|
 |
|
|
AKP'ye atlantik ötesinden gelen anlamlı mesaj
Satır Arası / Deniz Sipahi
22 Nisan cumartesi günü Zaman Gazetesi'nde Hüseyin Gülerce imzalı bir yazı yayınlandı. Atlantik ötesinden gelen bu mesaj ilginçti.
Yazının başlığı "Baskın seçim"di.
Kısa bir özet yapayım.
"Siyasette tecrübe, belki de bugünler için en büyük yol gösterici. Sayın Hüsamettin Cindoruk 55 yıldır siyasetin içinde. Sayın Mehmet Barlas da mesleğimizin duayenlerinden. İkisiyle Samanyolu televizyonunda Pazar Sohbeti'nde konuşurken AK Parti milletvekili ve yöneticilerinin, onları dinlemelerini çok isterdim. İkisinin de birleştiği ortak nokta; hem iç sebeplerden, hem de dış gelişmelerden dolayı Türkiye'nin problemlerinin çözümünün tek bir kişinin, tek bir siyasi kadronun üstesinden gelemeyecek kadar ağırlaşmış olması. Bu yük, paylaşılmadan taşınacak bir yük değil. Başta Sayın Erdoğan olmak üzere, Türkiye'nin bütün anayasal kurumlarının sorumluları bu dönemde bir milli mutabakatın, başka bir ifadeyle toplumsal bir uzlaşmanın öncülüğünü yapmak zorundalar."
Yazıda Hüsamettin Cindoruk'un baskın bir seçimin AKP'ye bazı fırsatlar yaratabileceğinin altı çiziliyor. Hüseyin Gülerce'nin AKP'ye tavsiyeleri de üç ana maddede toplanmış.
"1. Her iktidar bu ülkede dördüncü yılına girdiğinde yıpranma/yıpratılma dönemine de girmiş oluyor.
2. Yeniden seçilmeye kilitlenen milletvekilleri, bu beklentilerinin zayıfladığını gördüklerinde dış etkilere açık, dolayısıyla partilerinin aleyhindeki çalışmalara katılacak potansiyel hasım haline geliveriyor.
3. Mayıs 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçimi daha şimdiden bir rejim meselesine dönüştürülüyor. Son günlerdeki gelişmeler AK Parti'nin bu konuda inatlaşmaya girmesinin yanlış olacağını, fedakârlığın yine tek taraflı olarak sivillere düşeceğini anlatması bakımından epey ders vericidir.
Baskın bir seçim, bunların hepsinin getireceği kriz ve sıkıntıları aşmada bir zemin olabilir. AK Parti'ye yukarıda bahsettiğimiz siyasÓ yarma hareketi için en uygun fırsatı sağlayabilir."
Atlantik ötesinden gelen tavsiyeler böyle...
Okumamış olanlar için bir alıntı yapmış oldum.
Davulun sesi uzaktan nasıl gelir?
Son iki yıldır uzaklarda olan bir dostumuzun mesajını daha sizlere ileteyim. İzmirli Hipokrat firması Çin'de önemli işler yapıyor. Şirketin Çin'deki operasyonundan sorumlu koordinatörü Alptekin Aydın, Türkiye'de yaşanan son tartışmalar üzerine bakın neler yazmış: "Davulun sesi uzaktan hoş gelir. Bekara karı boşaması kolaydır..." ya da "Hariçten gazel okuması kolaydır..." gibi sözler bu milletin genel karakterini simgelemekle beraber hani internet ortamında dolaşan kurbağa testi de var ya tam bize göre aslında.
Ülkemize ve milletimize karşı yürütülen siyasetlerin en güzel açıklaması belki de. Hatırlayalım... Kurbağayı sıcak suya atarsanız sıçrayıp kurtulmak ister ama ılık suya bırakır ve suyu yavaş yavaş ısıtırsanız kurbağa kaçmaz, gevşer ve sonunda bu gevşeme onun hayatına mal olur.
Yürütülen siyasetler aynen buna benzemekte, toplum yavaş yavaş ısınmanın rehavetinde bu değişimleri olağan ve tehlikesiz görürken bir de bakmış ki, Ulusal Güvenlik ve Çocuk Bayramı'nda 21 yaşındaki askerlik çağındaki çocuklarla bayram kutlanılmakta. Ülkenin bir başka köşesinde adı geçmişi göstermek bahanesi ile toplumun önünden kara çarşaflı küçücük kızlarımız resmi geçit yapmakta, bir başka ilçemizde ise resmi çelenk töreninde bir siyasi parti ilçe başkanı sakız çiğneyerek kendi duygularını dile getirmekte.
Ama herhalde ya unutkanlık hastalığımız boş vermişliğe, sivil toplum örgütlerimiz eylemsizliğe, siyasi mekanizmalarımız da karşı politika üretememe hastalığına iyice yakalanmışlar ya da koltuklarına yapışmışlar...
* * *
İşte davulun sesi, Çin'den böyle geliyor.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|