|
MHP, Demirel ve İslam
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli "3 Mayıs Milliyetçiler Günü" dolayısıyla bir bildiri yayımladı. Bu terimin aslı "3 Mayıs Türkçüler Günü"dür. 3 Mayıs 1944'te Nihal Atsız ve arkadaşları ile yüzbaşı Alpaslan Türkeş'in "Turancılık davası" sebebiyle tutuklandıkları günün yıldönümü...
Baktım, Bahçeli ısrarla "Türkçüler Günü" demiyor, "Milliyetçiler Günü" diyor.
Bahçeli'nin 2003 yılındaki açıklaması "3 Mayıs Nedeniyle Teşkilata Mesaj" başlığını taşıyor, mesajda "Türkçüler Günü" diye bir tabir geçmiyor. 2004 yılında bu konuda bir açıklamasını tespit edemedim. 2005 yılındaki mesajında yine "Milliyetçiler Günü" diyor, ilginç bir şekilde "milli ve akıllı bir siyaset" terimini savunuyor.
4 Mayıs 2005'te uzun bir basın toplantısı düzenleyen Bahçeli, "millet" kavramının tanımında "Kan ve soy birliği değil, vatandaşlık bağı esastır" diyor, çok doğru bir yaklaşımda bulunuyor.
"Türkçülük" terimi tarihte çok farklı anlamlarda kullanıldı. Başta Ziya Gökalp olmak üzere çok-uluslu Osmanlı toplumundaki Osmanlı Türkçüler, etnik farklılıkları suç değil doğal bir kültürel olgu sayan, modernist bir "milletleşme" sürecini savunuyordu. Cumhuriyet'le birlikte milli devlet kurulduktan sonra "Türkçülük" terimi ırk vurgusu güçlü, etnikliği ön plana çıkaran bir anlamda kullanılır oldu. Bahçeli'nin bundan sakınmasını çok isabetli buluyorum.
Mizacen içe kapanık, sosyal ilişkileri zayıf, otoriter ve dürüst bir kişiliğe sahip olan Bahçeli'nin "sağduyu"su, sanıyorum toplumun çok büyük bir kısmı tarafından da takdir edilmektedir.
'İlerici' Baba
Demirel'in "Türbanlılar Arabistan'a gitsin" lafı, liberaller ile muhafazakârların büyük tepkisini çekti, Kemalist-Sol'dan büyük alkış aldı.
Eleştirenler "Dün dündür, bugün bugündür"ün belgeleri olarak 'Baba'nın eski sözlerinden uzun alıntılar yaptılar. Sevgili Salih Memecan her zamanki gibi nefis bir karikatür çizdi: "Bugünkü Demirel" 'türbanlılar Arabistan'a gitsin' diyor, "1970'lerdeki Demirel" buna 'yuh yani!' diye tepki gösteriyor! Demirel 80'lerde de Türban yasağına şiddetle karşı çıkıyordu.
Sevgili Melih Aşık da "dünkü" ve "bugünkü" Demirel'leri çok güzel yazdı:
"Baba dün Türkiye'nin gerisindeydi, bugün ilerisine geçti!"
Ancak, Baba her zaman 'ileride'dir! Nerede duruyorsa orada 'en ileride' ve daima başlarda yürür.
Cumhurbaşkanı olarak AB bayrağını elinde tutan Baba, Sedat Ergin'e diyor ki:
"Avrupa'nın dışında kalmak Türkiye'ye güç kaybettirir. Avrupa ile olmak Türkiye'yi her bakımdan güçlendirir..." (12 Aralık 1999)
Tabii ben bu sözlerini alkışlamıştım.
Sonra AB bayrağı Tayyip Erdoğan'ın eline geçti ve bu defa Baba, yine Sedat Ergin'e şunları söyledi:
"Avrupa, Türkiye'de Sevr'i uygulamak istiyor. Avrupa'nın tamamı istiyor bunu." (29 Mayıs 2004)
Bu defa Melih Aşık alkışlıyor tabii!
İslamda evlenme?
Tuzla Belediyesi "Aile İlmihali" diye bir kitap dağıtmış. Kitabı görmedim, gazetelerde okudum. Bir "Prof." tarafından yazılan bu kitaba göre:
" Kızlar 9, erkekler 12 yaşında evlenebilir!.. Akraba evliliği zararsızdır, zararlı olsa İslam yasaklardı!.. Erkeğin dört kadınla evlenmesi yaratılış gereğidir!.. Eşinizi iz bırakmadan dövebilirsiniz!"
Yerim kalmadı, bu fevkalade önemli konuyu yarın yazacağım.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|