilay YILMAZ
Hayat bayram olsa
Hakaretlerin havada uçuştuğu, reyting uğruna ...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet