|
"Ben güzele güzel demem, güzel benim olmayınca"...
Ankara Adliyesi'nin lokantasında 6 aydan bu yana; savcı, yargıç ve adliyede çalışan personelin, atla eşek eti yedikleri söylentileri ayyuka çıktı. Lokantaya et sağlayan firma sorumlusu "at ve eşek eti sattığı" iddiasıyla tutuklandı.
Nasreddin Hoca'ya sordular:
- Hoca sen bu işe ne diyorsun?
Hoca, içini çekti:
- Aylardır at ve eşek eti yemekten de daha beteri vardır şu bizim Ankara'da, dedi.
- Nasıl yani?
- Nasıl olacak; yıllardır hangi siyasetçi, hangi siyasetçiye kızsa:
"- Şimdiye dek yemediği bok kalmadı, yine bok yiyor, diye; hemen açıklamaz mı ne yediğini?
***
Sayın Bayan Tülay Eriş'ten de yeni bir fıkra:
Temel Reis'in dağ yollarında yürürken canı, durup yandaki derin uçurumlara şöyle bir bakmak istemiş.
Ve yol kıyısından tam aşağıdaki derinliklere bakmak isterken de, ayağı kayıp, dik yamaçlardan yuvarlanmaya başlamış uçuruma.
Aman zaman, zor bela tutunmuş bir ağaç dalına ve başlamış bağırmaya:
- Ha orada penu kurtaracak piru yok midur...
***
Temel Reis, kendisini kurtaracak birini bulmak için, bağırıp çağırıyor, ama sesi sadece yankılanmaktan ibaret kalıyormuş.
Derken tutunduğu dal da kırılıvermiş ve yine başlamış uçurumun dibindeki kayalıklara doğru yuvarlanmaya.
Neyse, çarpıkça çıkmış bir ağacın gövdesine tutunmuş bu kez de. Avazı çıktığı kadar bağırıyormuş Temel:
- Ha yok midur penu kurtaracak piru orada...
Bir ses:
- Vardır, demiş; ben Tanrı'yım, şimdi seni kurtaracağım; çünkü sen benim en sevdiğim kullarımdansın. Bırak kendini, düş aşağıya da, hemen alayım seni cennetime...
Temel, önce şöyle bir dinlemiş, sonra yine başlamış bağırmaya:
- Ha, orada paşka piru daha yok midur...
***
Başbakan Tayyip Bey'in de inancına göre, başı darda olanları kurtaracak en yüce güç, elbet de Tanrı...
Ne var ki, başı darda olanlarla, yüreği yananlar da biliyor bunu, ama yine de bağırmaya çalışıyorlar:
- Ha orada, başka piru daha yok midur?
***
Vaktiyle İnönü, güçlü bir devletle dostluk etmenin, yırtıcı bir kaplanla aynı yatağa girmek gibi bir şey olduğundan söz etmişti ya; ABD'nin "Demir Manolya" lakabıyla anılan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın Ankara'yı ziyareti sırasında da, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e sormaya niyetlenenler olmuş:
- Gül ile Manolya'nın dostluğu nasıl bir şey, diye...
Ama sonra vazgeçmişler, şöyle bir yanıt alacaklarını tahmin ettiklerinden:
- Çok güzel bir şey; ah keşke bir de, "demir"den olmasaydı...
***
Malezyalı astronotların da uzaya gitmesi gündeme gelince; bir tartışma başladı, 24 saatte dünyanın çevresinde 15 kez dönen Uzay Mekiği içinde, nasıl aptest alınacağı ve kıblenin nasıl saptanarak namaza durulacağı hakkında...
Sevgili Saruhan Ayber de hemen bir fıkra anlattı:
İslamı yayma göreviyle Sibirya'nın kuzeydoğusuna gidenler, ısının eksi 40 olduğunu, gecelerin de 22 saat sürdüğünü görünce; sabah namazıyla öğle namazının ve ikindiyle akşamın nasıl kılınacağını kestiremediklerinden, şöyle bir değerlendirme göndermişler Mekke'deki ulemaya:
- Buralardaki ortam ve koşullar, hiç mi hiç uygun değil Müslüman olmaya...
***
Şimdilerde iktidar sözcüleri de, kendilerini bağnazlıkla suçlayanlara şu yanıtı vermeyi düşünüyorlarmış:
- Bizim gibilerden kurtulmayı çok istiyorsanız, Sibirya'nın kuzeydoğusuna gidin siz de...
***
İncili Çavuş'a:
- Çavuş bak, demişler; Başkan Bush'un, "Büyük Ortadoğu Projesi" sayesinde Irak, kan revan içinde paramparça oldu; acaba İran da, sonunda döner mi dersin Irak'a?
İncili Çavuş:
- Dönebilir, demiş; hiç belli olmaz...
- Ama Bush için, şimdiden Ortadoğu politikası iflas etti, diyorlar. İran da, Irak'a dönerse; Başkan Bush ne yapar?
İncili Çavuş:
- Ne yapacak, demiş; o da Irak'la, İran'a dönecek değil ya; Teksas'taki çiftliğine döner...
***
Necip Fazıl'dan bir şiirle bitirelim yazıyı:
Yağmur
Bu yağmur... bu yağmur... bu kıldan ince,
Öpüşten yumuşak yağan bu yağmur.
Bu yağmur... bu yağmur... bir gün dinince,
Aynalar yüzümü tanımaz olur.
Bu yağmur kanımı boğan bir iplik,
Karnımda acısız yatan bir bıçak.
Bu yağmur, yerde taş ve bende kemik,
Dayandıkça çisil çisil yağacak.
Bu yağmur... bu yağmur... cennetten üstün;
Karanlık kovulmaz düşüncelerden.
Cinlerin beynimde yaptığı düğün,
Sulardan, seslerden ve gecelerden.
c.altan@prizma.net.tr
|
|