Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 03 Mayıs 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kısa mı, uzun mu...
İşte bütün mesele bu


malphan@milliyet.com.tr

Mayıs 2005'te kanser teşhisi konan Kylie Minogue'un uzun bir aradan sonra ilk kez kısa saçlı fotoğrafları basında yer aldı. Hastalıkla ve ölümle yüzleşen insanlar ister istemez değişir. Kylie de büyük olasılıkla değişti, saçı da böyle diyor. Belki bir-iki yıl böyle dolaşıp sonra saçlarını yeniden uzatacak. Yine de kısacık saçlarıyla nereye gitse insanlar ona "İyi misin?" sorusunu yöneltmeyecek çünkü hakikaten çok iyi görünüyor.
Çok kısa saçlı kadınların ya hasta ya da lezbiyen olduğu düşünülür. Hepimizin genç ve zinde olmasının istendiği bir dünyada hasta olmak zor iş. Çünkü hasta olanlar, diğerlerine ölümün kaçınılmaz olduğunu hatırlatıyor. Basının Kylie'nin ne kadar iyi göründüğünü bas bas "bağırmasına" şaşmamak gerek.
Kadınlar için saç hassas bir konu. Kuaförden ağlayarak çıkan tanıdıklarınız olmuştur mutlaka.
20 ve 30'larındaki kadınlar için uzun saçın bir baştan çıkarma aracı olduğu düşünülür. Bu genç kadınlar saçlarını flört etme tekniği olarak kullanır, arkaya atar, onlarla oynar dururlar. Kadınların belli bir yaştan sonra kısa saçlı dolaşmaları gerektiğine dair bir inanış vardır. Oysa Sharon Stone 40'lı yaşlarının sonunda saçlarını uzattı ve bir nevi "Yaşıma meydan okuyorum. Yeniden feminen görünmek istiyorum" mesajını verdi. Yıllarca kısa saçlı görmeye alıştığımız Demi Moore'a bakın; "erkeğini buldu" ve saçlarını uzamaya bıraktı.
Ancak unutmamak gerek; moda çok yaygınlaştığı zaman değişir ve yerine yenisi gelir. Bu aralar uzun saç da o kadar sıradanlaştı ki, Kylie yeni bir akımın öncüsü olabilir. Ayrıca kısa saçın kadınlar için korkulacak bir yanı da yok. Sanılanın aksine kısa saç hem feminen hem de kendine güvenen bir kadın imajı çizer. Geleneksel kadın rollerinin dışına çıkan, prensipli ancak erkeksiliğin ardında gizlenmeyen. Denemeye değer...

Jean-Paul Gaultier giymek yetmiyor

Geçenlerde Yeşim Salkım bir gazeteye şunları söylemiş: "Ben Jean-Paul Gaultier'den alışveriş ediyorum. Bizim sosyetiklerde Gucci, Versace, Cavalli takıntısı var! Hepsi Kızılay dağıtmış gibi giyiniyor. Türkiye'nin en güzel giyinen kadınlarından biriyim."
Diğerlerini yerip kendini böylesine yüceltmek gibisi yok ne de olsa...
Her neyse, şu kendi deyimiyle "Türkiye'nin en güzel giyinen kadını" anlaşılan nereye ne giyeceğini pek kestiremiyor. Topuklu ayakkabılarla bowling oynanmayacağını kimse söylememiş mi ona? Korukent Bowling Salonu'nun satış müdürü Alev Eriç "Müşterilerin kendi ayakkabılarıyla bowling oynamasına kesinlikle izin vermiyoruz. Bowling ayakkabıları spor görünümlüdür. Tabanları sadece bir miktar kaymaya izin verir, vücut ağırlığını zemine yayar ve oyuncunun düşmesini önler. Ayrıca kişi sokakta giydiği ayakkabılarla oynarsa, sokaktaki tozu toprağı taşır ve o kristal zerrecikler de hatlara zarar verir" diyor. Salkım başkalarını eleştirmeyi biliyor ama kendine pek dönüp bakmıyor.
Onun da giyimle ilgili öğrenecekleri var daha. Asla "Ben oldum" demeyeceksin şu hayatta.

Muska kolyenin yükselişi

Son bir yıldır kelimenin tam anlamıyla "patlayan" muska kolyeye en son Mustafa Altıoklar'ın boynunda rastladık. Muska kelimesinin aslı "nüsha". Buna Kuzey Afrika'da "hurz", Doğu Arabistan'da "hamaya", "hafiz" ya da maâza, Türkiye'de "muska", "nusha" veya "hamail" deniyor. Çoğunlukla üçgen biçiminde olan ve boyna asılan muskanın kişiyi olası hastalıklar ve kötülüklerden koruduğuna inanılır. İçine çeşitli ayetler, dualar, tılsımlı sözler veya yazılar koyuluyor.
Hristiyanların haç kolyeleri varsa, bizim de muska kolyelerimiz var işte. Aslında bunlar oldum olası vardı. Cüneyt Arkın'ın oynadığı Battalgazi filmlerine denk gelirseniz dikkat edin, bu kolyeleri göreceksiniz. Ne var ki muska kolyeler ancak şimdi moda oldu.

Haftanın kararsızı

Bu fotoğrafa bakınca sizin de aklınız karışmıyor mu? Anlaşılan Naz Elmas'ın bayağı karışmış. Birbirine uyumlu giyinmek kadar sıkıcı bir şey olamaz ama bu kadar da uyumsuz giyinmek hakikaten çaba ister. Elmas, annesinin odasına gizlice girip kendi kıyafetlerinin üzerine annesinin giysilerini geçiren küçük kız çocuklarını hatırlatıyor. Filmlerdeki o sahneleri hatırlasanıza... Küçük kız, annesinin makyaj masasına oturup yüzünü boyar, ayağına onun topuklu ayakkabılarını giyer, takılarını takar. İşte bu fotoğrafta da ona benzer bir tat var. Kırmızı Adidas sweatshirt, mini kot etek, altına siyah tayt, altına dolgu topuk ayakkabılar, dore mont, kiraz baskılı Louis Vuitton çanta, altın kolye ve küpeler... İnsanın sayarken nefesi kesiliyor, o giyerken "bana mısın" dememiş.





CUMARTESİ
"Sarı-lacivert için her ay özel bütçe ayıranlar var"
"Yabancılar bizim derileri görünce parmaklarını ısırıyor"
"Müziği çizen kadın"dan kutsal gece hayvanları
2006 yılının evlilik trendleri
ne var, ne yok
En moda En yeni
Yarışma devam ediyor
"Gülümseyen sergi" için son iki gün





Melis Alphan
İlke Gürsoy
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet