Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Nisan 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sosyal güvenlik reformundan kim haberdar?


Nihayet, Meclis'ten Sosyal Güvenlik Reformu Yasası geçti. Geçti de, çoğu kimse reformun ne olduğunu doğru dürüst anlayamadı. Reform, kısaca sosyal güvenlikte tek tip bir düzen sağlıyor. Doğrusu da bu. Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur gibi çok başlılık ve farklı standartların olması, sistemi daha önce yamalı bir bohça haline getiriyordu.
Yeni reform prim ödeme gün sayısını 9 bine yükseltirken, aylık bağlama oranı ve emekli aylığı düşüyor, 2041 yılında son alınan ücretin yüzde 50'sine düşüyor. Emeklilik yaşı da 65'e çıkıyor. Gerçi bu geçiş kademeli, 2048'de son buluyor.
Kısacası, reform etkisini zaman içinde gösterecek. Hem ödenen emeklilik düşecek, hem de katkı payları artacak. Böylece, sosyal güvenlikteki açık iki taraftan kapanmış olacak.

Açık, milli gelirin % 5'i
Sosyal güvenlik açığı ülkemizde milli gelirin yüzde 5'ine ulaşıyor. Bu az bir açık değil elbette. Ancak bir konuya açıklık getirmek gerekiyor. Sosyal güvenliğin bütçe tarafından fonlanması yanlış mıdır?
Çünkü kimileri her bireyin kendi emekliliğini düşünmesini ve yatırım yapmasını doğru bulurken, kimileri de devletin çalışan adına kesinti yaparak emekliliğimi sağlamasını istiyor. Hatta kimileri de, devlet topladığı vergilerden de bu açığı kapatabilir, diyor.
Eğer bunlardan ikincisi geçerliyse, yani arada devlet varsa, toplanan parayla ödenen paranın eşitlenmesi gerekir. Tabii zaman içinde emekli sayısı, çalışan sayısına yaklaşmazsa.
İkincisi, emeklilik aylıklarının aşırı yükseltilmesi çalışanların daha fazla kesinti ödemesi demektir. Ya da devlet bunu, yapacağı başka bir harcamadan kesecektir.
Ele alınan reformla gelir-gider dengesi eşitlenmeye çalışılıyor. Ancak gözden kaçmaması gereken bir konu var. Bu halihazırda kümeste olanların ödediğini ve aldığını eşitliyor. Oysa hem sigortalı sayısı az, hem de ülkemizde gereksiz sayıda kişi sosyal güvenlikten yararlanıyor.
Üstelik, sosyal güvenlik kapsamı bu yasayla genişliyor da. Örneğin, evlenme yardımları artıyor, erkek çocuklar da emeklinin maaşından yararlanabiliyor. İşsiz kalanların primlerini devlet yatırıyor. Ülkede bir yıldan uzun yaşayan herkes sağlık sigortası kapsamına giriyor.

Sigorta teşvik edilmiyor
Sigortanın kapsamı genişlerken, kayıt dışı olarak çalışan ve sosyal güvenlik sisteminin gelir tarafında büyük gedik yaratan etmen ortadan kalkmıyor. Asıl sorun da burada. Ülkemizde sigortasız çalışan sayısı çok fazla. Çünkü sigorta öylesine bir yük getiriyor ki, brüt ücret işveren için külfetli hale geliyor. Devlet de bu primleri sosyal güvenlik açığı büsbütün büyür diye düşüremiyor.
Ancak ekonomi büyürken ve istihdam düzeyi yükselirken, sosyal güvenlik katkı primleri düşürülebilir. Böylece artan sigortalı sayısı, emeklileri finanse edebilir. Hesap meselesi tabii.
Öte yandan, bu bir uzun vadeli reform olduğuna göre, bir gerçek göz ardı edilmemeli: 30 yıl sonra ortalama ömür ülkemizde yükselecek. O zaman bu reform yine etkisiz hale gelebilir.
Çünkü daha uzun süre emekli maaşı ödenir. Özetle, milli gelirin yüzde 5'ine ulaşan açık kısa vadede kapanmadığı gibi, uzun vadede de kapanmayabilir.
Dikkatimi çeken bir olay, sosyal demokrat olduğunu iddia eden CHP'nin bu reformla ilgili kayda değer bir çıkışının olmamasıydı. Genel kurulu terk etmelerini anladık da, meydanları neden terk ettiler?

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Laikliği korumak
BAŞBAKAN Yardımcısı Abdüllatif Şener, "Laikli...
Çetin ALTAN
Komşunun ineği ölüverdi
Ilık bir nisan akşamıydı. Güneş batmış, tatlı...
Melih AŞIK
Ateşle oynuyoruz
Amerika, İran'a karşı savaş hazırlıklarını yo...
Fikret BİLA
Savcıyı denize kim itti?
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Van Savcı...
Hasan CEMAL
Bu yazıyı Fenerliler okumasın!
Hiç belli olmaz, futbol bu. Top yuvarlıktır! ...
Güneri CIVAOĞLU
Sınırda yığınak
Sivillerle spor gibi sosyal aktiviteleri payl...
Abbas GÜÇLÜ
Kurallar ülkesi İsviçre (1)
Birkaç gündür İsviçre'deyiz. Eğitim kurumları...
Hurşit GÜNEŞ
Sosyal güvenlik reformundan kim haberdar?
Nihayet, Meclis'ten Sosyal Güvenlik Reformu Y...
Sami KOHEN
Değişiklik var mı?
İKİ ay önce Yunanistan'da Dora Bakoyani'nin D...
Metin MÜNİR
Türkiye kadar büyük bir şirket var, neredeyse
Dünyanın en büyük şirketi Exxon Mobil petrol ...
Faik ÖZTRAK
İstatistiklerle nasıl siyaset yapılır?
Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı'nın bu hafta...
Hasan PULUR
Bu da milli kültürümüzden...
GÜNLERDİR bir varil kavgasıdır gidiyor, zehir...
Derya SAZAK
Emeklilik reformu
Bir "reform" tasarısı daha Meclis'ten rüzgâr ...
Meral TAMER
Yeni vapurlar internetten oylamayla belirlenemez!
Gerek İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş,...
Ece TEMELKURAN
'Erman Hoca bizi terörist sanıyor!'
"Dedi tabii ki abla. Programda dedi. 'Diyarba...
Güngör URAS
Altın aldı başını gidiyor
Türkler altın piyasasını Cumhuriyet altını fi...
M. Ali BİRAND
PKK huzurumuzu bozmayı başardı!
PKK'nın ne yapmak istediğini anlayabilmek imk...

© 2006 Milliyet