Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 30 Nisan 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
BİR MONOLOG ÜSTADI MARAI ...
Casanova hikâyeleri

Macar yazar Sandor Marai'nin Türkçeye "Parma Kontesi" adıyla çevrilen kitabı, son analizde bir aşk romanı.

Murat Belge

Dergide benim sayfama "Sahaf" adını koymakla bir kısıtlama mı yaratmış olduk, "Hiç yeni kitap yazamayacak mıyım?" diye düşündüğüm oldu. Ama olmadı herhalde. Adı koyarken, son yıllarda şekillenen kendi okuma alanımın özelliklerini hesaba katmıştım. "Yeni" edebiyatı izleyemez olalı epey zaman geçti. Bu sıralarda yakın tarihle çokça ilgilenip geçmişten unutulmuş bir şeyleri çekip çıkarmakla uğraştığım, bir tür "arkeoloji" yaptığım için "Sahaf" nitelemesi uydu.
Biraz da kaderin payı var belki, "yeni" niyetine bulduğum şeyler de eski çıkıyor. Bu yazının konusu böyle, örneğin.
Bu konunun sorumlusu Soli Özel. Bir süreden beri yeni keşfettiği "müthiş Macar yazarı"nı söyleyip duruyordu. Sonunda kitabı bana da verdi ve önceki gün okumayı bitirdim. Benim için de bu roman ve bu yazar yeni. Ama adam 1900-1989 yılları arasında yaşamış, yani ölümünden bu yana 17 yıl geçmiş. Benim okuduğum romanını ise 1940'ta yazmış. Yani gene klasik "Sahaf"lık bir durumla karşı karşıyayım. Gene de, bir "teselli" var...
Yazarımız, ölünce unutulan, bir süre sonra "yeniden" keşfedilen yazarlardan biri. Demek ki "yeni" bir tarafı olduğunu söyleyebiliriz. Her "diriliş" bir "yenilenme"dir.

Yarım kalmış serüven
Yazarın adı Sandor Marai, okuduğum romanının adı "Casanova Bolzano'da".
Önce yazar: Antifaşist olarak dayanabilmiş Macaristan'da; ama komünist rejime dayanamayıp terk etmiş. Amerika'da San Diego'da ölmüş. Demek bunu henüz memleketindeyken, savaş sırasında yazmış. Hakkında fazla bir şey öğrenemedim. Ama bu romanın, "Parma Kontesi" adıyla, Türkçe çevirisinin yayımlandığını (2004'te) öğrendim. Demek ki Türkiye de artık yabancısı değil Marai'nin.
Roman kahramanımız Casanova. Yazar, onun hayatındaki olaylardan çok, romantik karakterinin kendisine ilginç geldiğini söylüyor. Otobiyografisini ben okumadım ama bu maceraperest adamın Venedik'te hapsedildiğini ve herkesi şaşırtacak biçimde kaçtığını bilirim. Roman da bu kısa dönemi ele alıyor. Yardakçısı "haydut-keşiş" Balbi ile Münih'e ulaşmak üzere yola çıkan Casanova, Kuzey İtalya'da, Balzano adlı önemsiz kasabada mola veriyor. Ama bu sıradan kasaba onun için önemli: Vaktiyle gönül verdiği (Casanova ne kadar gönül verebilirse) Francesca için, kızın öbür sevgilisi, onlardan epey yaşlı Parma Dükü ile düelloya tutuşmuş, ağır bir yara alarak kızı kaybetmiş. Düelloyu ve kızı kazanan Dük yarasını tedavi ettirerek Casanova'nın hayatını kurtarmış, ama bir daha yakınlarında zuhur ederse sağ kalmayacağı tehdidini de dile getirmiş. İşte Dük ve Düşes bu kasabadaki malikanelerinde oturuyorlar. Hapisten kaçan Casanova'yı bir mıknatıs gibi buraya çeken ve geldikten sonra da yeniden yola düşüp Münih'e gitmesini engelleyen, Francesca ve bu yarım kalmış serüven.

Beni sardı Marai
Roman, burada geçen sekiz günü anlatıyor. "Anlatıyor" derken, tam anlattığı da pek söylenemez. Okuduğum bu tek romanında Marai'nin tam olarak "anlatı" değil de, bir "monolog" üstadı olduğunu söyleyebilirim. Karakterlerin uzun konuşmaları yoluyla, geçmiş ile gelecek arasında gidip gelerek, olanları inceden inceye yorumlayarak ilerliyoruz. Zaten "olan" çok bir şey yok. Olan o az şeyin niçin öyle olduğunu yorumlayan Casanova, Dük ve Francesca'nın (daha çok da son ikisinin) ağzından çıkan ve kendi psikolojilerini açıklayan sözlerinden öğreniyoruz.
Roman son analizde bir aşk romanı. Bu üç kişi de, kendi bambaşka kişilikleri çerçevesinde, aşkı yaşıyorlar. Ama kişilikleri gibi aşkları da bambaşka. Böyle olunca, birbirlerine verebilecekleri, ötekinin alacağı gibi değil, çünkü istediği o değil; Francesca'nın vereceği Casanova için ya "yetersiz" ya "çok fazla".
Kendisininse bir tür aşkı olsa bile bunu vermesi mümkün değil, aşkıyla birlikte oturması bile mümkün değil. Dük'e gelince, o "iktidar", dolayısıyla her şeyin sahibi, istediği tek şeyin, "aşk"ın dışında. Onun vereceği aşkın da alıcısı yok.
Hikâye "özeti"ne hiç girmemeyim. Türkçeye başka kitabının çevrilip çevrilmediğini bilmiyorum, ama bu romanıyla beni "sardı" Marai. Başka kitaplarını da bulup okumaya niyetliyim.



KITAP
 Türk şiiri yükselişte
 Şiir kendini iyi hissediyor
 Bilinmeyen ada
 "Asıl sorun PKK değil, Kürt sorunu!"
 "Aile içinde şiddete yer vermeyin!"
 "Hikmet burcu"na ermiş bir şair
 Kütüphaneyi kim yıktı?
 Özgün mü özgün bir günlük
 "Evvelotel" içinde
 Casanova hikâyeleri
 Bitmeyen aşklar
 Osmanlı'nın Sherlock Holmes'u
 Shylock'un hakkı Shylock'a
 Yanılsamaların içinden itiraflar
 Yetişkinlerin savaşında bir çocuk pilot
 Haberler
 Kitap vitrini
 Kırtasiye
 Kitap ajandası
 DÜNYADA ÇOK SATANLAR
 TÜRKİYE'DE ÇOK SATANLAR





© 2006 Milliyet