Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 28 Nisan 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Üç bin yıl öncesinin gerisindeyiz


Türkiye'nin en güzel tarihi okullarından birine daha valiler el koydu. Valiler, arkalarındaki devlet gücüne rağmen, günümüz mimarisini temsil eden görkemli binalar yapma yerine Osmanlı'dan kalma ya da Cumhuriyet'in ilk dönemlerine ait tarihi yapılara taşınıyorlar. Bunun en son örneği Antalya'dan. Vali Alaadin Yüksel, makamını döküntü vilayet binasından Gazi Mustafa Kemal İlköğretim Okulu'na taşıdı. Peki öğrenciler ne olacak? Onlara kıyıda köşede nasıl olsa bir yer bulunur. Zaten eğitim dediğiniz ne ki! Nerede olsa yapılır.
Boğaz'daki tarihi okullara, otel ya da ticaret merkezi yapmak için göz dikilmesi hep bu yüzden değil mi!
Antalya'da yüzlerce görkemli otel yapıldı. Yapılmaya da devam ediyor. Devletin de devasa yatırımları var. Eminim ki eğer istense Türkiye'nin en görkemli vilayet konaklarından biri, bu ilimizde çok kısa sürede yapılabilir. Ama belli ki bunun için kaynak ayrılmıyor.
Oysa dün Kütahya'daydık ve rektörlük binasının görkemi karşısında ağzımız açık kaldı. Sadece rektörlük mü? Kampustaki her bina, her ilimizdeki valilik binalarından daha estetik ve daha görkemli.
Eğitim kurumlarımız elbette her şeyin en güzeline layık. Ama kentlerde devleti temsil eden en yüksek makam olan valiler için de işin kolayına kaçılmamalıdır.
DPT bu konuda da kaynak ayırmalı ve yatırımı teşvik etmelidir. Vilayet binaları bir anlamda yapıldıkları dönemin simgeleridir. Geleceğe bırakılacak en güzel miraslardır.
Cumhuriyet'in ilk dönem yapılarına bakın, o yoklukta neler yaratmışlar. Bir de yüz milyarlarca doların heba edildiği bu dönem yapılarına bakın! Daha da gerilere gidin ve binlerce yıl öncesinden kalma yapıların güvenirliklerini, estetik anlayışlarını inceleyin, bugünle kıyaslayın...
Vilayet binaları, okullar, hastaneler, belediyeler ve diğer kamusal alanlar, sıradan yapılar olmaktan çıkarılmalıdır. Kimilerine haddinden fazla kaynak ayrılırken diğerlerinde tasarrufa gidilmemelidir.
Daha da önemlisi, bir ekol yaratılmalıdır. Bu konuda devleti yönetenler kadar mimarlara da çok önemli görevler düşüyor. "Bu ülkede hiç mi mimar yok" lafı artık mazide kalmalıdır. Çünkü biliyoruz ki ülkemizde çok değerli mimarlarımız var. En büyük sorun iletişimsizlik.
Önceki gün ODTÜ Deneme Bilim Merkezi'ni gezerken içindekiler kadar mimari tasarımına da hayran kaldım. Uçan daire şeklinde düşünülmüş. Tam çocukların hoşuna gideceği gibi. Çok basit, çok ucuza mal edilmiş ama çok fonksiyonel.
Türkiye'de hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da bir handikap söz konusu. Malzemenin en iyisi var ama en iyi helvayı yapamıyoruz. Çünkü hiç kimsenin kimseye eyvallahı yok...
Vali Alaadin Yüksel, Antalya için bir şans. Eğitime canı gönülden destek verdiğini biliyoruz. Makamını Gazi Mustafa İlköğretim Okulu'na taşırken eminim yüreği cız etmiştir.
Ama şunu da söyleyelim ki belki de devletten beş kuruş istemeden, Antalya'nın yerel dinamiklerini harekete geçirerek, binlerce yıllık medeniyet tortularını ve günümüz teknolojisini bir potada eriterek, turizmin, eğitimin, tarımın, medeniyetlerin ve tarihin başkenti olan Antalya'ya yakışır bir valilik konağı yaptırabileceğinden eminiz. O vizyon onda var. Gerisi Antalyalılara kalmış.
Söz Antalya'dan açılmışken... Menderes Başkan, yollar ne zaman bitecek, Antalya toz topraktan ne zaman kurtulacak?
Özetin özeti: Devleti yönetenler gibi kurumları yönetenler de geleceğe miras olarak pek çok güzelliğin yanında yaşanılan dönemi yansıtan yapılar da bırakılmalıdır. Geçmiş medeniyetlerin, Cumhuriyet'in ilk yıllarının ve varoş kültürünün eserleri fazlasıyla var. Peki ya AB'ye aday çağdaş Türkiye'yi temsil edenler nerede?..

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Atatürk, Amerika, Avrupa...
SORUNLARIN ürküntü yaratarak içe kapanma ve B...
Çetin ALTAN
Dragos'ta ikindi vakti ve kediler...
Eh işte İstanbul'a da bahar ha geldi, ha geli...
Melih AŞIK
Stratejik vizyon
Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın...
Fikret BİLA
Erdoğan'dan Kerkük uyarısı
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Güneydoğu'daki bi...
Hasan CEMAL
Kürt devleti!
Yıl 1975, yer Çankaya Köşkü. Cumhurbaşkanı Fa...
Güneri CIVAOĞLU
Sıcak takip ötesi...
Sınır ötesi "sıcak takip" kavramı, "pratiği" ...
Abbas GÜÇLÜ
Üç bin yıl öncesinin gerisindeyiz
Türkiye'nin en güzel tarihi okullarından biri...
Hurşit GÜNEŞ
Global lokomotif ekonomiye (ABD) dikkat !
Dün akşam FED Başkanı Bernanke kamuoyuna bir ...
Sami KOHEN
Kritik günler
İRAN'a nükleer yasağa uyması için verilen bir...
Metin MÜNİR
Nükleer gericilik
Bazen bir pozisyon alırsınız ve bu sizi ileri...
Faik ÖZTRAK
Artan işsizlik ve kutsallara odaklanan siyaset
Bu hafta yayımlanan ocak ayı işgücü istatisti...
Hasan PULUR
Matematik öğretmeni aranmıyor!
BU konuda, hem Atatürk hatalı, hem de Ata'nın...
Derya SAZAK
Emeklilik saltanatı
TBMM'den geçen "Sosyal Güvenlik Reformu" pake...
Meral TAMER
Petrolün de, doğalgazın da ömrü uzuyor
Bahçeşehir Üniversitesi'nin Türk - Asya Strat...
Ece TEMELKURAN
Çocuk, ülke ve uzaklar
Uzaklardan yazıyorum. Haberler geliyor memlek...
Güngör URAS
İşsizliğin çaresi üretmek, üretmenin çaresi ihracat
1997 yılında 100 olan nüfusumuz 2005 yılı son...
Serpil YILMAZ
İş kadınları zirvesinde Emine Hanım kabinesi!
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'...
M. Ali BİRAND
AB Kürtçe ısrarını bıraktı
İyi haberle kimse ilgilenmez. Kötü haber mera...

© 2006 Milliyet