Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Nisan 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kirazlar-canerikleri


Nurmadan akıllı uslu şeyler yazmanın da, bir tek boyayla ebemkuşağının resmini yapmaya benzer, kendine özgü bir aptallığı olduğu muhakkak.
Yaşamda her şey hep akıllı uslu mudur ki; onun en öz parçası olan yazı da, hep akıllı uslu olsun...
Hatta aslını ararsanız, yazı; toplumsal beğeniye özenenlerin, ıkına sıkına akıllı uslu görünme çabalarındaki yapaylığa; insancıl bir tepkiyle, biraz da dil çıkarıp, göz kırparak nanik yapmak gibi bir şeydir.
***
Bunu en iyi anlamış yazarlardan biri de Anatole France'dı. Kiliselerdeki Meryem Ana resimleri için:
- Onlar genellikle sokak fahişelerinin portreleridir. Ressamlar hangisiyle düşüp kalkmışlarsa, Meryem Ana diye, kiliselere onun resmini yapmışlardır, diyordu.
Kazara büyük imamlardan Hasan Efendi'nin, oruç bozma yöntemi olarak, helalinden cimayı benimsemiş olduğunu bilse; kim bilir daha neler derdi.
***
Rahmetli Ulunay, büyük imamlardan Hasan Efendi'nin, bu yöntemini ballandıra ballandıra doğrusu çok güzel anlatırdı.
Biz de zaten, helalinden cima ile oruç bozmanın günah olmadığını; büyük imam Hasan Efendi örneklemesiyle, rahmetliden öğrenmiştik. Her ikisi de nur içinde yatsınlar.
Biri, kendi yaşamındaki uygulamayla; öteki de, uygulamanın felsefesine derinliğine dalarak, "Islâh-ı nefs"in nerede başlayıp, nerede bittiğini; dünyadan habersiz olanlara çok iyi göstermişlerdi. Hem de aralarında, bin beş yüz yıllık bir zaman farkı olduğu halde.
***
Dünyadan habersiz olanlara, daha nice nice kişiler, neler öğretmeye çalışmadılar ki...
Gülmece ustası Daniel-Brunet:
- Aşk bir ateştir, derdi.
Ama nasıl bir ateş? Nikâhtan geçip evcilleştiğinde, tüten sobaya benzeyen bir ateş... Yansın diye ayrı, aman sönmesin diye ayrı uğraştığın bir ateş...
Oysa dışarıda kendiliğinden yanıp tutuştu mu, orman yangınına benzer, alev alev genişler giderdi...
***
Bir başka gülmece ustası olan Tristan Bernard da:
- Aşklar, diyor, mantarlar gibidir. Zehirli olup olmadığını iş işten geçtikten sonra anlarsın.
Hoş, bizde yemeye bile pek hacet yoktur. Bazen üstüne basınca da anlarsın...
***
18'inci yüzyılın akıllı kadınlarından Madam Necker:
- Aşk bir türlü bitmeyen bir savaştır, demiş.
Hiç kuşkusuz aşkla ilgili sözcüklerin, askeri deyimlerden alınmış olması da bundandır. Aşkımın önüne kimse geçemez; aşkım onu fethetti, aşkıma yenildim, aşkımı mahvetti, yüreğimi hançerledi, kalbimi parçaladı, gönlümü tutsak aldı vs...
***
Ancak Madam Necker'in bilmediği, bu savaşa, en uygun sözün şu olduğudur:
- Galip sayılır, bu yolda mağlup.
***
La Rochefoucauld yine dört dörtlük oturtmuş sözü:
- Gerçek aşk cin, peri, hayalet gibi bir şeydir. Herkes ondan söz eder ama, aslında kendisini gören kişi çok azdır.
***
George Sand ise:
- Sevilmeden sevmek, diyor, insanın sigarasını sönük bir sigaradan yakmaya çalışmasına benzer...
Ah keşke öyle olsaydı. Alt tarafı bir kibrit alır, yakardın sigaranı. Sevilmeden sevmek, sönmüş bir sigaradan sigara yakmaya değil, olsa olsa gazı bitmiş çakmakla ısınmak için uğraşmaya benzer. Arada bir çakan bir kıvılcımla, titreye titreye sümüğünü çeker durursun.
***
Bir başka akıldane de şöyle demiş:
- Bazı aşklar yalçın dağlar gibidir. Doruklarında dinlenecek yer yoktur. Tepesine ulaştığın an, hemen inmeye başlaman gerekir.
***
Adı sanı pek bilinmeyen Etienne Rey de:
- Bir kez âşık olunur, sözüne hak veriyor. Gerekçesini de şöyle gösteriyor:
- Çünkü kimsede bir daha başlama isteği kalmaz.
***
Prince de Ligne tam ters kanıda:
- Aşkta en tatlı dönem, daima başlangıçtır. Onun için sık sık yeniden başlamaktan zevk alanlara hiç şaşmıyorum.
***
Doktor Besançon da ilginç bir öneride bulunuyor:
- Sevişmek için yüzünüze özen gösterin; yüzünüze özen göstermek istiyorsanız da, sevişin.
***
Alphonsa Karr, çapkınlıkta değişik bir taktikten söz ediyor:
- Bir kadını kıpkırmızı edecek şeyler söylemek, güldürmeye kalkmaktan çok daha geçerlidir.
Bu bir tuzak da olabilir. Ola ki Karr, çapkın geçinenlerden öç almak istemiştir.
***
Yine 18'inci yüzyılın şirin bayanlarından Sophie Arnould:
- Platonik aşk; dindar olduğu halde, ibadet etmeyen erkeğin işidir, diye hafiften bir iğne batırmada.
Ne var ki ibadet etmeyen dindarın tehlikesi yoktur. Asıl tehlike, dinsiz imansız olduğu halde, hemen ibadet etmeye kalkanlardadır.
***
Bir taktik de şu:
Kadınların yanında el hareketleri saygınlığını yitirmeye başlayınca, sözcüklerin saygınlığını iyice artırmak gerekirmiş:
- Sizin güneşinizde damla damla eriyip, görünmez yıldızlara tütsü oluyorum, derken; kadının orasını burasını avuçlamaya kalkmak gibi bir şey olmalı bu...
İncesinden baygınından bir:
- Yapma n'olur... gelirse sorun yok.
Ama kuru bir:
- Çek elini, gelirse; sözü daha çok uzatmakta da hiçbir yarar yoktur. Medine dilencisi gibi sızlanıp yalanmakla kalırsın.
***
Akıllı uslu yazılarla doktora tezine çalışan yaşı geçkince asistanlara döndük.
Yazı dediğin biraz da renkli keten helvası gibi olmalı... Karın doyurmasa da, köpük köpük ağzı tatlandırmalı...
Ne demişler:
- Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım.
Madem tatlı düşünmeyi unuttuk; biz de bari öyle yapalım.
Büyük imam Hasan Efendi'nin oruç bozma yöntemi de bunun yanlış olmadığını çok yüksek düzeyde ve çok kesin olarak gösteriyor.
————————
Not: 22 yıl önce yazılmış bir yazı... "Yeryüzü Tanrıçaları"ndan...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Hâkimiyeti milliye
23NİSAN 1920 günü açılan Meclis'in temelinde ...
Çetin ALTAN
Kirazlar-canerikleri
Nurmadan akıllı uslu şeyler yazmanın da, bir ...
Fikret BİLA
Org. Özkök: Şartlar doğarsa sıcak takip hakkı kullanılır
Tabir yerindeyse komutanlar, TBMM'deki 23 Nis...
Yasemin CONGAR
Rice gelirken...
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın, yar...
Can Dündar
Başbakan'ın izin güncesi
17 Nisan Pazartesi:
Semih İDİZ
Irak'ta başbakan tamam, sıra hükümeti kurmaya geldi
Irak nihayet yeni başbakanını çıkarabildi. Se...
Metin MÜNİR
Turkcell CEO'su Muzaffer Akpınar gerçekten istifa etti mi?
Amerikalılar "If it ain't broke don't fix it"...
Faik ÖZTRAK
Ekonomi politikalarının gerçek başarısı
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası...
Hasan PULUR
Bir "pazar" övgüsü...
MEĞER ne çok "Alaçatı'yı seven" varmış, meğer...
Yaman TÖRÜNER
Çiller dönemi Merkez Bankası
Önceki yazımda, bu konuya devam edeceğimi söy...
Osman ULAGAY
Krizi düşünmeye gerek var mı?
Türkiye 2001 yılına kadar sıkça ekonomik kriz...
Güngör URAS
Döviz getiren, paradan para kazanıyor
Bundan beş-altı yıl önce "Paradan para kazanı...
M. Ali BİRAND
Bir GS'linin kızgınlığı...
Bir GS'lı olarak Cumartesi akşamı maçtaydım v...

© 2006 Milliyet