Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 30 Nisan 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
MEHMET TANER UZUN YILLAR SUSSA DA HİÇBİR ZAMAN YİTMEMİŞTİR!
"Hikmet burcu"na ermiş bir şair

Mehmet Taner'in şiiri, "Çevre Çitin Üzerinde Yağmur" ile 2006 Necatigil Şiir Ödülü'nü kazanarak bir kez daha taçlandırıldı.

Mehmet H. Doğan / Şiir

Bu yıl Necatigil Şiir Ödülü'nü Mehmet Taner kazandı. Uzun bir susuşun sonunda, 1995'teki ikinci çıkışından sonra şiirini devamlı geliştiren Taner'in bu ödülü hakkıyla kazandığını; hem ödülün şaire hem de şairin ödüle yakıştığını rahatça söyleyebiliriz.
Mehmet Taner'in şiirini, 1970'teki "Ilık Kan" şiirinden ya da 1978'deki "Sunak" kitabından 2002'deki "Veda Vezinleri"ne ve son kitabı "Çevre Çitin Üzerinde Yağmur"a kadar aynı başlık altında değerlendiremeyiz. Böyle bir değerlendirme yanlış olur. Çünkü o, belli dönemleri olan, her kitabıyla bir dönemi kapayıp bir başka döneme geçen bir şair olmaktan çok, şiirini çok kanallı olarak geliştiren, önünde açılı duran şiir dosyalarına sürekli eklemeler yaparak, kimi zaman yeni kanalcıklar açarak kendi şiir deltasını oluşturan, bütün bu evrelerden geçerken yeni kimlikler, yeni duyarlıklar kazanan bir şairdir.
Taner'in uzun yıllar sustuğu görülmüştür, ama hiç yitmemiştir. Örneğin, 1980'lerin başlarında girdiği susuştan sonra 1995'de "Dip" kitabıyla, daha kararlı, daha olgun bir şiirle yeniden ortaya çıkmıştır.
Yeni duyarlıklar
Aslında şairin önünde açılı durduğunu söylediğimiz dosyaların ne zaman açıldığı da nerdeyse bilinemez; ilk işaretleri tahmin edilemeyecek kadar gerilerdedir. Örneğin, "Veda Vezinleri"nde ya da bu son kitabında şairin divan şiiriyle kendi şiiri arasında bir yakınlık kurmaya çalıştığını düşünen kişilere - vardır böyleleri - Taner'in 1981'de "Bir Denizin Çekildiği Bütün Kıyılar" kitabındaki Divançe bölümüne bakmalarını salık veririm ben. Taner, bölümün adıyla Necatigil'in "Divançe" (1965) kitabına selâm gönderirken, "Turgut Uyar'a Ses Üzre Gazel" şiiriyle Uyar'ın "Divan" (1980) adlı kitabındaki şiirlere yakınlığını işaret eder.
Gerçekten de, Taner'in divan şiirine yakınlığı, divan şiiriyle ilişkisi, bir tekniği yenileştirme denemesinden çok ondan yeni duyarlıklar çıkarma çabasıdır. Bu bakımdan, daha önce bu tekniği denemiş olan Asaf Halet'ten, Attila İlhan'dan ya da Hilmi Yavuz'dan ya da bu sonuncunun etkisindeki genç şairlerden çok, Necatigil'e ve Turgut Uyar'a, belki de ses ögesine verdiği ağırlıkla Nâzım Hikmet ve Melih Cevdet'e yakındır. Bu son kitabındaki "'Sabah Olsun da' Gazeli" ile Melih Cevdet'in "Yan Yana" (1956) adlı kitabındaki "Olsun da Gör" şiiri arasındaki divan şiirinden gelen ses benzeşmesi gözden kaçırılmamalıdır.
Özümlenen eski şiir
Taner'in divan şiiriyle ilişkisi, bir tekniğin yeniden denenmesi ve ondan yeni biçimler çıkarma çabası olmaktan, yani biçimsel bir çaba olmaktan çok, Türk şiirinin künyesindeki bir ses ve duyarlık ögesini kendi şiirinin dokusuna yedirme çabasıdır. Bu yüzden, Taner'in gazel'inin, rubai'sinin, mesnevi'sinin, koşma'sının bu geleneksel şiir biçimleriyle ilgisi, bir addan öteye gitmemektedir.
Özümlenen eski şiir, bir tad halinde şiirin dokusuna yayılmış, yeni bir şiire can suyu olmuştur. Kimi zamansa bu kalıt ilişkisi, "'Sabah Olsun da' Gazeli", "Cemal Süreya'yı Özlemek", "Nûru Lâl", "Büyülü Delta" başlıklı şiirlerin bütününde olduğu gibi apaçık ele verir kendini. "Çevre Çitin Üzerinde Yağmur" kitabının bütününde bu divan şiiri tadının egemen olduğu kanısını vermemek için, Taner'in, her kitapta olduğu gibi bunda da, şiirleri bir araya getirirken, bu kısacık yazıda çözümlenemeyecek bir duyarlık toplamını gözettiğini eklemeliyim.
Onun şiirinin asıl şifresi "Kuzgun" adlı şiirde ele verir kendini:
"Şiir boşluğa seslenir / Sonunda bir Kara
Bulunmayan şiir, / Sade kanat çırpışlar
Ne ufuk ne gövde ne bir-

Görünmeyen gemilere: / İlk boş âna, seslenir şiir"
...........................

Kitabı okurken, "Asal Zaman", "Sebil Zaman", "On İki Ayrı Metin ve İncili Maniler" başlıklı üç bölümdeki şiirlerde, 'hikmet burcu'na ermiş bir şairin sakin, sabırlı sesi size eşlik edecektir:
"Ölüme alıştıran bir düş gibi
Sabaha açtım penceremi;
Ölüme alıştıran bir düş gibi, dedim, yaşam."




KITAP
 Türk şiiri yükselişte
 Şiir kendini iyi hissediyor
 Bilinmeyen ada
 "Asıl sorun PKK değil, Kürt sorunu!"
 "Aile içinde şiddete yer vermeyin!"
 "Hikmet burcu"na ermiş bir şair
 Kütüphaneyi kim yıktı?
 Özgün mü özgün bir günlük
 "Evvelotel" içinde
 Casanova hikâyeleri
 Bitmeyen aşklar
 Osmanlı'nın Sherlock Holmes'u
 Shylock'un hakkı Shylock'a
 Yanılsamaların içinden itiraflar
 Yetişkinlerin savaşında bir çocuk pilot
 Haberler
 Kitap vitrini
 Kırtasiye
 Kitap ajandası
 DÜNYADA ÇOK SATANLAR
 TÜRKİYE'DE ÇOK SATANLAR





© 2006 Milliyet