|
Kurallar ülkesi İsviçre (1)
Birkaç gündür İsviçre'deyiz. Eğitim kurumlarını geziyoruz. Her şeyiyle çok farklı bir ülke. Hiçbir ülkeye bu kadar kolay giriş yapmamıştım. Vize gibi pasaport kontrolünden geçiş de inanılmaz derecede kolay oldu. Bize özel mi diye başkalarına da sordum. Genelde hep böyleymiş...
İsviçre; Fransa, Almanya, Avusturya ve Liechtenstein'ın arasına sıkışmış ufacık bir ülke. Yüzölçümü bizim Konya kadar. Nüfusu da 7 milyon. Dört farklı dil konuşuluyor. Almanca, Fransızca, İngilizce ve İtalyanca. Zaten ülkenin bütününü gezdiğinizde dille birlikte simalar da değişiyor. Ama değişmeyen tek şey, hemen her konudaki farklılıkları.
Diğer Avrupalılardan çok farklılar. Bir o kadar da sıcaklar. AB'ye girmeyişleri de bu farklılıklarını kaybetmek istemeyişlerinden. İlköğretim, lise, üniversite nereye gitseniz bu farklılığı çok çarpıcı bir şekilde hissedebiliyorsunuz.
Tam 150 farklı ülkeden öğrenciler var. Hangi öğretim kurumuna gitseniz önce kaç ülkeden öğrencileri olduğunu söylüyorlar. Kapıyı 30'la açıp 80'e kadar çıkıyorlar. Amerikan okullarının yanı sıra Japon koleji de var.
Öğrenim ücretleri ise tam anlamıyla dudak uçuklatıyor. Yıllık yatılı öğrenim ücretleri 80 ile 100 milyar arasında değişiyor. Bir başka şaşırtıcı yönleri ise, öğrenci sayıları. Ülkenin en iyi özel okullarının toplam öğrenci sayısı, ilkokuldan liseye hepsi hepsi 150 ile 200 arasında. 300'ü aşanların sayısı çok az. Ücretlerinin yüksekliği ise bu yüzden.
Aynı kampüsler bizde olsa, kesinlikle en az bin öğrenci alınır. Ama çok öğrenciye karşılar. Sınıflar 4 ile 12 kişi arasında. Genelde 6-7 kişi. Ve hepsi de farklı ülkeden.
İsviçre'de şaşıracak çok şey var. Ama en çarpıcı olanı, eğitim çeşitliliği. Bırakın ülke genelinde ortak bir eğitim politikasını, her kantonda ve hatta her okulda çok farklı bir eğitim sistemi var. Okullarda da aynı anda birden fazla sistem uygulanıyor. En şaşırtıcı yanı, her öğrenciye yönelik müfredatın da, dersin de, ödevin de farklı olması. "Her çocuk için farklı bir eğitim sistemi uyguluyoruz. Çünkü onların hiçbiri bir diğerine benzemiyor" diyorlar.
Örneğin 4'üncü sınıftaki bir öğrenci matematikte yüksek performans sergiliyorsa, matematik dersini gidip 6-7'lerle aynı sınıfta görebiliyor. Bazı derslerde geri kaldıklarında ise hemen yeni sınıflar açılıp onlara özel müfredat uygulanabiliyor.
Sınıfta kalma ya da okuldan atılma oluyor mu? Neredeyse yok gibiydi. Çünkü her çocuğun başarılı olabileceği bir yönünün olduğuna inanıyorlar. "Bizim görevimiz de onları bulup çıkarmak" diyorlar.
Ama onlar da şikâyetçi
Eğitimle ilgili yazacak daha çok şey var. Ayrıca okul ziyaretlerimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Onları yarın da sizlerle paylaşacağız. Bu arada, beş dakika bile boş zaman bırakmadan gezdirdikleri ülkelerinden ve insanlarından da söz etmek istiyorum.
İsviçre'nin böylesine bir tarım ülkesi olduğunu bilmiyordum. Dağ, bayır her taraf üzüm bağı. Elma ağaçları ve ekili tarım alanları... Zürih, Cenevre, Lozan, Montreux, Crans, Montana, Leysin, Villars, Rolle... Yol boyunca üzüm bağları o kadar dikkat çekiciydi ki... Kentlerde ise neredeyse her üç binadan biri banka, diğer ikisi de saatçi ve otel.
Refahın sembolü ve dünyanın en zengin ülklerinden biri olan İsviçre'de de hayat pahalılığından, hele hele bizdeki gibi sürekli zamlanan benzinden şikâyet edileceğini hiç düşünemezdim...
Müthiş kuralcı bir ülke. Okullarda en ufak bir disiplinsizliğe tahammülleri yok. Alkol ve uyuşturucu üniversitelerde bile atılma nedeni. En ünlü kolejlerde dahi tabakta yemek bırakmak uyarı getiriyor. Kaynakları en verimli biçimde değerlendiriyorlar. Zamanı, parayı, toprağı, dersleri, kontenjanları, aklınıza ne gelirse...
Özetin özeti: İsviçre'den öğrenilecek çok şey var..
aguclu@milliyet.com.tr
|
|