Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 30 Nisan 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
TANIKLIĞI GÖREV BİLEN YAZAR...
Özgün mü özgün bir günlük

Doğan Hızlan'ın yeni kitabı "Edebiyat Daima", birbirinden bağımsız yüz elliyi aşkın yazıyı kendilerini aşan bir bütünün parçaları, daha doğrusu öğeleri durumuna getiriyor. Bu bütünse, Ataç'ın deyişiyle bir "günce"ye, bugün bizim benimsediğimiz deyişle bir "günlük"e dönüştürüyor onu.

Tahsin Yücel

Doğan Hızlan'ın son kitabı "Edebiyat Daima"yı aldım elime, alış o alış, bir daha bırakamadım. Önce şurasından burasından, sonra baştan sona doğru, hiçbir yazıyı atlamadan okudum. Şimdi, bitirdikten sonra, "Bayağı yol yürüdük birlikte" dercesine, yorgunluk kahvesini (ya da çayını) yudumlamak üzere olan yol arkadaşıma bakıyorum. Ama, neden saklamalı, bir yandan da şaşıyorum kendime.
Öyle ya, elime henüz yeni geçmiş olmasına karşın, bu kitap pek de yeni sayılmaz benim için: İçindeki yazıların hepsini değilse de büyük çoğunluğunu daha önce, Hürriyet 'te yayımlandıkları sırada okumuştum. Doğrusunu söylemek gerekirse, aynı yazılar bu denli etkilememiş, bu denli bağlamamıştı beni. Dahası, her görüşünü paylaştığım da söylenemezdi. Ama, şimdi, görüşlerim değişmemiş olmasına karşın, Doğan Hızlan'ın 2003'te, 2004'te ya da 2005'te, yani oldukça yakın bir geçmişte bana ters gelen yazılarına bile daha bir sevecenlikle, daha bir "sıcak" bakıyordum.

Elbette Doğan Hızlan!
Peki, neden? Öyle sanıyorum ki önümde duran şu kitap, "Edebiyat Daima", birbirinden bağımsız yüz elliyi aşkın yazıyı kendilerini aşan bir bütünün parçaları, daha doğrusu öğeleri durumuna getiriyor, bu bütünse, Hızlan'ın kısa önsözüne koyduğu başlığın da esinlediği gibi, Ataç'ın deyişiyle bir "günce"ye, bugün bizim benimsediğimiz deyişle bir "günlük"e dönüştürüyordu onu. Evet, bir günlük olarak niteleyebilirdik bu kitabı. Ama, söylemek bile fazla, Doğan Hızlan'ın kişisel günlüğü söz konusu değildi burada, rastlantılarıyla, şaşırtılarıyla, sevinçleri ve acılarıyla yazın yaşamımızın şöyle böyle iki buçuk üç yılını kapsayan bir günlük söz konusuydu. Hem de özgün mü özgün bir günlük.
Bugün yazın evrenimizin benzer nitelikte bir günlüğünü tutmakla görevlendirilecek bir yazar seçmemiz gerekseydi, siz kimi seçerdiniz, bilemem, ama ben hiç duralamadan kullanırdım oyumu: "Elbette Doğan Hızlan!" derdim. Seçimimin nedenini soranlara da bir soruyla karşılık verirdim: "Şu son on beş, yirmi, otuz yılda Doğan Hızlan gibi yazın dünyamızın içinde yaşayan, Doğan Hızlan gibi yazın dünyamızın her sorununa, her ozanına, her yazarına, her yapıtına ilgi duyan, en azından, bir eleştirmen olarak, bize onlardan da söz etmeyi görev bilen bir başka yazar gösterebilir misiniz?"

Kendi evindeymiş gibi
Ben düşündüm bulamadım. Son otuz yıldan da eskiye gidince Ataç geldi usuma. Hiç kuşkusuz, Ataç da hep içindeydi yazınımızın, ama o yargılardı, tartışırdı, kavga ederdi. Doğan Hızlan ise, "Edebiyat Daima"nın da kesinlikle ortaya koyduğu gibi, salt gözlemi ya da daha uygun bir deyişle, tanıklığı seçer. Söylemek bile fazla, her tanıklık kuru bir gözlem, kuru bir saptama değildir, yorumu ve yargıyı da içerir. Doğan Hızlan'ın tanıklığı da sözcüğün tüm olumlu çağrışımlarını içeren bir tanıklıktır. Öte yandan, kendisi de, tanıklığı görev bilen bir yazar olarak, yazın evrenimizin her yanında karşımıza çıkabilir. Doğan Hızlan bu yönüyle de benzersizdir.
Yazarlarımız ve ozanlarımız arasında bu gözlemime karşı çıkanlar olabilir: "Bizler neredeyiz peki? Biz bu yazın evreninin içinde değil miyiz?" diyebilirler. Hiç kuşkusuz, hepimiz içindeyiz bu evrenin, ama diyelim ki bir Ferit Edgü'nün ya da bir Ahmet Oktay'ın evreni Tuna Kiremitçi'den Küçük İskender'e, Ahmet Altan'dan Murathan Mungan'a, Orhan Pamuk'tan Elif Şafak'a uzanacak kadar geniş değildir.
Doğan Hızlan yazın evrenimizin her yanında kendi evinde değildir belki, ama kendi evindeymiş gibi dolaşır.




KITAP
 Türk şiiri yükselişte
 Şiir kendini iyi hissediyor
 Bilinmeyen ada
 "Asıl sorun PKK değil, Kürt sorunu!"
 "Aile içinde şiddete yer vermeyin!"
 "Hikmet burcu"na ermiş bir şair
 Kütüphaneyi kim yıktı?
 Özgün mü özgün bir günlük
 "Evvelotel" içinde
 Casanova hikâyeleri
 Bitmeyen aşklar
 Osmanlı'nın Sherlock Holmes'u
 Shylock'un hakkı Shylock'a
 Yanılsamaların içinden itiraflar
 Yetişkinlerin savaşında bir çocuk pilot
 Haberler
 Kitap vitrini
 Kırtasiye
 Kitap ajandası
 DÜNYADA ÇOK SATANLAR
 TÜRKİYE'DE ÇOK SATANLAR





© 2006 Milliyet