Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 28 Nisan 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kritik günler


İRAN'a nükleer yasağa uyması için verilen bir aylık süre bugün doluyor. Artık kritik günler başlıyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin geçen ay İran'a, nükleer programı konusundaki anlaşmazlığın diplomasi yoluyla çözümlenmesi için tanıdığı mühlet, ne yazık ki boşuna geçti. Gerçi bu zaman zarfında BM'ye bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) temsilcileri ve Rusya başta olmak üzere çeşitli ülkelerin yetkilileri İran hükümetini ikna etmek için çok uğraştılar. Ancak Ahmedinecad yönetimi beklenmedik bir anda uranyum zenginleştirme faaliyetine başladığını ve böylece "İran'ın bir nükleer devlet" olduğunu ilan etti...
Buna rağmen, özellikle Rus diplomasisinin devrede kaldığı ve uluslararası çabaların son ana kadar devam ettiği görüldü. Ancak İran, politikasını değiştirmeyeceği mesajını açık olarak verdi.

Tartışmalı yaptırımlar
Şimdi Güvenlik Konseyi bugünden itibaren sorunu ele alıyor. IAEA'nın vereceği raporda İran'ın BM'nin çağrısına uymadığı belirtilecek. Bundan sonra Güvenlik Konseyi, İran'a karşı ne yapılacağını tartışacak. ABD ve bazı Batılı ülkelerin ne yapılmasını zorunlu gördüğü açık: Siyasal ve gerekirse ekonomik yaptırımların uygulanması...
Konsey'den bu yönde bir karar çıkar mı? Belli değil. Ancak Rusya'nın ve Çin'in yaptırımlardan yana olmadıkları biliniyor. Konsey'deki tartışmalar, özellikle ABD'nin zorlamasıyla, bu iki ülkenin veto kullanmasına kadar gider mi? Şüpheli. Ama bu tartışmalar süresince gerek Konsey üyeleri arasında, gerek Batılı ülkelerle İran arasında gerginliğin bir hayli tırmanacağı ve bunun da uluslararası konjonktürü (bu arada petrol fiyatlarını) olumsuz etkileyeceği açık...
Aslında sona eren bu bir aylık mühlet, bir fırsat olarak görülüyordu. Uluslararası camianın umudu, İran'la bir uzlaşmaya varılacağı yönündeydi. Bu bağlamda çeşitli formüller (hatta İran'ın bu programını Rusya'da sürdürmesi gibi öneriler) öne sürülmüştü. Tahran yönetimi "egemenlik haklarını" kullanarak nükleer tesislerini faaliyete geçirmeyi yeğledi. İranlı liderler bu konuda ısrarlı ve kararlı olduklarını her fırsatta tekrarladılar.
Dolayısıyla diplomasi, şimdiye kadar bir ilerleme sağlayamadı. Bundan sonra sağlayabilip sağlayamayacağı da tartışılmaya değer.

Riskli seçenekler
Ne var ki, diplomasi dışındaki seçenekler de bu krizi halledecek cinsten değil. Güvenlik Konseyi'nde konsensüs sağlanacağını varsaysak bile, İran'a karşı uygulanacak yaptırımların etkisi ne olacak? Örneğin İranlı yetkililerin dışarıda hareket serbestisinin sınırlandırılması, İran fonlarına el konması, hatta boykotların uygulanması, Ahmedinecad rejimini geri adım atmaya iter mi?
Bu tür yaptırımlara İran'ın karşılık verme gücünün olduğu unutulmamalı. İran'ın petrol sevkiyatının kesilmesinden terör eylemlerinin yönlendirilmesine kadar, misillemeye başvurabileceği geniş bir alan var...
Bunlar bütün dünya için ürkütücü senaryolar. Türkiye için ise, daha da kaygı verici...
Ankara İran'ın uluslararası çağrılara ve uyarılara uymasını istiyor. Türk diplomatları bunları İranlılara açıkça söylüyorlar. Haftaya İranlı müzakereci Ali Larinaci Ankara'ya geldiğinde bu tavsiyeler tekrarlanacak. Bu kez "komşu nasihatı" Tahran'da ne kadar dikkate alınır, bilemiyoruz.
Türkiye'nin bir yandan komşusuyla iyi ilişkiler sürdürmekte çıkarı var; öte yandan da ABD ile "ortaklığı"nı, Avrupa ülkeleriyle uyumu canlı tutmak durumunda. Türk diplomasisi bu kritik dönemde herhalde epey zorlanacak.

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Atatürk, Amerika, Avrupa...
SORUNLARIN ürküntü yaratarak içe kapanma ve B...
Çetin ALTAN
Dragos'ta ikindi vakti ve kediler...
Eh işte İstanbul'a da bahar ha geldi, ha geli...
Melih AŞIK
Stratejik vizyon
Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın...
Fikret BİLA
Erdoğan'dan Kerkük uyarısı
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Güneydoğu'daki bi...
Hasan CEMAL
Kürt devleti!
Yıl 1975, yer Çankaya Köşkü. Cumhurbaşkanı Fa...
Güneri CIVAOĞLU
Sıcak takip ötesi...
Sınır ötesi "sıcak takip" kavramı, "pratiği" ...
Abbas GÜÇLÜ
Üç bin yıl öncesinin gerisindeyiz
Türkiye'nin en güzel tarihi okullarından biri...
Hurşit GÜNEŞ
Global lokomotif ekonomiye (ABD) dikkat !
Dün akşam FED Başkanı Bernanke kamuoyuna bir ...
Sami KOHEN
Kritik günler
İRAN'a nükleer yasağa uyması için verilen bir...
Metin MÜNİR
Nükleer gericilik
Bazen bir pozisyon alırsınız ve bu sizi ileri...
Faik ÖZTRAK
Artan işsizlik ve kutsallara odaklanan siyaset
Bu hafta yayımlanan ocak ayı işgücü istatisti...
Hasan PULUR
Matematik öğretmeni aranmıyor!
BU konuda, hem Atatürk hatalı, hem de Ata'nın...
Derya SAZAK
Emeklilik saltanatı
TBMM'den geçen "Sosyal Güvenlik Reformu" pake...
Meral TAMER
Petrolün de, doğalgazın da ömrü uzuyor
Bahçeşehir Üniversitesi'nin Türk - Asya Strat...
Ece TEMELKURAN
Çocuk, ülke ve uzaklar
Uzaklardan yazıyorum. Haberler geliyor memlek...
Güngör URAS
İşsizliğin çaresi üretmek, üretmenin çaresi ihracat
1997 yılında 100 olan nüfusumuz 2005 yılı son...
Serpil YILMAZ
İş kadınları zirvesinde Emine Hanım kabinesi!
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'...
M. Ali BİRAND
AB Kürtçe ısrarını bıraktı
İyi haberle kimse ilgilenmez. Kötü haber mera...

© 2006 Milliyet