Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Mayıs 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
23 Nisan kutlaması

Dokuz aylık bebek 23 Nisan'ı kutlar mı demeyin. 21 yaşına gelmiş bir adam, çocuk kontenjanından TBMM başkanının koltuğuna oturursa bu da olur


igursoy@milliyet.com.tr

Bu yılki 23 Nisan'da evde gerçek bir bayram havası esiyordu. Evin her noktasından hissedilebilen, elle tutulur hale gelen sevinç bir önceki gece 20.45'ten itibaren sızmaya başlamıştı zaten. Batu ayak bileklerine kadar uzanan "Alex 20" tişörtüyle sebebini anlamadığı bir alkış tutuyordu. Neden bu kadar büyüktü üzerindeki şey? Çünkü biz de Hıncal Uluç çapında olmasa da evde maç izleme toplantısı yapmıştık ve bir arkadaşım da bir ölçüm hatası sonucu hayli büyük bir tişört getirmişti. Ama ne önemi var? Nasıl olsa o cüsseye de erişecek diye umuyoruz.
Bu arada, oğlana Fenerbahçe ürünü almama politikamı kuvvetli bir şekilde sürdürüyorum. Üstelik Fenerium mağazalarının son derece akıl çeldirici ürünlerine rağmen (bu ürünlerle ilgili daha ince ayrıntıları ilerideki sayfalarda Aslı Çakır'ın haberinde okuyabilirsiniz). Takım seçiminde özgürlük temalı bu mücadelemi devam ettirebileceğimi umuyorum!

Uçurtma şenliğine gidiyoruz
Neyse, Christoph Daum'un Fenerbahçe camiasına verdiği bir gün sevinme izni, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'na denk gelince, çok sevdiğimiz tabirle "çifte bayram" yaşandı. Bu önemli günü işyerinde geçirmek üzere hazırlanan Begüm "Oğlumu bayram şenliğine götür" deyince öğleden sonranın programı da şekillenmişti zaten.
Şenlikten kasıt, belediyenin Caddebostan sahilinde düzenlediği uçurtma festivaliydi. Teoride Batu rengarenk uçurtmaları görünce çok heyecanlanacak ve mutlu olacaktı. Bu faydaları yetmezmiş gibi hem sosyalleşecek hem de hayal gücü genişleyip yaratıcılığı artacaktı!
Oğlanı araba koltuğuna yerleştirdim, çantasını yanına koydum, pusetini bagaja tıktım... Falan filan işte. Bu yaşta çocuğunu iki saatten fazla dışarı çıkaranlar bunun ne kadar yorucu bir maraton olduğunu bilirler, uzatmayayım.
Trafik ve park etme sorunlarını aşıp uçurtma üssüne nihayet ulaştığımızda aklıma gelen şu oldu: "Nasıl oldu da ben bu tuzağa düştüm?" Her ücretsiz belediye organizasyonu gibi bu da mahşer yerini andırıyordu. Denizin kenarına kurulan bir sahneye sırayla çocuklar çağrılıyor; Merveler, İlaydalar ve Egeler şarkı ve şiirlere hayat veriyordu! Belediyenin bedava dağıttığı uçurtmalar tabii ki kavgaya yol açmıştı. Duyduğum kadarıyla yetkililer "Veliler gelmesin, çok kalabalık oluyor. Çocuklar bizim sorumluluğumuzda" diyerek ufaklıkları bir otobüse doldurup uçurtma dağıtma noktasına götürüyorlarmış falan...

Bayrakla tanışma
Ben voltayı alalım diye düşünmeye başladığım anda Batu'ya baktım ve hiç eğlenmediğini fark ettim. Aklın yolu bir! Hemen oradan ayrıldık, kısa bir alışveriş için süpermarkete girdik. Kasada para öderken kasiyer Batu'nun eline minik bir bayrak tutuşturdu; hani şu ilkokulda törenlerde bize de verdiklerinden. Oğlum tabii ki 10 saniyelik bir oynamanın ardından bayrağı yemeye yeltendi, sapını gözüne sokma pahasına.
Ben de uzandım ve bayrağı elinden aldım. Ne bileyim oğlanın içinde bir Ulubatlı Hasan'ın yattığını? Çığlık kıyamet arasında sopasını çıkarıp bayrağı geri verdim. Arabaya giderken hep onunla oynadı. Sadece bir seferinde kafasını kaldırdı ve heyecanla bir yere baktı: Bir evin balkonuna asılan bayraktı gördüğü.
En az Ertuğrul Özkök kadar bayrak meraklısı bir çocuk yetişiyor, hazır olun.




CUMARTESİ
"Sarı-lacivert için her ay özel bütçe ayıranlar var"
"Yabancılar bizim derileri görünce parmaklarını ısırıyor"
"Müziği çizen kadın"dan kutsal gece hayvanları
2006 yılının evlilik trendleri
ne var, ne yok
En moda En yeni
Yarışma devam ediyor
"Gülümseyen sergi" için son iki gün





Melis Alphan
İlke Gürsoy
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet