
|
|
|
 |
|
|
Milliyet'ten okurlarına
Doğayı çocuklarımıza borçluyuz
Doğan Akın
Sanayileşme, nüfus artışı ve çarpık kentleşmeyle yaklaşık 200 yıl boyunca tahrip edilen doğayı korumak için örgütlenen hareketlerin dünyadaki tarihi yarım yüzyılı bulmuyor.
Türkiye'de dikkat çeken ilk çevre örgütü, "Doğayı Koruma Vakfı" adıyla 1975'te kuruldu. Çevre Müsteşarlığı'nın faaliyete geçmesi 1978'e, Çevre Kanunu'nun çıkarılması 1983'e, Çevre Bakanlığı'nın kurulması da 1991'e rastlıyor. "Çevreciliğin" uzun süre "maceracı gençlerin hevesinden ibaret" sayılması da bu tarihin önemli bir parçası. Doğayı koruma mücadelesinin simgelerinden olan işadamı Hayrettin Karaca'nın sadece "Erozyon Dede" diye anılması bile bu açıdan önem taşıyor!
Tarihimizde, çevre suçlarına karşı Türk kamuoyunda iz bırakmış tek yaptırım kaydına rastlanmamış olması, Tuzla'da bulunan zehirli varillerin sorumlularının güncel olaydaki faillerle sınırlı olmadığını gösteriyor. Kamuoyu baskısının kritik önem taşıdığı sorunun çözümünde, medyaya da ciddi görevler düşüyor.
Çevre bizden sorulur!
Sedat Ergin'in 13 ay önce Genel Yayın Yönetmenliği'ni üstlendiği Milliyet'in yayın politikasında belirginleştirdiği ana çizgilerden birisinin çevre haberleri olduğunu sayfalarımızda izliyorsunuz.
Gazetemizin, görüntüleri Show TV'de yayınlanan variller için hazırladığı özel dosyayı "Bu katliamın faili kim?" başlığıyla manşetine çıkarmasıyla Türkiye'nin gündemi çevre sorunlarına kaydı.
Olaya ağırlığını koyarak kamuoyu ilgisini canlandıran Milliyet, çevre sorunlarını sürekli izleyen yaklaşımıyla da diğer yayın organlarından ayrılıyor. Örneğin 4 Aralık 2005 tarihli sayımız "Taşı toprağı zehir İstanbul" manşetiyle yayımlanmıştı. Zehirli varillerle gündeme gelen "sanayi atıklarının çoğunun doğaya bırakıldığı" gerçeği Milliyet'in 3 Ocak'ta yayımlanan "Zehir gibi rapor" başlıklı haberinde duyurulmuştu. 17 Mart'ta "Ölümün kol gezdiği yer" manşetiyle yayımlanan gazetemiz, Dilovası'nda alarm veren sağlık sorunlarına dikkat çekmişti.
Milliyet, çevre konularındaki duyarlı çizgisini önümüzdeki dönemde daha kuvvetli bir şekilde hissettirecek.
Milliyet kürsülerde
Arkadaşımız Serpil Yılmaz, İmedya İnteraktif Medya Yayıncılık Grubu'nun "Ekonominin Yıldızları" yarışmasında "En Başarılı Köşe Yazarı" seçildi.
Ünal Canpolat'ın, Beyoğlu Başsavcısı olduğu dönemde, cinayetle suçlanırken serbest bıraktırdığı zanlılarla kuşkulu ilişkileri bulunduğunu ortaya çıkararak Metin Göktepe Haber Ödülü'nü kazanan yargı muhabirimiz Lube Ayar da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nde ödülünü aldı.
Türkiye Spor Yazarları Derneği'nin düzenlediği Spor Gazeteciliği Armağanı Yarışması ödül töreni de Milliyet'in tartışmasız üstünlüğünü tescil eden bir şekilde gerçekleşti. Milliyet, yarışmada toplam 8 ödülle birinci gelirken en yakın rakibi 5 ödül alabilmişti.
Gazetemizin spordaki geleneksel iddiasını objektif bir sonuçla bir kez daha kanıtlayan arkadaşlarımız Ercan Güven, Cemal Ersen, Mehmet Demirkol, Gökhan Türe, Necmi Kepçetutan ve Hüseyin Yavuz ödüllerini cuma akşamı aldılar.
"Bu adamı kullanın"
Washington Temsilcimiz Yasemin Çongar, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Özel Danışmanı Cüneyd Zapsu'nun, ABD'li yetkililere "binde bir bile değişmeleri olasılığı varsa (Hamaslı) teröristlerle görüşebileceğini" söylediğini ve "Biz de binde bir değişme şansları var diye PKK ile mi görüşelim?" yanıtını aldığını yazdı. Zapsu'nun, ABD'lilere Erdoğan için söylediği "Bu adamdan yararlanın... Bence onu devirmeye çalışmak, delikten aşağı itmek yerine onu kullanın" sözlerini de içeren haber 8 Nisan Cumartesi günü "ABD'de Hamas kavgası" başlığıyla manşetimizde yayımlandı ve Türkiye'nin gündemine yerleşti.
Özellikle "Erdoğan'ı kullanın" ifadesi kamuoyunda büyük bir tartışma yarattı. Ardından Başbakan'ın danışmanları ve AKP'den, Milliyet'in haberini yalanlamaya dönük çıkışlar geldi. Örneğin AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli, partisinin Merkez Yürütme Kurulu toplantısında, haberimiz için "Gazeteciler çeviri hatası yaptı" iddiasını öne sürdü.
Dişli'nin iddiası üzerine, deneyimli gazeteci Çongar'ın kasede kaydettiği Zapsu'nun sözlerinin İngilizce orijinal deşifresi ile Türkçe çevirisini çarşamba günü gazetemizde yayımladık. Evet, Zapsu Başbakan için "Sömürmek kötü bir kelime... Ama onu kullanın" diyordu.
Milliyet'in Zapsu'nun konuşmasını belgelemesinden sonra yalanlama çabaları durdu, çeviri tartışması da kapanmış oldu.
Zamanın çetin sınavlarından geçerek "basında güven"in sembolü olmuş büyük bir gazeteyi ve saygınlığıyla kendisini kabul ettirmiş usta bir gazeteciyi suçlamanın o kadar kolay olmayacağı bu olayla anlaşılmış olmalıdır.
dakin@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|