Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Nisan 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bordo, şarapta "tur bindiriyor"

2005'te çok iyi bir bağbozumu yaşayan Bordo, doğanın bu hediyesinin yanı sıra insan eliyle de şarabı güzelleştiriyor, yeni üretim teknikleriyle şaraplarının mükemmeliyetini artırıyor...

myalcin@turk.net

Kürsüdeki adam, ekrandaki görüntüye bakarak "Bu aletin adı, basınç odası" dedi. "Asmanın yaprağı bu aletin içine konuyor ve eziliyor. Böylece, bitkinin ne kadar su rezervine sahip olduğunu anlıyoruz. Yaprak ya da salkım budaması yapıp yapmama kararını ona göre veriyoruz. Üzümün hasat tarihi ve şaraba işlenme tarzı bile, bu verilerle belirleniyor. Kısacası, 2005'teki gibi 'çok iyi' yıllar, konfeksiyon giyim değil, adeta kişiye özel ısmarlama terzilik gerektiriyor. Her üzüme, her bağa ayrı bir dikkatle yaklaşıyoruz. Tıpkı, bonzai yetiştirir gibi..." Bordo Üniversitesi Önoloji Fakültesi profesörlerinden Denis Dubourdieu, şarap üretiminde ulaşılan incelikleri böyle anlatıyordu.
Nisan başında bir hafta geçirdiğim Bordo, dünya şarapçılığında pek çok yeniliğin icat edildiği ve ilk kez denendiği bir şarap bölgesi. Şarabın bağında şişelenmesi, yaprak budamasıyla üzümlerin bol güneş alması, salkım budamasıyla verim düşürülmesi, şıranın ısıtılarak üzüm kabuklarının daha fazla renk ve lezzet kazanması gibi teknikler, hep Bordo'nun dünya şarapçılığına armağanları.

Her gün rakipleri artıyor
Ancak Bordo bir süredir, dünyanın diğer iyi bağlarında, benzer yöntemlerle yapılan kaliteli şarapların rekabetiyle de boğuşuyor. Bir zamanlar kaliteli şarap deyince akla gelen hemen hemen tek bölge olan Bordo, artık yalnız değil. İşte bu yıl, bu rekabet ortamında Bordolu şarapçıların mükemmeliyeti yakalamak için çabalarını artırdıklarını gözlemledim. Mesela bağbozumunda salkımlar plastik bantların üzerinden geçirilerek ham ve çürükleri zaten ayıklanıyordu. 2005 hasadında ise pek çok şatoda, üzümlerde ikinci bir ayıklama daha yapılmış, sap ayırma değirmeninden tane tane çıkan üzümler bir kez daha banttan geçirilip, ham taneler tek tek ayıklanmıştı. Hatta bu iş için makineler geliştirilmişti.
Bir diğer sofistikasyon da, şatoların bağlarındaki mükemmel olgunlaşmamış üzümleri ve asmaların genç olduğu parselleri ayırıp "ikinci şarap" adıyla şişelenmesi konusundaydı. "Grand Vin" (büyük şarap) denilen ana şarabın kalitesini daha da yükselten bu uygulama için ayrılan ikinci şarap miktarı her yıl daha da artıyor, hatta en vasatlardan bir "üçüncü şarap" yapılıp ikinci şarabın da kalitesi yükseltiliyor. Kaliteye dönük bu hiyerarşiden en kazançlı çıkan da, miktarı azalmakla beraber kalitesi -ve fiyatı- daha da artan büyük şarap oluyordu...
Bir başka gelişme de, yenilenen şaraphanelerde, şarabı hırpalayan pompalamalardan kaçınmak için, yerçekimiyle şarabın yukarıdan aşağı aktığı birkaç katlı bir şaraphane mimarisine yönelinmesiydi.

Türkiye bağcılıkla ihya olabilir
Bordo'ya sığamayan şarap sermayesinin, ülke dışında yatırımlara yönelişi de artmıştı.
St. Emilion'un Grand Cru Classe şatosu Canon la Gaffeliere'in sahibi Kont Stephan Von Neipperg mesela, Bulgaristan'ın Pazarcık bölgesinde 1300 dönüm bağ dikmiş ve bölgenin eski ismi olan "Enira" adıyla bir şarap üretmişti. Kontla birlikte tattığımız Enira Reserva, 8-10 avroluk fiyatına göre çok düzgün bir şaraptı ve ilk rekoltesinin yüzde 80'i, daha şimdiden satılmıştı...
Bordo'dan 2006 ilkbaharı izlenimleri, kısaca bunlar... Şarabın başkenti, içkilerin en sağlıklısının dünyadaki yükselişini iyi değerlendiriyor, ondan aslan payını alıyordu. Yollar E serisi Mercedes taksilerden geçilmiyor, çoğu şarap üreticisi bahçelerine yüzme havuzu yaptırmak için kuyruğa giriyorlardı. Bordo, dünyasını renklendirmek için bağların ortalarında açık hava heykel sergileri bile açıyordu. Grand Cru'ler Birliği üyesi 132 ünlü şato, 6 ve 7 Mayıs'ta ilk kez yapılacak "Büyük Tutkunlar Hafta Sonu" etkinliği için gelecek binlerce şarapseveri ağırlamaya hazırlanıyordu.
Umarız, dünyanın beşinci büyük bağ ülkesi olan Türkiye ne kadar büyük bir potansiyelin üzerinde oturduğunu anlar. Hayat suyu kuruyan kırsal kesiminin, bağcılık ve şarapçılık yoluyla kalkınabileceğini, hatta ihya olabileceğini fark eder...



PAZAR
-Katia'nın şampiyonluğu beni gölgede bıraktı
-Suat'a yenildiğim zaman ona küsüyorum

"Turist gibi gezdirmiyor, şehrin yerlisi gibi yaşatıyoruz"
Alt katınızda bir tiyatro sahnesi olabilir
"Bu dizide gazetede okuduğumuz cinayetler var"
"Türk tasarımı kaynıyor"
Mutfaktaki aşk tango ile başladı
Kuşaklar arası zaman köprüsü
Masum kadın resimleri
Pazar sabahı keyfi
İzmir'in tadına bakın
Kentsel "yaprak-döktürme"
Atakoğlu'nun Blues Alley siftahı
"Hayalim, anneme babama iş bulabilmek"
Kendimizi bilmek
Şarap listesi inanılmaz ama...
Oxford Üniversitesi'ne destek
Kurubaklagiller: Kanserden menopoza her derde deva
Sahillerine bahar geldi memleketimin
Karadeniz'in en korunaklı koyu: Kerpe
Bordo, şarapta "tur bindiriyor"





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet