|
 |
|
|
Stratejik vizyon
Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın ziyareti sonunda Türkiye ile ABD arasında "ortak bir stratejik vizyon belgesi" hazırlanması kararlaştırıldı. Sözcükler güzel.. "Stratejik Ortaklık" her zaman AKP'ye gurur veren bir deyim! Peki bu ortaklık bizi nereye götürür?
Amerika İrak'a bir takım yalanlarla saldırdı. Yüz binden fazla masum insanı öldürdü. Tarihini yağmaladı. Etnik grupları birbirine düşürdü. Ülkenin dünüyle birlikte yarınını da yok etti. ABD'nin Irak serüveni ne insanlığa sığıyor ne de uluslararası hukuka...
Aynı ABD şimdi de İran'a sarkıyor...
İran'ın uranyum zenginleştirme çalışmalarını nükleer silah hazırlığı olarak niteliyor.. Bir yandan dünyayı İran'ın aleyhine çevirmeye çalışırken bir yandan da savaş hazırlıkları yapıyor...
Kimi yorumlara göre ABD yakında İran'ın nükleer tesislerini bombalayacak...
Ünlü gazeteci Seymour Hersh gibi isimlere göre İran'da nükleer tesislere karşı taktik nükleer silah kullanacak... (Böylece Türkiye dahil komşu ülkeleri de nükleer cehenneme çevirecek.)
Ancak ABD'nin İran'a karadan baskı yapacak askeri yok. Bunun için fedai arıyor...
Washington'a "Beni kullanın" diye haber gönderen Tayyip Erdoğan, belli ki ABD'nin İran'a karşı kullanmakta ilk aklına gelecek liderdir.
Eğer Türkiye İran'a karşı kullanılırsa bu durum ülkemizin felaketi demektir... Stratejik vizyon gibi parlak laflarla itildiğimiz nokta orasıdır...
Laiklik konusunda yapılan sert çıkışlar erken seçim sinyali olarak değerlendiriliyormuş.
Laikliğe hücum iktidar yolunda avantaj sağlıyorsa, artık milletvekili yerine molla seçelim gitsin...
Haldun Ertem
30 yılımız kaldı!
Çetin Altan önceki gün yazısını yine "Karartmayın enseyi" diyerek bitiriyor fakat bir yenilik olarak şu cümleyi ekliyordu:
"Ve 20 - 30 yıl sürecek tatsız bir çalkantı dönemine göre ayarlayın hayatınızın rotasını..."
Peki sonra? Onu da bir fıkrayla anlatalım. Adam şiddetli geçim sıkıntısı çekiyormuş. Gittiği falcı:
- Bu sıkıntıyı 30 sene daha çekeceksiniz, deyince adam sormuş:
- Peki 30 sene sonra refaha kavuşacak mıyım?
- Hayır, demiş falcı, sıkıntı içinde yaşamaya alışacaksınız...
İnsanlar ömür kısadır derler ama, yine de onu kısaltmak için ellerinden geleni yaparlar.
J. J. Rousseau
Vekâlet bolluğu!
Eskişehir Milli Eğitim Müdürü Ekrem Toklucu, 3 yıldır bu görevde vekâletle oturuyor. Bu süreçte Bülent Üzmez, Kasım Çoban ve Hasan Yoldaş'ı "vekâleten" müdür yardımcısı olarak atadı. Mustafa Özcan ve Kerim Erzincanlı da yine 'vekil' olarak Şube Müdürlüğü'ne atandılar. Pek çok okul müdürü de yine vekâleten görev yapmakta... Neden bu atamalar asaleten değil vekâleten yapılıyor?.. Türk Eğitim - Sen Şube Başkanı Şükrü Erkoca anlatıyor: "Yönetmeliklere göre bunlar göreve uygun liyakat sahibi kişiler değiller. O yüzden vekâleten atanıyorlar."
Kıyak Başkan!
İtiraf edelim, pek çok kişi gibi biz de Bülent Arınç'ın kafayı sadece laikliğe ve cumhurbaşkanlığına taktığını zannediyorduk, meğerse yanılmışız. Dünkü gazete haberlerinden öğreniyoruz ki, Sayın Başkan bu arada kendi geleceğini düşünmeyi de ihmal etmemiş... Sosyal Güvenlik Yasası'na Meclis başkanlarına da başbakan düzeyinde emekli maaşı bağlanmasını... Yani 3.5 milyar liralık emekli milletvekili maaşı yerine 6.5 milyarlık emekli başbakan maaşı almasını öngören iki kelimelik bir maddeyi ekletivermiş...
Bülendinecad lakaplı Sayın Başkan'a dolgun maaşını güle güle harcamasını şimdiden dileyelim ve gelelim CHP Milletvekili Muharrem İnce'nin anlattıklarına:
"TBMM'nin son bülteninde, vatandaşlardan (sözüm ona) gelen yoğun talep üzerine 23 Nisan konuşmasının Başkanlık tarafından kitap haline getirilerek isteyenlere dağıtılacağı bildiriliyordu. Adım gibi biliyorum ki, kim bilir kaç milyara çıkacak bu kitabın parasını Bülent Arınç cebinden ödemeyecek. Tıpkı emekli maaşında olduğu gibi fatura yine vatandaşa çıkarılacak."
Muharrem İnce, bu arada ilginç bir bilgi daha veriyor:
"Meclis'teki Komisyon başkanlarının makam araçları yenilendi. Gıcır gıcır yeni arabalar alındı. Tümünün plaka harfleri BA... Meclis Başkanı'nın adının ve soyadının baş harfleri de BA... Ne tesadüf! Ne ince düşünce!"
Gündeme bakış
Televizyon kanalları ve basındaki tartışmalara bakılırsa... Bu ülkede demokrasiyi sadece Cumhurbaşkanı ile Silahlı Kuvvetler bozuyor... Çünkü demokratlar(!) sürekli kamusal alan, Şemdinli gibi ucunda Cumhurbaşkanı ve Ordu olan konuları tartışıyor. Arınç ve Erdoğan'ın laik cumhuriyete saldırıları görmezden geliniyor. Cüneyt Arcayürek de medyanın bu tavrından şikâyetçi. Sütununda diyor ki:
"... Arınç ve RTE'nin laik rejimin ipini çekmeye hazırlandıklarına değinen yok!
... Bu konuşmalar baştan aşağı dinsel bir devlete hazırlığın katlanılmaz kokusunu yayıyor. Yazan yok!"
Cumhuriyete karşı saldırıları görmezden gelmek, saldıranlara destek olmaktır.
m.asik@milliyet.com.tr
|
|
|

|