|
Türklerin laiklik anlayışının bin yıllık geçmişi var
Emre Kongar'ın son kitabı "Tarihimizle Yüzleşmek", şu günlerde okunmasında büyük yarar olan bir kitap (Remzi Kitabevi, 10 YTL).
Emre Kongar bu kitabında, belli konularda tarihimizle ilgili olarak kamuoyuna hâkim olan yanlış bilgileri düzeltmeye çalışıyor.
Diyor ki, "İnsanlar tarihi genellikle sahip oldukları ideolojiye göre saptırırlar. Her toplum kendi dininin ve milletinin öteki dinlerden, mezheplerden, ırklardan ve milletlerden daha iyi veya daha üstün olduğunu düşünmek ve buna inanmak eğilimindedir. Hemen her ülkenin ordusu kendine göre tarihinin en kahraman ordusu, milleti, yine kendine göre insanlığın en yetenekli milletidir."
Emre Kongar'a göre, "Dinci ve milliyetçi çizgide, dinimizi ve milliyetimizi yüceltmek veya birilerini suçlamak amacıyla ortaya atılan 'genel saptamalar' siyaset aracı olarak üretilir olmuştur."
Din siyasete karıştı
Emre Kongar diyor ki, Sovyetler Birliği'nin çöküşüyle başlayan "küreselleşme"nin birinci dönemi 11 Eylül 2001'de, El Kaide'nin ABD'ye saldırısıyla sona erdi. Küreselleşmenin ikinci dönemi başladı. İkinci dönemde "ulus-devlet" ve "din savaşları" kavramları öne çıktı. Dünyada din savaşları stratejisi pompalanırken Türkiye'de de "dinci görüşler" siyasette öne çıktı. Gündemi belirlemeye başladı. Böylece iç ve dış dinamiklerin ortak etkisiyle dünyayla birlikte Türkiye de bir ortaçağ karanlığına doğru sürüklenir oldu."
İşte bu genel yaklaşım çerçevesinde Emre Kongar'ın kitabında yer verdiği farklı güncel konulardaki anlatımların biri, "İslamda ilk laiklik tohumlarını Türklerin ektiği"nin anlatıldığı bölüm.
Bu bölümde "İslamda ilk laiklik tohumlarını Türklerin nasıl ektiği" anlatılıyor.
Emre Kongar diyor ki: "Müslümanlıkta dört halifeden üçünün öldürülmesi ve özellikle Hz. Ali ile Muaviye arasındaki çatışmadan sonra ortaya çıkan hizipleşmeler ve dökülen kanlar, aslında bir siyasal kavganın, bir iktidar çekişmesinin dine yansımasıdır.
Din başka, devlet başka
Bu ortamda Türklerin Müslümanlığı kabul etmesiyle İslam tarihinde yepyeni bir sayfa açılmıştır. Emevi ve Abbasi imparatorluklarının aksine Selçuklularda devlet başkanı, aynı zamanda halife, yani dini lider değildir. Devlet başkanının aynı zamanda dini lider olmayışı, din ve devlet işlerinin ayrımında, yani laiklik konusunda atılmış ilk adım, Türklerin İslam dinine getirdiği en önemli yeniliktir.
Gerek Selçuklular gerekse Osmanlılar, şeri hukukun yanında bir de örfi hukuk alanı yaratmışlardır. Örfi hukuk bugün kullandığımız anlamda olmasa da laik alanın temellerini oluşturur.
Anadolu toprağında bin yıllık bir geçmişi olan ve de Tuğrul Bey ve Alparslan'la başlayan, Fatih Sultan Mehmet'le gelişen laikleşme sürecini Mustafa Kemal noktaladı. Müslüman bir toplumda ilk kez laik düzene dayalı bir devlet kurdu."
Tarihimizle yüzleşmek için Emre Kongar'ın kitabını okuyunuz. Okunması kolay, konular ilgi çekici, kitap bilgi verici.
guras@milliyet.com.tr
|
|