
|
|
|
 |
|
|
ECE AYHAN'IN İLK ŞİİRLERİNDEN ALDIĞIM TADA BENZER TATLAR BULDUM.
Şiirin dip suları
Orhan Tekelioğlu, '80 sonrası şiirin dip sularında gezen şairlerden...
Mehmet H. Doğan / Şiir
80 sonrası şiirin, daha doğrusu her şiir hareketinin yüze vurmuş, bilinen şairlerinin dışında, bir de dip sularında gezinen şairleri vardır. Zamanla, kimi yüzeye çıkar bunların, kimi derinlerde kaybolur gider. Kimiyse, yıllarca orada, öylece sürer gider. Şairlerin kendi seçimidir bu: İsteseler yüzeye çıkabilirlerdi ötekiler gibi, ama onlar dipten akmayı yeğler. Şiir yayımlamak, her ay dergilerde görünmek, göz önünde olmak fazla ilgilendirmez onları; ilgilendirse bile, şairliklerinin olmazsa olmazı değildir bu. Onlar için önemli olan şiir yazmaktır: İşlevi kendinde olan bir şiir yazmak, yayımlamak değil. Önce kendi kendilerine beğendirmeye çalışırlar şiirlerini. Seçicidirler, kolay beğenmezler; bir şiir üzerine günlerce, aylarca uğraştıkları olur. Yetkincilik midir bu, sanmıyorum; titizlik diyeceğim ben, şiir dilini gereğince çapaksız kullanma titizliği. Şiirin, boşluklarda, susmalarda, eksiltmelerde olduğunu bilen has bir şair tavrı.
Şairin şiirin önüne geçtiği, vitrinde olmanın her şeyden önemli olduğu bu zamanda hâlâ var mıdır böylesi, diye sorulabilir. Neyse ki, var. Ben de bunlardan birinden söz edeceğim bu ay: Orhan Tekelioğlu. Son şiir kitabı "boş luk lar"ı (neKitaplar, 2004) tanıtmaya çalışacağım.
Okurun çabası
Tekelioğlu, '80 sonrası şiirin dip sularında gezen şairlerinin güzel bir örneğidir. Daha çok, kültür ve edebiyat, popüler kültür tarihi, popüler müzik alanlarıyla ilgili çalışmalarıyla bir toplumbilimci olarak tanınır. Oysa Üç Çiçek ve Şiiratı döneminden beri şiir yazıyor. "Opusculum: Kum Baladı" ve "Tablolar" adlı iki şiir kitabı daha var, ikisi de Şiiratı yayımlarından.
"boş luk lar" çok iyi seçilmiş bir kitap adı; çünkü içindeki şiirler gerçekten de, dize - sözcük - harf aralarına bilerek konmuş boşluklarla, (-)'lerle, (')'larla, (...)'lar ve harf düşürmeleriyle okununca bir anlam kazanıyor. Boşlukların, kesmelerin, eksiltmelerin bilerek yapıldığını söyledim, çünkü bunlar, bir yandan birden fazla anlam t/üretmeye, bir yandan iç ses üretmeye, kimi zaman da şiirin nasıl okunacağını göstermeye yarıyor. Örneğin:"rönesansım benim (röne)sans / arım vakûr bir düş-im /sin /benim sümsüğ metafiziğ, us-sans/ sürüm, çeşm-i dişimsin"
Büyük ölçüde, sesli olarak değil, gözle, usla, bilgiye dayalı uslamlamayla okunacak bir şiir karşısındayız görüldüğü gibi. Dolayısıyla onun şiirini anlamak, ondan zevk almak, biraz da okurun çabasına bağlı oluyor. Tekelioğlu'nun şiirinin gizemli, kapalı değil de, yalnızca sınırlı bir çevre tarafından anlaşılır bir şiir olması, ona hemen 'ezoterik' etiketini yapıştırmamızı önlüyor.
Kitabın ilk şiiri 'garb/ta bir yusuf kafka' adlı alabildiğine açık uzun şiirde, bir toplumbilimci şairin çizdiği tarihsel kimlik hiç de yabancı gelmez bize:
Dip sularını ıskalamayalım
"koyu kuytu bir çığlık! / la dağılıyor cümleler kâğıtta//mağlubum! kanımda söz tortusu / ipek hışırtısı ağzımda, serin bir aşk / la yığıldığım gövdem kumda çırılçıplak / bir osmanlı: ağzı çapak / lı bir dile çalan hünsâ / tarihi tekinsiz, kör bir im / göğsüm oyuk. / göğsüme kor bir kitâb koydum / bir nabız, her vuruşunu kalbime vuran / ve yakuttan al bir yüz buldum /: içiçe yansısında bin ayna ve bir çığlık!/ ruhum izlerinde eprimiş eskil bir el / diven gibi tersyüz.sordum: garb?// la atıldı çelik bir ok gibi cevap: aura!"
Ya da şu aşk şiiri: 'gül baladı': "tut ellerimde / n ve düş // sıkı karsıkı düşler / in bahçesine yalnız kara / yalnız girilmez boş / a uğraşma donuk kör / dür us terk / et onu sarın tut / un gövdene ve sus / tala ısıt beni elle / rimden önümüz kış"
Necatigil'in "Kareler Aklar"daki ya da Ece Ayhan'ın ilk kitaplarındaki şiirlerden aldığım tada benzer tatlar buldum ben "boş luk lar"da.
Şiirin dip sularını ıskalamayalım derim. Özellikle de bu, şu dizeleri yazmış bir şairse: "sözüm olsun ki bu şiir bu boran / son limandan, sintineli deniz / den size aksak dizelerle geleceğim // anılar bitmez zaten / fırtına yoksa / demirleyeceğim."
|
|
|

|
|