Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 06 Mayıs 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AKP, hükümet, MEB, TBMM ve hukuk


Yeni kurulan 15 yeni üniversiteye rektör atanmasına ilişkin yasa Anayasa Mahkemesi'nden döndü. Daha en başından belliydi. Bu köşede defalarca dile getirdik. Ama AKP, MEB ve TBMM bunu hep yapıyor. Çankaya'dan ve yargıdan döneceğini bile bile yasa çıkarıyor. Kamuoyu da zaten hiç umurunda değil. 'Biz yaptık, oldu' mantığının esiri olmuş durumda...
Peki şimdi ne olacak? 15 yeni üniversiteye kim rektör atayacak? Görünen o ki son sözü YÖK söyleyecek.
Cumhurbaşkanı Sezer'in, veto ettiği halde ikinci kez önüne geldiği için onaylamak zorunda kaldığı yasaya göre, kurucu rektörler, hükümetin önereceği üç aday arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanacaktı. Ancak yasa önce Çankaya'dan, sonra da Anayasa Mahkemesi'nden veto yedi. Sezer, vetoya ve Anayasa Mahkemesi'ne başvuru gerekçesi olarak, söz konusu yasanın üniversiteleri siyasallaştıracağı kaygısını gösterdi.
Hükümetin bu konudaki inadı ise 1992'deki uygulamaya dayanıyor. O dönemde kurulan 22 yeni üniversiteye dönemin Demirel hükümeti aday göstermiş, Cumhurbaşkanı Özal da onlardan birini atamıştı.
Ama Sezer, bu örneği emsal almadı. Çünkü, "Zamanında yapılmış yanlış bir uygulama bugüne emsal olamaz" dedi.
Hükümet ise Çankaya'dan ve Anayasa Mahkemesi'nden veto yiyeceğini bile bile yasayı ikinci TBMM'den geçirdi.
Şimdi kamuoyu merak ediyor. AKP'nin, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ve TBMM'nin hiç mi hukuk danışmanı yok? Hukuki sorunları olan bir yasa, üstelik Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmiş bir yasa, virgülüne dokunulmadan nasıl TBMM'den ikinci kez geçirilir? Amaç üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?
Hükümetin, özellikle de Milli Eğitim Bakanlığı'nın hazırladığı neredeyse tüm yasalar aynı serüveni yaşıyor. Çoğu inat yasaları. Kamuoyuna, yargıya ve Çankaya'ya rağmen çıkarılıyor. Ama arkası gelmiyor.
AKP, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu ya hâlâ anlayamadı ya da seçmene selam veriyor. Yoksa bir yerlerden döneceğini bile bile böylesine bir tutum içerisinde olamaz.
Üniversite giriş kılavuzlarının şimdiye kadar çoktan basılmış olmaları gerekirdi, ama, basılamıyor. Çünkü yasal süreç tamamlanmadığı için üniversiteler tüzel kişilik kazanamıyor. Rektörleri bile yokken nasıl öğrenci alacaklar? Ve bu süreci geciktiren, maalesef hükümetin ta kendisi.
Kurucu rektörlerin hükümetin seçtiği adaylar arasından atanmasının sakıncaları 1992 uygulamasında fazlasıyla görüldü. Cumhurbaşkanı Sezer'in tedirginliği de bu yüzden. Bu durum elbette sadece AKP için söz konusu değil. İktidarda hangi parti olursa olsun, hepsi için geçerli. Anayasa değişmediği sürece de sanıyorum bundan sonra da hep olacak.
AKP'nin canını en çok sıkan konulardan bir başkası da üniversiteye giriş sisteminin değişmemesi. Oysa istenseydi, intikam yasalarıyla zaman kaybedilmeseydi, şimdiye kadar YÖK yasası da, üniversiteye giriş sistemi de yüz defa değişirdi.
Ama hem Çankaya'dan hem de Anayasa Mahkemesi'nden veto yiyen son yasa örneğinde olduğu gibi, amaç hiçbir zaman sonuç almak olmadı. Veto yiyeceğini bile bile hukuki altyapısı olmayan yasalar hazırlandı. Hani bu bir iki kez olsa, gözden kaçtı denebilir. Ama sürekli hukuka aykırılık söz konusu olunca akla başka düşünceler de geliyor.
Bu konularda hükümet ne düşünüyor? Milli Eğitim Bakanı Çelik olaylara nasıl bakıyor? Hukuk danışmanları var mı, yok mu? İşte bu soruların cevaplarını, bu satırları yazdıktan sonra gazetemizi ziyaret edecek olan Sayın Çelik'ten almaya çalışacağız. Ve tabii ki de yarın sizlerle paylaşacağız.
Bakalım gerekçeleri ne?
Özetin özeti: Türkiye çok zaman kaybediyor. Hata, Anayasal kurumlar ve yasalarda mı yoksa siyasetçilerde mi? Her kimdeyse, artık bu inattan vazgeçsinler. Çünkü artık kabak tadı vermeye başladı...

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Üniversite ve yargı
ANAYASA Mahkemesi, yeni üniversitelere kurucu...
Çetin ALTAN
Seçkinlikten kitleselciliğe ve içtenlikten sahteciliğe...
Bizim kuşaktan önceki yazı adamlarının da en ...
Melih AŞIK
Benmerkezcillik...
Fethi Dördüncü adlı bir memur emeklisi... Der...
Fikret BİLA
AKP'de Sezer sonrası olasılıklar
İktidar partisi AKP'nin 2007'de yapılacak cum...
Hasan CEMAL
Perihan Mağden'i hapse atalım!
Evet, öyle yapalım. En iyisi Perihan Mağden'd...
Güneri CIVAOĞLU
Bir parmak bile...
Kendi deneyiminden yararlanan akıllıdır. Başk...
Can Dündar
Kürtçe İstiklal Marşı?
Amerika'dan başlayıp Almanya'ya sıçrayan tar...
Abbas GÜÇLÜ
AKP, hükümet, MEB, TBMM ve hukuk
Yeni kurulan 15 yeni üniversiteye rektör atan...
Semih İDİZ
Bulgaristan'daki ABD üsleri Türkiye'yi rahatlatır
Bulgaristan'da Türkiye'yi de ilgilendiren öne...
Metin MÜNİR
Colin J. Williams in midir, cin midir?
Esrar çözüldü. Mehmet Emin Karamehmet'in Turk...
Hasan PULUR
Enflasyon çarşıda, pazarda inmedi ki!
BU millet "enflasyon" lafını ilk kez rahmetli...
Derya SAZAK
Nükleer enerji
Sinop'a kurulması hedeflenen nükleer santral ...
Meral TAMER
Bu topraklardan "Türkiye" markası çıkar
Bu topraklardan marka çıkar mı? Marka danışma...
Tamer HEPER
Değer kaybı sigortadan alınmaz
Bir okuyucum, aracının uğramış bulunduğu hasa...
Yaman TÖRÜNER
Mortgage sistemi nihayet yasalaşıyor
Konut finasmanı sistemi (mortgage) nihayet ya...
Güngör URAS
Türklerin laiklik anlayışının bin yıllık geçmişi var
Emre Kongar'ın son kitabı "Tarihimizle Yüzleş...
M. Ali BİRAND
PKK, Lagendijk'ı dinlemeli...
AVRUPA Parlamentosunda, Türkiye ile ilgili ko...

© 2006 Milliyet