
|
|
|
 |
|
|
SAVAŞIN ZAFERİNİ REDDETMEK ÜZERİNE...
Yetişkinlerin savaşında bir çocuk pilot
Savaş sonrası Fransası'nın en çok basılan eseri olan "Savaş Pilotu", İkinci Dünya Savaşı'na pilot olarak katılan ünlü yazar Saint Exupery'nin kendi iç dünyasına yaptığı yolculukları anlatıyor.
YELİZ KIZILARSLAN
Her yaştan okurun büyük bir keyifle okuduğu "Küçük Prens" ile tanınan Antoine de Saint Exupery, aslında bir pilottu ve kendi uçağında ölü bulunmuştu. Otobiyografik öğeleri ağır basan ve savaş sonrası Fransası'nın en çok basılan eseri olan "Savaş Pilotu", İkinci Dünya Savaşı'na pilot olarak katılan Exupery'nin dış dünyada gerçekleştirdiği keşif uçuşlarından çok, kendi iç dünyasına yaptığı yolculukları anlatır.
Bir savaş pilotunun yerden on bin metre yükseklikte, saatte sekiz yüz kilometre hızla seyrederken uçağın hızına paralel olarak gelişen iç monologlarının anlatıldığı kitap; esasen savaş ve savaşanlar üzerinden galibiyet- mağlubiyet, fedakârlık, sorumluluk ve yiğitlik kavramlarını ele alır. Savaşa kazanan değil kaybeden açısından bakan yazar, savaşın yol açtığı uygarlık tahribatının nedenleri ile insan ve birey olma kavramlarını değerlendirir.
Fransız Aydınlanması
Tehlikeli olduğu kadar gereksiz de olan bir keşif uçuşu için görevlendirilen "Savaş Pilotu"nun kahramanı, bu yolculuk sırasında havanın ve savaş gerçeğinin dondurucu soğukluğuna çocukluk anılarını hatırlayarak karşı koyar. Nazi Almanyası karşısında bozguna uğrayan Fransa'nın uçuş pilotu Exupery, fedakârlık kavramının saçma bir intihara indirgendiğinde anlamını yitirdiğini gösterir.
Görev bilincinin ölüm karşısında çözülüşünü, yenilgiye rağmen savaşa devam etmenin anlamsızlığını vurgulayan yazar; yoğun hiçlik, karamsarlık ve kararsızlık halet- i ruhiyesi eşliğinde evrenselci idealler taşıyan Fransız Aydınlanması'nı da sorgular. Aydınlanma anlayışının yarattığı bencil bir bireycilik anlayışı yerine, halk bilincine sahip bireylerin oluşturduğu evrensel bir insanlık fikrini savunur. Soğuk bir rasyonaliteyle tüm uygarlığı tasarlayan ve insan sevgisinden yoksun bir bireyciliğin uzun çabalar sonucu oluşmuş dünya uygarlığının sonunu getirdiğini savunan Exupery; insan avı olarak gördüğü savaşa ait zaferi reddeder.
Yolculuğun sonunda Fransız Devrimi'nin temel ilkeleri olan eşitlik, özgürlük ve kardeşlik fikrilerini tüm insanlığı içine alacak şekilde yeniden yorumlayarak, daha az birey ve kahraman daha çok insan ve yenik olarak, üssüne geri döner.
Kaybetmenin erdemi
Descartes geleneğinin akılcılık anlayışına yaslanan Fransız uygarlığının geldiği yenilgi noktasında yitirdiği değer ve anlam dünyasını yeniden inşa etmeye çalışan yazar, haklı savaş yoktur mantığından yola çıkar. Savaş kazanmanın getirdiği zafer duygusunun kaybettirdiği insanlık anlayışının ancak, yenilgi sonucu tekrar farkına varılan sevgi yoluyla elde edilebileceğini anlatır.
Hıristiyanlık inancının özü olan yardımseverlik ve sevgi erdemlerini tüm insanlığa vakfeden Exupery, "Her insan bütün öbür insanların günahını omuzunda taşır" diyerek bir savaşın yol açtığı felâketlerin sonraki kuşakları ve tüm insan uygarlığını tahrip ettiğini özellikle vurgular. Kaybetmenin erdemini insanlığa bir kez daha hatırlatan yazar, uygarlığın ancak sevgi yoluyla ve yenilgiyi de kabul edebilen Don Kişot' larla var olabileceğine inanır.
|
|
|

|
|