|
Türkiye kaybeder!
Türkiye kazanır başlığını taşıyordu dünkü yazım. Türkiye'nin önümüzdeki dönemi nasıl kazanabileceğine dair ipuçları vermeye çalışmıştım.
Dış dengeler sayesinde Türkiye'nin borsa değerinin artış kaydettiğini, bu dengeleri akıllıca kullanır, AB rayında ilerler ve istikrar konusunda titizlenirse, ülkemizin bugünkünden çok daha iyi noktalara gideceğini belirtmiştim.
Bugün de tersini, Türkiye kaybeder başlığını koydum bu köşeye.
Peki, nasıl kaybeder?
Gazetelerin ekonomi sayfalarında dün bir haber dikkatimi çekti. Dünyanın önde gelen yatırım fonlarından birinin kurucusu, Türkiye'nin durumunun genel olarak iyi olduğunu belirttikten sonra kaygısını da iki soruyla özetlemiş:
Türkiye, laik kalmaya devam edecek mi? İslamcı bir rejime kayabilir mi?
Kısacası:
Gizli gündem meselesi...
Var mı? AKP, laikliği tersine çevirerek devlet ve toplum düzenini İslamileştirebilir mi? Bunun için gerekli kadrolaşma AKP hükümetiyle zaten başlatıldı mı? Türban, bu bakımdan bir simge mi?
Bu sorular güncel.
Dün olduğu gibi bugün de öyle. Belki şu sıralar gündemdeki yeri yukarıya doğru çıkmış durumda "gizli gündem"in...
Kimileri, bu konuyu özellikle ısıtıyor. Ama aynı zamanda AKP hükümeti de, bazı yanlışları, bazı uygulamalarıyla bu konunun güncelleşmesine çanak tutuyor.
Geçen hafta Brüksel'deydim.
AB Komisyonu ve NATO kulisinde de günceldi gizli gündem. Bu konuda öteden beri varolan soru işaretlerinin tedirginliğe dönüştüğü dikkat çekiyordu.
Türban konusundaki inadın, Merkez Bankası başkanlığında yaşanan olayın, Ankara'ya Hamas ziyaretinin AKP'ye yönelik kaygıları körüklediği anlaşılıyordu.
Bunların altını çizin.
Çünkü, bu noktaların tümünde Türkiye nasıl kaybeder sorusunun ipuçları var. İster soru işareti, ister kaygı ya da tedirginlik olarak niteleyin, bunların hepsinin gelip düğümlendiği bir nokta var:
Cumhurbaşkanı seçimi!
Gelecek yıl bu zamanlar Çankaya'nın yeni sahibi kim olacak? 'Askerin penceresi'nden bu konuya bakan bir gözlemci geçen gün şöyle diyordu:
"Askerin AKP'ye güvenmediği malum. Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasını istemiyorlar. Eşi türbanlı birini Çankaya'da görmekten yana değil asker. Ama bir kaygısı daha var. Peki ya AKP, eşi türbansız bir AKP'liyi seçip Çankaya'ya gönderirse ne olacak?.."
İktidar kulisini yakın takipte tutan ve AKP'ye uzak sayılmayacak bir işadamının geçenlerde kulaklara çalınan bir Çankaya değerlendirmesi de şöyleydi:
"Çankaya konusunda tek seçici Tayyip Erdoğan'dır. Ya kendisi Cumhurbaşkanı olur, ya da onun işaret edeceği biri. Bülent Arınç rüyasında bile göremez Çankaya'yı..."
Peki, kim görebilir?
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül...
Eşi de türbansız...
Devlet Bakanı Beşir Atalay...
Onun da eşi türbansız...
İlginç bir yorum şöyleydi:
"Hem Vecdi Gönül'ün hem Beşir Atalay'ın, ikisinin de tarikat terbiyesi vardır. Onun için Tayyip Erdoğan'ın başı ağrımaz ileride..."
İktidar kulisinde eşi türbansız Cumhurbaşkanı adayları arasında geçen Devlet Bakanı Mehmed Aydın konusunda ise aynı kaynak şu yorumu yaptı:
"Mehmet Aydın iyi güzel de, tarikat terbiyesi yoktur. Yani başına buyruk olabilir."
Kısacası:
Hem içteki hem dıştaki güç odakları açısından Cumhurbaşkanı seçimi son derece önemli.
Çünkü istikrarı ilgilendiriyor!
Çankaya'nın yeni sahibi konusundaki bir yanlış oyun, Türkiye'yi karıştırabilir.
Demokrasi oyunu, "Ben çoğunluğum, herşeyi yaparım!" değildir her zaman. Birçok hassasiyeti, değişik dengeleri gözönünde tuttuktan sonra mümkün olanı yapmak, uzlaşmalar örmek ağır basar demokrasi oyununda...
Cumhurbaşkanı seçimi ya da Çankaya savaşları bağlamında bu noktayı bu köşede kim bilir kaçıncı kez tekrarlıyorum.
Tekrarlamaya da devam edeceğim.
AKP, gizli gündem konusunda kafaları karıştırmaya devam ederse, Türkiye kaybeder çünkü...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|