|
Türkiye bu kulübe girecek
KİM ne derse desin Türkiye "nükleer kulüp"e girecek.
30 yıl geç de olsa, nükleer teknoloji bu ülkede de olacak.
Birçok ülke bu 30 yılda nükleer bomba sahibi bile oldu.
Yani birçoğu, "önce nükleer enerji, teknoloji sonra nükleer silah" dediler.
Ve dediklerini yaptılar.
* * *
ABD Başkanı Bush'un Asya gezisi sırasında ilk işlerinden biri Hindistan'la "nükleer işbirliği anlaşması" imzalamak oldu.
Hani, ABD nükleer araştırmaları terk etmişti?
Hindistan nükleer bombaya da sahip bir ülke.
Bunun için Hindistan "atom silahlarını önleme anlaşması"nı imzalamıyor. Ama bu devletle ABD nükleer işbirliği yapabiliyor.
* * *
BUGÜN dünyada 440 nükleer santral çalışıyor. İnşa halinde 26 nükleer reaktör var. Planlanın nükleer santral sayısı ise 32.
ABD'de elektrik üretiminin % 20'si, Almanya'da % 28'i, Belçika'da % 56'sı, Bulgaristan'da % 38'i, Fransa'da % 78'i, Litvanya'da % 80'i, İsveç'te % 50'si, İsviçre'de % 40'ı, Macaristan'da % 33'ü, Slovakya'da % 57'si, Ukrayna'da % 46'sı, Slovenya'da % 46'sı nükleer santrallar yoluyla elde ediliyor.
Ya bizde? Hiç...
* * *
NÜKLEER yakıt, içerdiği çok yüksek enerji yoğunluğu sebebiyle enerji üretiminde çok avantajlı bir madde olarak biliniyor.
1 kg odun 1 kwsaat, 1 kg kömür 3 kwsaat, 1 kg petrol 4 kwsaat, 1 kg uranyum 500.000 kwsaat, 1 kg plütonyum 6 milyon kwsaat enerji çıkarıyor.
Bu işi bilenler "ülkemizde uranyum olduğunu" söylüyor. Bu santrallarda yakıt olarak "toryum" da kullanılabilir ve bu "toryum Türkiye'de var" diyorlar.
* * *
BUGÜN dünyada pek çok ülke nükleer enerjiyle ve bunun askeri yönüyle ilgileniyor.
Bu ülkelerden bazıları şunlar: ABD, İngiltere, Rusya, Çin, Fransa, Kuzey Kore, Almanya, Japonya, Hindistan, Pakistan, İsrail, Ukrayna, Kazakistan, Brezilya, Arjantin, Güney Kore ve İran.
70 milyonluk, Ortadoğu'nun en büyük ülkesi Türkiye bunların içinde yok. Neden?
Washington Post gazetesi boşuna yazmıyor.
"İran yaparsa Türkiye de atom bombası yapma yoluna gider."
* * *
SONRA, nükleer santrallardan yararlanmak, diğer enerji kaynaklarını, suyu, kömürü, doğalgazı, petrol ve rüzgârı bir kenara itmeyi gerektirmiyor ki...
Varil hiç olmadı!
"Zehirli variller" olayı ne oldu?
Bana göre kapatıldı gitti.
"Görevsizlik kararı" filan derken iş kaymakamın para cezası haline dönüştü.
Bu ülkede "yapanın yaptığı yanına kâr kalıyor, rüşvet de alanın" diye boşuna demiyorlar.
İSTANBUL
Bu ne biçim bayrak?
İstanbul sahipsiz derken boşuna konuşmuyoruz.
Bakın 23 Nisan Bayramı'na. İstiklal Caddesi'nin Tünel ile Galatasaray Lisesi arasında adeta pörsümüş, kirlenmiş, siyahlaşmış, kopmuş, buruşmuş Türk bayraklarıyla kutlandı. Bu bayraklar dün de yerlerinde duruyorlardı. Biri, İnci Mağazası ile Dilek Pastanesi arasında. İkincisi, kuruyemişçi ile eski Halkbank arasında. Üçüncüsü de Beyoğlu Belediyesi hizmet binası ile Mink Kürk arasında.
Ne diyeyim, saygısızlık mı, adamsendecilik mi, yoksa başka şey mi? Bildiğim, gördüğüm bir şey var, onu tekrar edeceğim: Bu şehrin yerel yöneticileri şehri dolaşmıyor.
Birçok belediye İstanbul'un birçok yerine ağaçlar dikti. İyi bir şey. Ama bunları eken bazı belediyeler bu fidanları dört direk ve iki kuşakla garantiye aldı, bazıları ise toprağa soktu bıraktı. Adeta "ektimse ektim" dercesine.
Beşiktaş meydanı köprülere ve Boğaz'a gidiş yolları üzerinde. Ama köy meydanından farkı yok.
TEM kamyonlar için işkence. Oysa Silivri-Üsküdar veya Kadıköy arasında sık sık "arabavapuru" işletilse kamyoncular TEM'de bekleme eziyeti çekmez.
ESKİŞEHİR
Avrupa'da gibiydim
Hafta sonunda Eskişehir'deydim.
Karşımda modern bir Avrupa şehri vardı.
İnsanlara baktım, çoğu İstanbul'dakinden daha güzel ve temiz giyimli, aydınlık yüzlü kişiler.
Eskişehir'in iki üniversiteye ve onların gençlerine sahip olması bu görüntüde rol oynuyor mu acaba?..
Şehirde her yerde heykel var. Meydanlar adeta bu heykellerin isimleriyle anılıyor veya çok yakın bir gelecekte anılacak.
Şehrin ortasından Porsuk Nehri geçiyor.
Porsuk ve etrafının insan eliyle ne hale ne güzel hale getirildiğini ben burada tarif edemem. O köprüleri, o nehir kenarı taş duvarları ve demir korkulukları, sefer yapan tekneleri görmek lazım.
Kültür etkinliği ise, opera, tiyatro, sinema ve sergi salonlarıyla devam ediyor. Ulaşımda modern tramvay çalışmaya başlamış. Eski hal, öyle bir halka hizmet binası haline getirilmiş ki, ben İstanbullu olarak imrendim. Kahvenizi, çayınızı burada olmazsa Porsuk kenarında "Covent Garden"da için.
Eline sağlık Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen!
dheper@milliyet.com.tr
|
|