|
Komşunun ineği ölüverdi
Ilık bir nisan akşamıydı. Güneş batmış, tatlı bir serinlik çökmüştü ortalığa. Neredeyse yüz yıl önce, pamuk tarlalarında çalışmaları için Sudan'dan getirilmiş ailelerden uzantılı, az ötedeki cana yakın komşuların, bir ineğiyle yeni yavrulamış bir keçileri vardı.
Sabahtan akşama, ya karşımızdaki okaliptüs korusunun içinde, ya yan tarafımızdaki arsa boşluklarında; otlayıp dururdu kocaman sarkık memeleriyle, yüzünde bir avuçluk kahverengi güzelliği de olan beyaz inekçik...
Tenha, bozuk yoldan göl kıyısına inerken, onu görünce "mööö" diye gülerek, selam verirdim sevimli şişman inekçiğe. O, boş bakışlı gözleriyle hiç aldırmaz, otlamaya devam eder, yanındaki birkaç koyunla keçi, azıcık geriye çekilirdi.
Ve akşamüstü, hastalanıp yıkılıvermişti yere şişman inekçik. Komşu aile telaşa düşmüş, hemen veterineri çağırmış, bütün gece uğraşılmıştı ineği yaşatmak için. Ama sabaha karşı ölmüştü inek...
* * *
Çin'in Devlet Başkanı Hu Jintao, ABD'de Başkan Bush'tan önce, 21. yüzyılın simgesi Bill Gates ile görüşmeyi yeğliyordu.
İran'daki resmi geçitte, askeri birlikler kaz adımlarıyla yürüyorlardı.
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Ankara'ya geliyordu.
Bizim, ineklerini kaybettikleri için ağlamaklı olan Sudan kökenli komşular da, tıpkı Condoleezza Rice gibi, ayrı bir kıtanın özelliğini görüntülüyorlardı. Ne var ki, Rice'ın derdi başka, bizim komşuların derdi başkaydı.
* * *
Ve dünya bizim komşuların ölüveren ineğiyle değil, Rice'ın Ankara'ya hangi amaçla gitmekte olduğuyla ilgileniyordu.
Oysa komşular, zıplayıp hoplayan yeni doğmuş oğlaklarına, annelerinin sütü yetmediği için, ineklerinden sağdıkları sütü biberonla içiriyorlardı. İnekçik ölünce, zora düşmüştü oğlaklar da...
Ne İran birliklerinin kaz adımlarla yürümeleri, ne Rice'ın Ankara ziyareti, hiçbir çözüm getirmiyordu Köyceğiz'deki ailenin, aniden daralan sıkıntı çemberine.
* * *
"Yer" yuvarlağı üstünde yaşamakta olan insan sayısı 6 milyarı aşkın. Kapalı kapılar ardında kaç kişi yönetiyor ki, bu insan yığınlarını?
Siz deyin 100 bin, ben diyeyim 10 bin...
Her gün kapalı kapılar ardında alınan kararlar üstünde yorumlar... Yılda silahlara harcanan bir trilyon dolar... Ortadoğu'da bir türlü aşiret ve tarikat dönemini aşıp "gelişmişlik" çizgisine oturamamış ülkelerde, ölmeler, öldürmeler, patlamalar, çatlamalar...
Ne kadar sürer ve sonunda nereye varır ki, böylesi kanlı bir çalkantı?
Tıpkı zavallı inekçiğin ölümü gibi, 2 kuşağın ziyan olup gitmesi de, umurunda değil kimsenin...
* * *
Genç kuşaklar, kendi yerel hipnozları içinde pek de sağlıklı bir rota çizemiyorlar bireysel yaşamlarına. En azından "fatalizm-kadercilik" ile "determinizm- neden, sonuç ilişkilerinden çıkan bilimsel yasalar" arasındaki farkları ve bu farkların toplumlar üstündeki izdüşümlerini merak etseler...
Nerdeee?..
* * *
Moskova'da bir heykelci, çalı süpürgelerinin çalısından 3.5 metre yüksekliğinde ve 5 metre büyüklüğünde harika bir "panda" heykeli yapmış ve yanılmıyorsam Darwin müzesine hediye etmiş "panda"sını.
* * *
Hollandalı bir elektronik mühendisi de bir mezarlıkta, bir mezar taşı üstüne bir ekran yerleştirmiş. Mezarı ziyarete kim giderse, ekranda ölenin hayatını gösteren kısa bir belgesel başlıyormuş görünmeye...
* * *
Ahmedinecad'ın İran'ın da ise, -askeri birlikler kaz adımlarıyla yürüye dursun- vazgeçtik resim-heykel müzelerinden, Goya'nın "Çıplak Maya"sıyla, Manet'nin "Çayırda Öğle Yemeği" tablolarının röprodüksiyonlarına bile rastlayamazsınız.
Hızla küreselleşen bir çağda; Hayyam'ları, Sadi'leri, Enveri'leri yetiştirmiş o canım İran, nasıl bütünleşecek 21. yüzyılla?
Çağın dışında kalmayı sürdürmek ise ne mümkün; ister istemez acıklı çalkantılardan geçecek İran da...
* * *
1783'te Montgolfier Kardeşler, altındaki sepette bir koyun, bir horoz, bir de ördeğin bulunduğu balonlarını, Versailles Sarayı'nda Kral 16. Louis'nin önünde sıcak havayla göğe uçurduklarında; Kral 16. Louis:
- Gelecek göklerdedir, demişti.
1890'da ilk motorlu uçak havalandığında, ülkelerin siyasal hudutlarıyla, gümrük kapılarının, ister istemez anlamsızlaşacağından söz edilmişti.
Ve şimdi de bir uzay mekiğinin, bir günde "yer" küresi çevresinde 15 kez döndüğü "Uzay Çağı"...
* * *
Politik demeçler, sert çıkışlar, nutuklar, yorumlar, analizler...
Bütün bunlar, özellikle Ortadoğu'nun, 20-30 yıl sürecek kanlı bir çalkantı döneminden geçmesini engellemeye yetecek mi acaba?
6 milyarı aşkın insanı, kapalı kapılar ardında yönetmeye çalışan birkaç bin adam, kim bilir ne çelişkilere düşecekler makamlarını ve saltanatlarını korumaya çalışırken...
Türkiye'nin politik serüvenleri de; Tahran'ın yaşayacaklarıyla, yeni boyutlar kazanacak...
* * *
Köyceğiz'de ölüveren o kocaman memeli inekçiğe, komşular kadar üzüldüm bendeniz de...
c.altan@prizma.net.tr
|
|