|
 |
|
|
Gerets, Yanal, MHK ve diğerleri
Fenerbahçe maçında Uğur Uçar ve Ferhat'a forma verdiği için Gerets'in bir idam sehpasına gönderilmediği kaldı. Belçikalı teknik adam nasıl olur da 19 yaşındaki iki genci dünyanın sayılı derbilerinden birinde sahaya sürebilirdi?
Kadrosunda bu heyecanı onlarca kez yaşamış deneyimli oyuncular varken, nasıl olur da böyle bir kumarı göze alırdı? Alırsa böyle olur, sezonun en önemli maçında takımı sahadan silinip giderdi işte.
Yok yok... Gerets ya futbolu bilmiyor ya da Galatasaray'ı sabote ediyor olmalıydı.
Oysa Gerets'in hamlesi cesaret ve yürek işiydi. Doğru bildiğini, inandığını yapmıştı. Zaten onu diğerlerinden ayıran da buydu.
Rakipleriyle eşit olmayan koşullarda mücadele etmek, buna rağmen son haftaya dek şampiyonluğu kovalamak, bu arada gencecik yeteneklere kişilik kazandırmak kolay değildi.
Daum'un, Tigana'nın ya da Halilhodziç'in yanında Erik Gerets işte bu yüzden farklıydı ve alkışlanmalıydı...
* * *
Galatasaray'ın Vestel Manisaspor'a kiralık verdiği Arda'ya, Zafer Şakar'a, alt yapıdan yetişen Caner'e bakın şimdi de. Bıyıkları henüz terleyen bu çocuklar Ersun Yanal'ın ellerinde yoğruluyor, yıldız gibi parlıyor.
Yanal da korkmadan kullanıyor neferlerini.
İşte zirvenin kaderini etkileyen Fenerbahçe maçı.
Yanal, o maçta rakibe sahayı dar ettikleri için genç oyuncu tercihinde haklı görülebilir ama, yüz milyonlarca dolarlık bir takıma karşı aslanlar gibi mücadele eden Arda'yı, Zafer'i, Caner'i, diğer yanda hazır görev bekleyen Özgürcan'ı, Cafercan'ı, Aydın'ı Türk futboluna başka nasıl kazandıracak, yarına nasıl hazırlayacaksınız?
Bu çocuklar antrenmanda mı tecrübe edinecek?
Yoksa sahada hata yapıp, kaybetmenin acısını, kazanmanın coşkusunu yaşayarak mı?
Zoru seçen ve sorumluluğunu üstlenen Yanal ve Gerets'e tebrikler...
* * *
Söz derbiden açılmışken "Ben dememiş miydim?" diyemediği için yaylım ateşini sürdüren birkaç yorumcunun dışında Türkiye'nin takdir ettiği Cüneyt Çakır'a gelmek istiyorum. MHK Başkanı "Elimizde bu maçı yönetecek on aday var" mesajı verse de etap çalışmaları FIFA kokartlı genç hakemi gösterdi.
Doğru da oldu.
Çakır sezonun en sıkı mücadelelerinden birini en az hatayla bitirdi.
Kendine güveni, sahadaki duruşu, art niyetsiz düdükleriyle bu tarz maçları yönetmek için ağabeylerinin ardında yıllarca sıra beklemesi gerekmediğini gösterdi.
Kurulun son haftalarda bir alt klasmandan Barış Şimşek, Halis Özkahya, Cemil Şensöz gibi genç hakemleri -bazıları lige havlu attıkları halde "stajyer hakem istemiyoruz" şikayetinde bulunsa da- süper ligde görevlendirmesi, Kamil Abitoğlu gibi hak ettiği yere çok önceden gelmesi gereken bir yeteneği küskünlükten kurtarması da korkusuzca alınmış kararlardı.
* * *
Son olarak rakamlara bakalım ve değerlendirmeyi futbol kamuoyuna bırakalım;
Gerets'in eleştirilmesine yol açan 19 yaşındaki Uğur Uçar 24, Ferhat ise 42 kez milli formayı giydi. Galatasaray'ın gelecekteki yıldız adayları arasında yer alan Cafercan 88, Özgürcan 51 defa milli oldu. Sarı-kırmızılı ekibin Vestel Manisaspor'a kiraladığı Arda 72, Zafer Şakar 38 uluslararası müsabakada ülkemizi temsil etti.
FIFA kokartlı 29 yaşındaki Cüneyt Çakır bu sezon Süper Lig'de ikisi derbi 18 maçta düdük çaldı. 5 yıldır bu kategoride görev alan Çakır, bu sezon dört büyüklerin 7 maçını yönetti. 12 yıl önce camiaya adım atan Çakır, performansı ile Avrupa ve Dünya'da Türk hakemliğinin parlayan yüzü olacağı müjdesini verdi.
Şimdi söyleyin.
Gerets, Yanal ve Merkez Hakem Kurulu'nun yaptığı mı kolaydı?
Yoksa gençliklerini unutan, hangi yollardan geçtiğini anımsamayan, herşeyin en doğrusunu bildiğini iddia eden bazı yorumcuların, acımasızca infaz girişiminde bulunması mı?
Yandı gülüm
Geçen hafta Uluslararası Halter Federasyonu'nun Türkiye'ye verdiği 100 bin dolarlık cezanın can yakacağını yazmıştık. Aradan birkaç gün geçmedi ki, Gençlik ve Spor Genel Müdür vekili Mehmet Atalay düğmeye bastı. Atalay, Başbakanlık Teftiş Kurulu raporu doğrultusunda Federasyon Başkanı Hasan Akkuş ve o dönem görev yapan üç milli takım antrenörünün cezayı ödemeleri talimatını verdi.
Ve dananın kuyruğu koptu. Bir zamanlar içtikleri su ayrı gitmeyen Akkuş ile antrenörler kanlı bıçaklı oldu.
Antrenörler ihaleyi üzerlerine yıkan federasyon başkanına savaş açarken, teşkilat yönetimi de kendi elleriyle başkanlık koltuğuna oturttuğu Akkuş'u gözden çıkarıp, yeni bir aday arayışına girdi.
Atina Olimpiyatı sonrası federasyon başkanlığı için halter hakemi Hasan Akkuş'u hazırladığını yazdığımızda, başta Atalay olmak üzere pekçok kişi bize karşı çıkmıştı.
Zaman kimin haklı olduğunu gösterdi.
Bugünlerde de hummalı bir şekilde Akkuş'un yerine ikame edilecek bir başkan adayı arandığını duyduk.
Yani, eski tas eski hamam.
Yazık ki spor kültüründen bihaber insanlar, sadece dünya görüşleri yönetimle örtüştüğü için paye almaya, Türk sporu da işi bilenlerin değil, makam sevdalılarının elinde oyuncak olmaya devam ediyor.
Alex'in ricası
Yusuf Kobal'ın haberi vardı dün Milliyet'te.
Fenerbahçeli Alex, 2006 Dünya Kupası finallerinde Brezilya Milli Takımı forması giyebilmek için Teknik Direktör Parreira'ya son bir aylık istatistiklerini ve maç kasetlerini göndermiş.
Hani o duran top ustası, futbolu ve golleriyle takımını sırtlayan Alex De Souza var ya...
İşte o Alex, gözden ırak kaldığını düşünüp hocasına "Bak buralarda neler yapıyorum, beni sakın unutma" deme ihtiyacı hissetmiş.
Acaba diyorum, Dünya'nın dört bir yanında top koşturan diğer Brezilyalı futbolcular Alex'in benzeri girişimlerde bulunuyor mudur?
Örneğin Ronaldinho, Kaka, Robinho, Emerson, Cicinho veya Adriano da Alberto Parreira'nın kapısını çalıp milli görev talep ediyor mudur?
Yoksa ilahlaştırdığımız, yere göğe sığdıramadığımız ithal yıldızlar gerçekten dünya çapında birer yetenek değiller mi? Ya da formasını giydikleri kulüpler mi vizyondan uzak kalıyor?
Ne dersiniz?
Alex 15 golü, 25 gol asistini başka herhangi bir ülkede yapsa yine yollar mıydı kasetlerini Parreira'ya?
cersen@milliyet.com.tr
|
|
|

|