Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 28 Nisan 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çocuk, ülke ve uzaklar


Uzaklardan yazıyorum. Haberler geliyor memleketten. 23 Nisan gösterilerinde kara çarşaflı kızlar geçmiş yoldan, başlarına gelecekten habersiz gülümseyerek.
Cumhuriyet öncesi kadınlarının "temsili" hali olarak yürürlerken memleketin en hassas meselesinin üzerinden geçtiklerini bilememişler.
Ardından, "bıyıkları yeni terlemiş" dense de basbayağı yıllardır tıraş olan gençler girmiş Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne.
Kendilerine ait bir gençlik bayramı olmasına rağmen çocukların gününü çalan yirmili yaşlarındaki genç adamlar, bütün Türkiye'ye imam hatiplilerle ilgili iyi bir diskur çekmişler, "çocuk meclisi" adı altında.
Politikacı abilerinden öğrendikleri el-kol hareketleriyle meydan okumuşlar:
"Biz imam hatipliler, önümüze dağları koysanız da biz en iyi okullarda okuyup en iyi yerlere geleceğiz!"
Ve daha onlar kürsüden iner inmez başlamış tartışmalar: "Laiklik nedir? Faydaları nelerdir?"
AKP'li milletvekilleri "Çocuklara karışmayın" demişler, CHP'liler "Çocukları kullanıyorsunuz" diye bağırmışlar. Ne ki ortada bir çocuk bile yokmuş.

Çocuklar duymasın!
Çocukların söyleyeceklerinden korkan bir memleket bizimkisi. Bir anda ailenin sırları, çırılçıplak bir dille ortaya serilirse ne halt edeceğini bilemeyen insanlarız biz. Bu yüzden hep onlar hakkında, onlara hiç söz vermeden konuşuyoruz.
Aile sırlarını, ailenin yüzleşmesi gereken günahları söyleyenler de bu yüzden çocuk yerine konuluyor bir bakıma. Devletimizin yaramaz çocukları oluyoruz birazcık düşünmeye başlayınca. Kimlerin çok konuştuğu tahtaya yazılıveriyor, yanlarına lüzumlu miktarda çarpı işaretleriyle.
Öğretmen yokken konuşanlar tahtaya yazılıyor ki geldiğinde Terörle Mücadele Hoca, kimi sıra dayağına çekeceğini bilsin. Ve elbette aramızda "sınıf başkanları" var, konuşanları büyük bir özenle dikizliyor "hocaların" yokluğunda...
Çocuklara gelince, kimse cesaret edemezdi herhalde TBMM'de çocuk şiddetini, okullardaki şiddeti konuşmaya; bu meseleyi çocuklarla konuşmaya. Kendi sorunlarını anlatsalardı çocuklar bir işe yarardı konuşmaları. Ama sanırım kimse bunu istemiyordu.

İnanın çocuklar!
Diyarbakır'da önceki haftalarda yaşanan eylemlerde panzerlere taş atan, gösterilere katılan çocuklara ilişkin bir yazı dizisi yayımlandı geçen günlerde bu sayfalarda. Yaşları 12 ile 18 arasında değişen 210 çocuğun gözaltına alındığı, toplandığında müebbet hapis cezasını gerektiren iddialarla tutuklu ve tutuksuz olarak yargılandığı olaylara çocuk tarafından bakıldı.
"Failler" onlardı, manşetlere çıkarılan onlardı, adına konuşulan onlardı ama kimse onlarla konuşmamıştı. Biz konuştuk ve öyle şeyler söylediler ki yetişkinlerin muhayyilesi almazdı.
Şimdi uzaklardayım. Yine "hassas Türklerin" pek sevmediği bir ülkeden yazıyorum bu yazıyı size. Öyle bir yerdeyim ki döndüğümde yine kızacaklar bana. Terörle Mücadele'nin, hassasiyetlerin baş öğretmenleri dikilecek başıma.
BBC'de, sert bir söyleşi programı olan "Hard Talk"ta ('Sert Konuşma'), başbakanın dış politika danışmanı Egemen Bağış konuşuyor. Programı yapan gazeteci, Bağış'ın üzerine yükleniyor sorularla. Durmadan Şemdinli'yi soruyor, ordu-siyaset ilişkisini, işkenceyi...
Bağış, inanılmaz bir dirayetle ve son derece düzgün cevap veriyor sorulara. Dünya görüşümüz hiç uyuşmuyordur muhakkak ama kendimi ona yakın hissediyorum. Çünkü öyle yürüyor ki ipin üzerinde, elindeki çubuğu dengeleye dengeleye...
Biliyorum o anda o da orada, memleketi hakkında, gerçekler hakkında konuşurken kendini bir cambaz gibi hissediyor. Muhtemelen "Keşke burada olmasaydım" diyor bazı anlarda. "Keşke bizim memleket bu kadar ip cambazlığı gerektirmese"...

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Atatürk, Amerika, Avrupa...
SORUNLARIN ürküntü yaratarak içe kapanma ve B...
Çetin ALTAN
Dragos'ta ikindi vakti ve kediler...
Eh işte İstanbul'a da bahar ha geldi, ha geli...
Melih AŞIK
Stratejik vizyon
Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın...
Fikret BİLA
Erdoğan'dan Kerkük uyarısı
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Güneydoğu'daki bi...
Hasan CEMAL
Kürt devleti!
Yıl 1975, yer Çankaya Köşkü. Cumhurbaşkanı Fa...
Güneri CIVAOĞLU
Sıcak takip ötesi...
Sınır ötesi "sıcak takip" kavramı, "pratiği" ...
Abbas GÜÇLÜ
Üç bin yıl öncesinin gerisindeyiz
Türkiye'nin en güzel tarihi okullarından biri...
Hurşit GÜNEŞ
Global lokomotif ekonomiye (ABD) dikkat !
Dün akşam FED Başkanı Bernanke kamuoyuna bir ...
Sami KOHEN
Kritik günler
İRAN'a nükleer yasağa uyması için verilen bir...
Metin MÜNİR
Nükleer gericilik
Bazen bir pozisyon alırsınız ve bu sizi ileri...
Faik ÖZTRAK
Artan işsizlik ve kutsallara odaklanan siyaset
Bu hafta yayımlanan ocak ayı işgücü istatisti...
Hasan PULUR
Matematik öğretmeni aranmıyor!
BU konuda, hem Atatürk hatalı, hem de Ata'nın...
Derya SAZAK
Emeklilik saltanatı
TBMM'den geçen "Sosyal Güvenlik Reformu" pake...
Meral TAMER
Petrolün de, doğalgazın da ömrü uzuyor
Bahçeşehir Üniversitesi'nin Türk - Asya Strat...
Ece TEMELKURAN
Çocuk, ülke ve uzaklar
Uzaklardan yazıyorum. Haberler geliyor memlek...
Güngör URAS
İşsizliğin çaresi üretmek, üretmenin çaresi ihracat
1997 yılında 100 olan nüfusumuz 2005 yılı son...
Serpil YILMAZ
İş kadınları zirvesinde Emine Hanım kabinesi!
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'...
M. Ali BİRAND
AB Kürtçe ısrarını bıraktı
İyi haberle kimse ilgilenmez. Kötü haber mera...

© 2006 Milliyet