Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Nisan 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bebek Camii'nde...


7.Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Süleyman Demirel'e yeniden siyasete dönüş yeşil ışığını, Florya Köşkü'ndeki konuşmamızda yakmıştı...
Yaz sonuydu... Köşkün ahşap kazıklar üzerinde uzanan terasında çay içiyorduk. Florya plajında yüzen çiftler zaman zaman merakla yaklaşıyor, bazıları -kayıkların arkasına sözümona gizlenerek- öpüşüyor, koklaşıyorlardı.
Ve biz böyle garip bir ortamda siyaset konuşuyorduk.
O zaman devlet bakanı olan Mesut Yılmaz'ın bir sözüne alınmıştı... Kulağına geldiğine göre Yılmaz, "Demirel'in, Ecevit'in, Türkeş'in, Erbakan'ın, Baykal'ın, Çağlayangil'in ve diğerlerinin siyaset yasaklarını biz kaldırmak istiyoruz ama yukarısı engelliyor" demiş.
"Yukarısı" yani, "Cumhurbaşkanı Evren..."
Şöyle diyordu:
"Ben de araştırdım. Anayasa değişikliği yapılırsa, referanduma gidilebilir. Yasaklar kalkabilir. Madem 1982 Anayasa'sıyla yasakları halk koydu, o halde yasakları da halk kaldırsın..."
Ona "Yazabilir miyim?" diye sormuştum...
"Eğer yasakların kalkmasını istiyorsan, referandumu destekleyeceksen yaz" demişti.
"Demokrasinin yasaklarından arındırılması, dikenli tellerin kaldırılması" elbette isteğimdi.
Ertesi sabah bu demeç, gazetemin sürmanşetiydi.
Türkiye'nin yazgısını değiştirecek bir kilometre taşıydı.
Öyle bir dönüm noktası ki, 12 Eylül 1980 İhtilali'nin başındaki komutan, devirdiği, sürgüne yolladığı iktidarın Başbakanı Süleyman Demirel'e bu kararıyla ve söylemiyle 9. Cumhurbaşkanı olma yolunu açmaktaydı.
.................................
7. Cumhurbaşkanı Evren, o tek cümlesiyle tarihi değiştiren güçlü adam, aynı gün konuşmamızda -hoşgörüyle- "bir kadının daha büyük gücünden(!)" de söz etmişti.
Siyasi konuları bitirmiş, böyle çiftlerin öpüştüğü, plajda kulaç atanların akvaryum gibi seyrettikleri Cumhurbaşkanlığı'nın "yüzer köşkünün" artık devlet ciddiyetiyle bağdaşmadığını konuşuyorduk.
Söz Boğaz'dan açılınca "Bebek'te marina yapılması çalışmalarından" söz ettim. "İhtiyaç olduğunu" belirttim.
Sayın Evren'in böyle güzel bir anıyı paylaşmamda sakınca görmeyeceğini umarak yansıtayım...
7. Cumhurbaşkanı Evren gülerek ve yaşamın portreleriyle adeta şakalaşarak, "Bebek'te bir hanım var, o istemeden Bebek'te hiçbir şey olmaz" cevabını verdi.
"Olacak Paşam. Bu kez çalışmalar ciddi" dedim.
Tek söylemiyle tarihi değiştiren o güçlü adam, bakın ne cevap verdi:
"Daha seçimleri yapmamıştık. Milli Birlik Konseyi olarak ülkeyi yönetiyoruz. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer geldi. 'Komutanım, Bebek'e marina yapmamız lazım. Buna çok ihtiyaç var. Ben de izin verirseniz bu projenin destekçisiyim' diye konuyu açtı. Ona da aynı şeyi söyledim. 'Bebek'te bir hanım var. O bu marinanın yapılmasına karşı. O istemezse de yapamazsınız' dedim. 'Nasıl olur komutanım? Biz Konsey üyeleri generaller imza atıyoruz, kanun oluyor. Bir marinaya mı gücümüz yetmeyecek?' diye üsteledi. 'Yetmez Nejat Paşa, görürsün' dedim. Marina da olmadı. Dediğim çıktı. Şimdi de olmaz."
Gerçekten Bebek'te neler görmüş neler geçirmiş yalının sahibi olan o hanımefendi bütün Bebeklileri organize etmiş, öyle bir sivil direniş gücü oluşturmuştu ki, kurduğu ruh barikatını hiçbir yönetim, hiçbir girişim aşamadı.
Bebek'te hâlâ marina yoktur.
Girişim çoktur.
Bundan sonrasını bilemem.
..............................
Çünkü o hanımefendiyi kaybettik.
Dün Bebek Camii'nde cenaze törenindeydik.
Vuslat Sadıkoğlu'nu son yolculuğuna dualarla ve öpücüklerle uğurladık.
7. Cumhurbaşkanı Evren'in bile gücünü teslim ettiği Vuslat Sadıkoğlu bütün kuvvetini, ışıl ışıl mavi/yeşil gözlerinden, güzel yüzünden, gülümseyişinden, tatlı dilinden, zekâsından, sevgi dolu yüreğiyle dostlar denizinden alıyordu.
Onunla sohbet bir zevkti.
Müthiş bir psikologdu.
En hüzünlü anları, neşeye ve keyfe çevirebilirdi.
Nur içinde yatsın. Üstüne yıldızlar yağsın.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Beyaz Türkler, Zenci Türkler
ERTUĞRUL Özkök'ün çok önemli yazısı... Merkez...
Melih AŞIK
Fransız oyunu
Fransız Meclisi'nin 16 Mayıs'ta görüşeceği ya...
Fikret BİLA
Baykal'dan Arınç'a 'Ahmedinecad' benzetmesi
TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın 23 Nisan nedeniy...
Hasan CEMAL
İlke ve gerçek!
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas Ankara'd...
Güneri CIVAOĞLU
Bebek Camii'nde...
7.Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Süleyman Demirel...
Can Dündar
ABD bizi niye öptü?
Asker, büyük bir operasyon için Güneydoğu'ya ...
Abbas GÜÇLÜ
Marifet iltifata tabidir
Türkiye'de eğitime olan ilgi giderek artıyor....
Hurşit GÜNEŞ
Nasıl bir sağlık reformu?
Geçen yıl hastaneler birleşmişti. Geçen hafta...
Sami KOHEN
Filistin dengeleri
İç politikada olduğu gibi, dış siyasette de d...
Derya SAZAK
Arınç'ın çıkışı
TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın 23 Nisan özel ot...
Meral TAMER
Yeni vapurlar makettekilere benzerse yandık!
Dün sabah İstanbul Modern'de karışık duygular...
Güngör URAS
Mersin'e yatırım yapmak isteyen çok, yer yok
Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesi (MTOSB)...
Serpil YILMAZ
Mustafa Ergül'ün 'Egemetal gerçeği'
Ege Metal konusunda çok sayıda yazı ve yorum ...
M. Ali BİRAND
Türkiye, kalın ayar yapıyor!
Gelişmeler arka arkaya geldi.

© 2006 Milliyet