|
 |
|
|
Şu güzel havalar
Görüş / Bülent Buda
Zaman dediğiniz ne ki? Akıp geçiyor. Bilge insanın dediği gibi "Aynı suda iki kez yıkanamıyorsunuz." Erman Hoca'nın "Geriye al Uğur, bir kez daha bakalım" türünden ileri geri oynayabileceğiniz bir aygıt değil yaşam. Sürekli ileriye.
Geçen hafta 450 dakika vardı bitime. Geçiverdi düştü 360'a. İnsan ömrü de öyle değil mi? Önünüze bakıp ilerlerken, geriye kalan günler eksiliyor. Ortaokul günleriydi. Alsancak'ın tribünlerine hevesle koştuğumuz. Kolayından bir hesaplama yarım asır. 50 futbol sezonu eder. Kimler geldi, kimler geçti şarkı gibi. İzlediğim, birlikte oynadığım, şakalaştığım, tartıştığım, çelme taktığım çoğu yok artık. Özlem ağır basıyor. Bazen dalıp gidiyor.
Şanslı olduğumu düşünüyorum çoğu zaman. Basın tribünündeki genç arkadaşlarım giderek kabaran duygularıma iyi geliyorlar. Futbol alanındaki sürekli değişim, yeni transferler, gelenler, gidenler hepsini tanıma, izleme isteği insanı diri, canlı tutuyor. Hayatın kulbuna daha bir istekle tutunuyorsunuz. Bazen "Yeter artık. Buraya kadar." Gidip uzaklaşma, başka yerlerde olma isteği, sanki unutmak, unutulmak ister gibi... Sonra bir yerde, bir zaman, bir genç insan "Merhaba Abi" diyor giriyor söze. Sanki çok gerekliymiş gibi, olacak ya tam gidiş bileti elimizde. Otobüsün ilk basamağından indiriyor sizi. Öyle ağız dolusu, çok şey, doğru şey, güzel şey söylüyor ki onlarla kol kola, yeniden "Futbol" oluyorsunuz.
Nisan'ı bir başkadır
"Beni bu güzel havalar mahvetti" demiş şair bir zaman önce. "Böyle havada istifa ettim efkaftaki memuriyetimden..."
Aslında tam da zamanı çekip gitmenin. Güzel havalar başladı. Nisanı bir de eylül, ekimi bir başkadır Ege'nin. Sevdalanarak, soğutulmuş bir duble rakıyla konuşulacak zamanlardır iki ya da çok insana bakarak, ama ille de görerek.
Bir de birbirimizi farkedecek zamanlardan geçiyoruz, farketmeden!
Bir süreliğine de olsa, birbirimize gereksinim duyduğumuz şu zaman diliminde farklılıklarımızı aşıp, ötekine kol kanat olmayı deneyebilsek. Yani bir yerlerde bazı insanlar kurulu düzenin paylaşımlarını biçimlendirirken, biz buralarda birbirimizi tırmalamasak.
Bu yürek dayanmaz
Yani en azından şu kısacık futbol zamanında "İzmirli olmayı" becerebilsek. Bunu yaşam biçimine dönüştürebilsek. Sabırla, taşıyarak, yukarıya, omuzlarımızla, öne çıkanı sonra tek tek çoğalsak. İyi gelmez miydi acıyan yaralarımıza? Geçen hafta 450 dakikaydı futbol zamanı. Bu hafta 360. Bir sonraki 270. 360 dakika futbolda 12 puan eder, eğer kazanırsanız.
Artık bundan böyle bu sezon bir üst ligin tek adayı Altay'dır. Orada öyle duran, sahibini bekleyen 12 puanı kazanmak da Altaylı futbolcuların işidir, ödevidir. Zor mor yok öyle. Tabir-i caizse evirerek çevirerek (!) isteyen, dilediği dümeni çevirsin. Ben kazanır, işime bakarım. İnanın çocuklar bundan böyle gelecek acı sürprizlere bu yürekler dayanmaz. Devirin, bitirin şu işi.
Tütüne böyle havada alıştım/Böyle havada aşık oldum/Eve ekmekle tuz götürmeyi/Böyle havalarda unuttum/Şiir yazma hastalığım/Hep böyle havalarda nüksetti/Beni bu güzel havalar mahvetti.
egespor@milliyet.com.tr
|
|
|

|