Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Nisan 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Türkiye'nin en çok tanınan satranç oyuncusu Suat Atalık'ın meslektaşı ve karısı Ekaterina Atalık geçen hafta Avrupa Şampiyonu oldu
-Katia'nın şampiyonluğu beni gölgede bıraktı
-Suat'a yenildiğim zaman ona küsüyorum


SATRANÇTA Türkiye'den çıkan ilk büyükusta Suat Atalık, 2005 Kasım'ında Rus meslektaşı Ekaterina Polovnikova ile evlendi. O günden beri Türk milli takımı adına yarışan -kocasının deyimiyle- Katia, geçenlerde Avrupa şampiyonu oldu. Suat Atalık "Tabii ki bir satranç turnuvasında tanışmıştık. Şu anda dünyanın ikinci en kuvvetli çiftiyiz. O nedenle evliliğimiz yurtdışında da çok büyük yankı uyandırdı" diyor.

YAPRAK ARAS

Suat Atalık, Türkiye'nin satrançtaki ilk büyükustası. 1977 yılından beri ülkemizi yurtdışında temsil ediyor. 40'ın üzerinde turnuvada derece almış, Satranç Olimpiyatları'nda madalyalar kazanmış bir satranç oyuncusu.
Türkiye, geçen yılın kasım ayında dünya satranç çevrelerinde de konuşulan bir düğünün ardından bir büyük usta daha kazandı. Atalık'la evlenen Rus Ekaterina Polovnikova, o tarihten beri Türkiye adına yarışıyor. Geçen hafta Kuşadası'nda yapılan 7. Avrupa Bireysel Satranç Şampiyonası'nda ülkemize altın madalya kazandıran Ekaterina Atalık, Büyük Bayanlar kategorisinde Avrupa Şampiyonu olan ilk Türk vatandaşı unvanını da elde etti.
Atalık çiftini Marmaris'teki Martı Resort Oteli'nde düzenlenen Türkiye İş Bankası Satranç Ligi maçları sırasında ziyaret ettik ve aralarda konuştuk. Ekaterina'nın üç aylık hamile olması nedeniyle çifte mutluluk yaşayan ikili ile satrancı, satranççı bir ailenin hayatını konuştuk.
Aynı turnuvalarda yarışan karı-koca arasında ister istemez bir rekabet var. Ekaterina -veya Suat Atalık'ın tabiriyle Katia- kocasına yenilmekten nefret ettiğini söylüyor. Hatta yenildiği maçlardan sonra bir süre konuşmadığını anlatıyor. Suat Atalık karısının Avrupa şampiyonluğunu durup durup kendisine hatırlatması karşısında şakayla karışık sitem ediyor: "Kıskanmıyorum desem yalan olur. Gurur duyuyorum ama aynı zamanda kıskançlık da var."

İki satranç oyuncusunun aşkı nasıl başlar?
Suat Atalık: Tabii ki bir satranç turnuvasında. Dünyanın en üst seviyesindeki oyuncular birbirlerini önce ismen tanırlar. İlk kez 1998'de karşılaştık. İlişkimiz yavaş yavaş ilerledi ve geçen senenin ağustos ayında evlenmeye karar verdik.

Evliliğiniz satranç çevrelerince nasıl karşılandı?
Suat A: Yurtdışında büyük yankı uyandırdı. Dünyanın en kuvvetli evli çiftlerinden biriyiz. Şu anda devam eden evliliklerde, İspanyol Alexei Shirov ve Litvanyalı Victoria Cmilyte'den sonra reyting ortalaması açısından ikinci sıradayız.

İki satranç oyuncusunun ev yaşantısını merak ediyorum. Evde de ağırlıklı konu satranç mı oluyor?
Ekaterina Atalık: Günde en az üç-dört saat tamamen satrançla ilgileniyoruz denebilir. Örneğin günlük bir iş yaparken birdenbire bir pozisyon hakkında konuşmaya başlayabiliyoruz.
Suat A.: Satranç tabii ki hayatımızın önemli bir parçası. Turnuvalar yüzünden çok fazla seyahat ediyoruz. Ayın neredeyse 15 günü dışarıdayız. Ama boş zamanımız olduğunda diğer şeylerle de ilgileniyoruz.

Ne gibi?
Suat A.: Spor yapıyoruz. Okuyoruz, yürüyüşler yapıyoruz ve mutfakla ilgileniyoruz.
Ekatenia A.: Turnuvalardan kalan zamanımızda çoğunlukla film izliyoruz. Günde birkaç film izlediğimiz bile oluyor. Suat hep savaş filmleri izlemek istiyor. Bense tarihi filmler. Son zamanlarda Japon edebiyatına merak sardım. Japon yazarlarını takip ediyorum. Bir de Rus klasiklerini okuyorum ama İstanbul'da Rusça kitap bulmakta zorlandığım için internetten sipariş veriyorum.

Satranç oyuncuları da doktorlar gibi genelde birbirleriyle mi evlenir?
Ekaterina A.: Profesyonel satranç oyuncusuysanız, turnuvalara katılmak için sürekli seyahat etmek durumundasınız. Kocamın satranç oyuncusu olmadığını düşünemiyorum. Onun evde oturduğunu ve benim sürekli seyahat ettiğimi düşünsenize. Veya "Bak ne kadar güzel bir oyun oynadım" desem, "Eee, yani?" diyebilir.
Suat A.: Karşılıklı anlayış çok önemli tabii. Turnuvaya katılmak için Malmö'ye gidiyorum mesela. Sıradan bir kadın olsa, "Malmö'ye gitme, seni yanımda istiyorum" diyebilir.

"Yenilince çok kızıyorum"

Beraber mi çalışıyorsunuz?
Ekaterina A.: Değişiyor.

Aranızda rekabet var mı?
Ekaterina A.: Tabii ki var. Suat beni yendiğinde çok seviniyor. Bense yenilmekten nefret ediyorum ve yenildikten sonra bir süre kocamla konuşmuyorum. Ama uzun sürmüyor.
Suat A.: Birbirimizi çok seviyoruz ama Katia resmi karşılaşmalarda yenilmekten nefret ediyor. İlginç bir durum tabii eşinize karşı oynamak. Aynı evi paylaştığınız için hazırlık yapmak da çok zor. Birimizin bilgisayarı alıp saklanması lazım. Ama aramızdaki rekabet hiçbir zaman çirkin bir noktaya gelmedi. Şimdiye kadar dört oyun oynadık. Bundan sonra da çok oynayacağız. Bence uyumlu gidiyor.

Birbirinizle yapacağınız maçlara nasıl hazırlanıyorsunuz?
Suat A.: Çok hazırlanmıyoruz aslında. Zaten birbirimizi iyi tanıyoruz ve nasıl bir senaryonun geleceğini ikimiz de önceden görüyoruz.

"Hem gurur duyuyorum hem de kıskanıyorum"


Genelde kim yeniyor?
Suat A.: Ben yeniyorum. Dünyadaki reyting skalasına göre ikimiz de en iyi 100'ün içerisindeyiz. Benim reytingim 2 bin 632, Katia'nınki ise 2 bin 393. İbre benden yana ama arada berabere bittiği de oluyor.

Seviyor musunuz birbirinizle oynamayı?
Suat A.: Katia'nın hoşuna gitmiyor pek, kaybederse sinirleniyor. Ama hem sevgi, hem iş her dakika bir arada olmuyor. Birbirimizi yenmeye çalışıyoruz.

Eşiniz Avrupa Şampiyonu olunca neler hissettiniz?
Suat A.: Kıvanç duyuyorum. Zaten Margaret Thatcher'ın kocası Dennis Thatcher gibi oldum, eşimin gölgesinde kaldım. Kıskanmıyor değilim.

Gerçekten kıskanıyor musunuz eşinizin unvanını?
Suat A.: Muhakkak. Yok desem yalan olur. Övünüyorum, gurur duyuyorum ama aynı zamanda da kıskanıyorum. Gurur büyük, kıskançlık küçük.
Ekaterina A.: Tersi de olabilir (gülüyor).
Suat A.: Malmö'de yapılacak çok önemli bir turnuvaya davetliyim ama bu bile kıskançlığımı engellemiyor.

"Çocuğumuz satrançla ilgilenirse desteklerim"


Neler hissettiniz Avrupa Şampiyonu olunca?
Ekaterina A.: Hâlâ inanamıyorum. Bu fikre alışmam için biraz daha vakit geçmesi gerek sanırım. Çok yoruldum. Bittiğinde kendimi sıkılmış limon gibi hissediyordum.
Suat A.: Artık Katia'nın yüzde yüz Türk sayılmasının zamanı geldi. Yaklaşık altı aydır evliyiz. Bu kadar süredir bir Türkle evli olan bir insan, hele bu ülke için oynuyorsa kendini Türk olarak ispat etmiştir. Akdeniz Şampiyonası'nda erkekler kategorisinde ben birinci, Katia ikinci oldu. Türkiye'yi en iyi şekilde temsil ediyor. Ayrıca Avrupa şampiyonluğu, dünya şampiyonluğunun ardından gelen çok büyük bir unvan. Bir de Katia 23 yaşında. Ben 41, Mişa (Mikhael Gurevich, Türkiye şampiyonu) ise 45 yaşında. Bizler dünyanın en iyi oyuncuları arasındayız ama artık dünya şampiyonu olmamız zor. 23 yaşında Avrupa şampiyonu olan birinin şansı ise çok yüksek.

Eşiniz üç aylık hamile. Çocuğunuzu da satranç oyuncusu yapma gibi bir arzunuz var mı?
Suat K.: Ben çocuklara herhangi bir şeyi zorla sevdirme taraftarı değilim. Evde satrancı görüp ilgilenirse desteklerim. İlgilenmezse de zorla güzellik olmaz.

Doğumdan sonra turnuvalara nasıl katılacaksınız?
Ekaterina A.: Doğumdan sonra bir süre uzak kalacağım. Hamileliğin ikinci ayı zordu. Türkiye Erkekler Şampiyonası'nda oynarken performansım düştü. Ama vitamin kullanıyorum ve turnuvalardan sonra dinleniyorum.

"Atın nasıl hareket ettiğini çok zor öğrendim"


Evinizde kaç tane satranç takımı var?
Suat A.: Açıkta duran bir tane. Onun dışında da birkaç tane irili ufaklı takım var. Ama üç bilgisayar var. Biri, isteğim üzerine özel olarak tasarlandı. Hypertraining denen bir sistemle çalışıyor. İki tane de dizüstü bilgisayarımız var. Satrançla ilgili kitaplar da evin büyük bir bölümünü kaplıyor. Bir de kupalar tabii... Yeni kupalarımızı koymak için bir kütüphane daha almamız gerekti.

Satrançta favori bir taşınız var mı?
Suat A.: Benim yok.
Ekaterina A.: Ben zıpladığı için çocukluğumdan beri en çok atı severim.
Suat A.: Ben atın nasıl hareket ettiğini çok zor öğrendim. O yüzden kesinlikle favorim değil.

"Problem çözmek zeka oyunudur. Ama altı saat boyunca çözerseniz buna spor denir"


Satrançtan bir aileyi geçindirecek kadar para kazanıyor musunuz?
Suat A.: Benim Bosna-Hersek'e gidişime kadar geçen dönemde Türkiye'de satranca hiç ilgi yoktu. Ama ben üst seviyede olduğum için turnuvalardan, gösterilerden ve çeşitli liglerden para kazanıyordum. Katia'nın durumu da hemen hemen aynı. Yeni federasyonla birlikte işler değişti. Şimdi federasyonun maaşlı sporcusuyuz. Tüm masraflarımız karşılanıyor, harcırah veriliyor. Zaman zaman çeşitli gösterilere çağrılıyoruz ve turnuvalardan ödüller kazanıyoruz. Şimdi daha rahatız. Katia da dünyanın en iyi federasyonlarından birinin maaşlı sporcusu oldu.

Satrançla ilgili yanlış bilinenler neler?
Suat A.: En önemlisi Türkiye'de satranç hâlâ spor kategorisine konmuyor. Oysa uluslararası alanda spor olarak kabul ediliyor. Bir matematik problemi çözerseniz bu bir zeka oyunudur. Ama altı saat boyunca çözerseniz bu spor olur. Satranççılar kuvvetli olmak zorunda, kuvvetli satranççılar da daha kuvvetli olmak zorunda. Baktığınızda bir Karpov-Kasparov serisinde Karpov'un 17 kilo verdiğini görüyoruz. En önemlisi Türk insanına satrancın spor olduğunu benimsetmek. Bizde yılın en iyi sporcusunun bir satranççı olduğunu düşünemezsiniz bile.

Satranç daha çok bir zeka oyunu olarak düşünülür.
Suat A.: Oyun, zeka oyunu gibi kategorilerin altına cehaletten sokuluyor. Tabii ki zekâyla ilgisi var. Satranççı hamlesini yazmak için okuma-yazma bilmek zorunda! Belirli bir kültür seviyesinin üzerine çıkacaksınız, estetik görüşünüz olacak. Neticede beynin çalıştığı bir şey ama altı saat süren müsabakalardan oluşan 10 günlük bir turnuvaya dayanmak için çok kuvvetli olmak lazım. Sportif tarafı buradan geliyor. Bizlere hep "Başka bir iş yapıyor musunuz?" diye sorulur. Nasıl yapabiliriz ki? Günde altı saat bunu oynayan, yılda 15 turnuvaya katılan insan nasıl başka bir işle meşgul olsun?

"Rus gelin bilmem kimi şah-mat yaptı!"

Suat Atalık karısı için yapılan "Rus Gelin" tanımlamasına kızmış: "Bu bizim toplumumuzun yazgısı. Ciddi olaylara hiçbir zaman gerektiği gibi değer verilmiyor. Tuğçe Kazaz yüzünden 'Din değiştirecek mi?' diye soruyorlar hemen. Magazin unsuru arıyorlar. "Rus gelin bilmem kimi şah mat yaptı" olacak iş mi?

"Satranç çok ağır bir spor"


Türk vatandaşı olup Türkiye adına yarışmak sizin fikriniz miydi?
Ekaterina A.: Rusya listesinden çıkıp Türkiye adına oynamayı ve Türk sporcusu olmayı kendim istedim. Çünkü bir Türk büyükustayla evlendim ve kocamla aynı takımda oynamak istedim. Evlendiğimizden beri kendimi yarı Türk gibi hissediyorum. O yüzden de artık bu ülke için yarışıyor olmam çok normal. Türk satrancına katkıda bulunmak istiyorum. Vatandaşlık hakkı üç yılda elde ediliyor. Halen pasaport bekliyoruz aslında.

"Türk satrancı iyi durumda"

Rus satranç çevrelerinden ne gibi tepkiler aldınız?
Ekaterina A.: Satranç federasyonu benim adıma sevindi. Buradaki başarılarım onları memnun etti.
Suat A.: Katia'yı çoktan akıllarından çıkardılar. Onu artık bir Türk olarak görüyorlar.

Türk satranç dünyasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ekaterina A.: Çok önemli isimler var. Mikhail Gurevich dünyanın en iyi oyuncularından biri. Kocam da çok güçlü. Ayrıca Barış Esen gibi genç yetenekler de var. Suat da onun büyükusta olabileceğini düşünüyor.

Rusya'daki satranç ortamıyla karşılaştırınca neler söyleyebilirsiniz?
Ekaterina A.: Türk satrancının Rus satrancından daha zayıf olduğunu düşünmüyorum ama Rusya'da daha çok büyükusta var. Sovyetler Birliği döneminde satranca önem verildiği için satranç geleneği orada daha yerleşik. Ama tabii ki dağıldıktan sonra birtakım değişiklikler oldu.
Suat A.: 2000 yılında Türkiye Satranç Federasyonu başkanlığına seçilen Ali Nihat Yazıcı geçmiş federasyondan kalan bozulmuş yapıyı düzeltmeye çalıştı. Yani bugünkü olumlu ortam birdenbire oluşmadı. Mozaiğin tüm parçaları geçen yıl yerine oturdu. Panorama şu anda çok iyi. İyi işleyen bir yapı var ve ekilenlerin meyvelerini toplamaya başladık. Sovyetler Birliği , İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra satranca büyük önem vermeye başladı. Karpov, Kasparov dünyanın en iyi sporcuları kabul ediliyordu. Eskiden Avrupa'da entelektüel insanlar kulüplere gelip müzik, edebiyat hakkında konuşurlardı. Daha sonra ise dünyaya ne kadar zeki olduklarını göstermek için satranç oynarlardı. Çünkü satranç her zaman zekayla ilişkilendirilmiştir. Mesela futbolcu Ronaldinho'yu izliyorsunuz ama onun başarıları sizin Brezilyalılarla ilgili görüşlerinizi değiştirmiyor.
Ekaterina A.: Ama satrançta öyle değil. Mesela Rusya'dan çok sayıda büyük usta çıktığı için herkes Rus insanının çok zeki olduğunu düşünür. "Aaa, Rus musunuz? Kasparov, Karpov da Rustur. Ruslar çok zekidir" diyorlar. Sovyetlerin satrançta elde ettiği başarıların yankıları hâlâ sürüyor. Bundan sonra da "Bak Avrupa Şampiyonu Türk, Türkler çok zeki insanlar" diyecekler.
Suat A.: Ben büyükusta olunca Almanya'daki Türk toplumundan bana teşekkürler geldi. Çünkü Almanlar "Siz yeterince zeki değilsiniz, bizim bir sürü büyükustamız var ama sizin bir tane bile yok" diyormuş. Türk otoriteler satranca daha çok önem vermeliler.

"Kadınlar daha zayıf"

Satrançta kadınların yeri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ekaterina A.: Kadınlar erkeklerden çok daha zayıf. Çünkü bu sporla geç ilgilenmeye başladılar. Ayrıca kadın olarak aile kurmak, çocuk doğurmak gibi başka görevleriniz olduğu düşünülüyor. Belki kadınlar da bu yüzden satrancı erkekler kadar ciddiye almıyor.
Suat A.: Satrancın spor olmasından dolayı da böyle. Çünkü erkek vücudu uzun süren turnuvalara nispeten daha dayanıklı.

Satranç oyuncuları vücutlarını da zinde tutmak zorunda mı?
Suat A.: Tabii, satranç çok ağır bir spor. Kuvvetli olabilmek için mutlaka spor yapmak lazım. Ben halter kaldırıyorum, Katia yürüyüş yapıyor ve yüzüyor.




PAZAR
-Katia'nın şampiyonluğu beni gölgede bıraktı
-Suat'a yenildiğim zaman ona küsüyorum

"Turist gibi gezdirmiyor, şehrin yerlisi gibi yaşatıyoruz"
Alt katınızda bir tiyatro sahnesi olabilir
"Bu dizide gazetede okuduğumuz cinayetler var"
"Türk tasarımı kaynıyor"
Mutfaktaki aşk tango ile başladı
Kuşaklar arası zaman köprüsü
Masum kadın resimleri
Pazar sabahı keyfi
İzmir'in tadına bakın
Kentsel "yaprak-döktürme"
Atakoğlu'nun Blues Alley siftahı
"Hayalim, anneme babama iş bulabilmek"
Kendimizi bilmek
Şarap listesi inanılmaz ama...
Oxford Üniversitesi'ne destek
Kurubaklagiller: Kanserden menopoza her derde deva
Sahillerine bahar geldi memleketimin
Karadeniz'in en korunaklı koyu: Kerpe
Bordo, şarapta "tur bindiriyor"





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet