Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 30 Nisan 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AKYOL: KÜRT KÜLTÜRÜNÜ KÜÇÜK GÖREN YAKLAŞIMA SON VERMEK LAZIM...
"Asıl sorun PKK değil, Kürt sorunu!"

Mustafa Akyol, "Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek / Yanlış Giden Neydi? Bundan Sonra Nereye?" adlı ilk kitabında Kürt sorununun tarihsel gelişimini ele alıyor ve çözüm önerileri sunuyor.

ASLI ONAT / Söyleşi

İlk kitabı "Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek / Yanlış Giden Neydi? Bundan Sonra Nereye?" vitrinlerde yerini alan Mustafa Akyol, Türkiye'nin tüm etnik kültürlerin kimliklerini ifade edebilip eşit vatandaş muamelesi görebileceği bir yapıya kavuşması gerektiğini söylüyor. Yazar, Selçuklular tarafından 12. yüzyılda kurulan Kürdistan eyaletinin yüzyıllar sonra nasıl kanayan bir yaraya dönüştüğünü ustalıkla anlatıyor.

"Kürt sorununun kökeni" adlı bir teziniz olduğunu biliyoruz. Kitabınız tamamen bu tezden mi oluşuyor?
Aslında tezim, bu kitabın onda birini oluşturuyor. Tezdeki bölüm, 1910'lu ve 20'li yılları içeriyordu. Kitabın kendisi ise çok daha kapsamlı.

Yazım aşaması ne kadar sürdü?
Bu soruya, şu kadar zamanda yazdım gibi bir yanıt veremeyeceğim ama 1997 yılından bu yana konu üzerinde çalıştığımı söyleyebilirim. Kitap son 3,5 - 4 yıl içerisinde baskıya hazır hale geldi.

"BABAM DANIŞMANIMDI "

Hangi kaynaklardan yardım aldınız?
Önce Kürtler hakkındaki uluslarası literatürü okumaya başladım. Son yıllarda bu konuda - Kürt yayınları da dahil olmak üzere - Türkiye'de çıkan yayınları inceledim.

Peki ya babanız Taha Akyol?
Babamdan da çok yardım aldım. Yazım aşaması boyunca bir nevi tez danışmanım gibiydi.

Kitabınızın başlarında, 1981 yılında eski bakanlardan Şerafettin Elçi'ye "Türkiye'de Kürtler vardır, ben de Kürt'üm" dediği için 15 ay ağır hapis cezası verilmesine değiniyorsunuz. 11 yıl sonra Süleyman Demirel, Diyarbakır'da "Kürt realitesini tanıyoruz," dediğinde bir tepki gelmiyor ama geçen yıl başbakan Tayyip Erdoğan "Kürt sorunu vardır," dediği için eleştirildi. Bu toplamı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sanırım Tayyip Erdoğan, Demirel'in de ötesinde ve daha doğru bir tanım kullandı. Demirel'in "Kürt realitesini tanıyorum" demesi bir aşamaydı. Erdoğan ise "Bu realiteden kaynaklanan bir sorun olduğunu teslim ediyoruz; geçmişte devletin hataları oldu" dedi. Bunlar daha devrimci laflar. Ama Demirel'inki de iyi bir adımdı. Zaten Özal da bunları gündeme getiriyordu. Erdoğan bir adım daha ileri gitti ve iyi bir iş yaptı.

Osmanlı tarihi boyunca devlet içinde dinden ötürü bir birlik var. Ama Şeyh Said isyanından sonra yaşananlar ters teperek Kürt milliyetçiliğine yol açıyor...
Tarihte, Osmanlı döneminde bazı Kürt isyanları olsa da kayda değer bir Kürt milliyetçiliği yok. Bu isyanlar, genellikle yerel yöneticilerle feodal Kürt beylerinin kendi aralarındaki sürtüşmelerden veya vergi ödememe isteğinden kaynaklanıyordu.
Türkmenlerin olduğu bölgelerde de Celali İsyanları oldu. Etnik isyanlar değil bunlar. Osmanlı'nın son on yılında entelektüel Kürtler arasında bir milliyetçilik başladı.
Osmanlı Devleti'nin çöküşüne doğru etnik sorunlar başgöstermişti. Bununla birlikte Osmanlı dönemindeki Kürt milliyetçileri Kürt kitlelerini arkalarına alamadılar. Çünkü o kitleler hala 'Müslüman milleti' anlayışındaydı. Bu birleştirici bir tanım.
Zaten öyle olduğu için Mustafa Kemal Paşa, Kurtuluş Savaşı'nda Müslümanlık bağıyla Türk-Kürt kardeşliği temasını kullandı.

"KÜRTLERİ ONORE ETMELİ "
Atatürk'ün Ahmet Emin Yalman'ın "Kürtlük nedir? Bir iç sorun olarak değinseniz iyi olur" sorusuna verdiği yanıt da bir öngörü niteliğinde: "Türkiye'nin halkı söz olurken onları da beraber ifade etmek gerekir. İfade olunmadıkları zaman bundan kendileri için sorun çıkarırlar"...
Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı sonrası fikri, Türkiye'yi üniter bir şekilde kurmak. Kurtuluş Savaşı'nda da tek bir Türkiye savunuldu. Atatürk bu sözüyle -Kurtuluş Savaşı'nda da dediği gibi- "Kürtleri onore etmek gerekir" diyor aslında. Fakat belli bir etnik kimliği herkese dayatma yönündeki fikriyat baskın çıkıyor.
Atatürk'ün 'üniter devlet' hedefini kendimize referans olarak almamız lazım. Fakat bu yapının içinde farklı etnik grupların varlığını kabul etmemiz gerekir. Kürt kültürünü küçük gören yaklaşıma son vermek lazım ki, Kürt etnik milliyetçiliğinin çekim alanına girmesinler.

Ortaya koyduğunuz sorulardan biri şu: "Kürt siyasi ve sivil hareketinde PKK tekeli kırılsa, hatta terör tamamen ortadan kalksa 'sorun' çözülmüş mü olacak?".
Çözülmeyecek. Bugün Kürt sorununun içinde ve kısmen dışında bir PKK sorunu var. Bu bir terör örgütü ve bu örgüte karşı devletin gerektiğinde silah kullanarak, gerektiğinde diplomatik yöntemlerle, af yasası gibi yöntemleri daha da rafine ederek mücadele etmesi lazım.
Ama bunu yaparken asıl sorunun Kürt sorunu olduğunu da gözden kaçırmamak gerek. Türkiye'nin başka bölgeleri de var fakir olan. Ama bir insan kendisini Kürt olduğu için ikinci sınıf vatandaş olarak hissediyorsa, üstüne fakirse ve yaşadığı şehir geri kalmışsa, bir tepki geliştiriyor. Kalkınma için uğraşmak lazım ama PKK bunu baltalıyor şu anda.


MUSTAFA AKYOL KİMDİR?

1972 yılında Ankara'da doğan Mustafa Akyol, 1996'da Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Bölümü'nden mezun oldu. B.Ü. Atatürk Enstitüsü'nde yüksek lisans yapan Akyol, "Kürt Sorununun Kökeni" başlıklı tez çalışmasını kaleme aldı. Bir süre ABD'deki bir düşünce kuruluşunda bilim ve din ilişkisi üzerine çalışmalar yaptı ve bu konuda pek çok uluslararası konferans verdi. Akyol'un makaleleri The Washington Times, The Weekly Standard, National Review gibi yabancı yayınlarda ve Türkiye'deki çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanıyor.


"NİHAL ATSIZ, 'TÜRKİYE'NİN HİTLER'İDİR!"

Kitabınızda Ziya Gökalp'in 1922 tarihli "Türkler ve Kürtler" adlı makalesine değiniyorsunuz. Gökalp, "Kürtleri sevmeyen bir Türk varsa Türk değildir; Türkleri sevmeyen bir Kürt varsa Kürt değildir" diyor. Alparslan Türkeş de bazı konuşmalarında bu alıntıyı kullanıyor...
MHP'nin tam olarak kimliğini rafineleştirmesi, ortaya koyması iyi olur. Bir tarafta Ziya Gökalp tarzında, olumlu, Türkiye'nin bütünlüğünü savunan bir çizgi var. Diğer yanda ise Türk ırkçılığını benimseyen Nihal Atsız çizgisi... MHP kendisini Nihal Atsız'dan ayırdı aslında Türkeş zamanında. Ama yine de Kürt kimliğinin ifade edilmesinden rahatsızlık duyuyorlar. Devlet Bahçeli, son olaylar karşısında yatıştırıcı bir tutum sergiledi. Bence MHP'nin Türk ırkçılığıyla hiç işi olmadığını ve buna karşı çıktığını göstermesi, bu sorunun çözümüne büyük bir katkı sağlar. MHP'ye "Türk ırkçısıdır" demiyorum ama bazen partinin dünyasında, ülkü ocaklarında ve yayınlarında o tür eğilimler görülebiliyor. Tüm MHP yayınlarında Atsız'ı görüyorsunuz. Atsız bence Türkiye'nin Hitler'idir, aralarında hiç fark yok. Hem Türk hem de Kürt ırkçılığına tavır koyulması gerekiyor.




KITAP
 Türk şiiri yükselişte
 Şiir kendini iyi hissediyor
 Bilinmeyen ada
 "Asıl sorun PKK değil, Kürt sorunu!"
 "Aile içinde şiddete yer vermeyin!"
 "Hikmet burcu"na ermiş bir şair
 Kütüphaneyi kim yıktı?
 Özgün mü özgün bir günlük
 "Evvelotel" içinde
 Casanova hikâyeleri
 Bitmeyen aşklar
 Osmanlı'nın Sherlock Holmes'u
 Shylock'un hakkı Shylock'a
 Yanılsamaların içinden itiraflar
 Yetişkinlerin savaşında bir çocuk pilot
 Haberler
 Kitap vitrini
 Kırtasiye
 Kitap ajandası
 DÜNYADA ÇOK SATANLAR
 TÜRKİYE'DE ÇOK SATANLAR





© 2006 Milliyet