|
 |
|
|
Fiyatlar, dalgalı kur ve enflasyon hedeflemesi
Nisan ayı enflasyon verileri son dönemde yaşanan önemli bir gelişmeyi de ortaya koyuyor. Geçen yılın ikinci yarısından itibaren tüketici fiyatları endeksleri (TÜFE) ile 1 dolar ve 1.5 eurodan oluşan döviz sepetinin YTL karşılığı arasındaki ilişki oldukça ilginç.
Geçen yılın ağustos ayından bu yılın şubat ayına kadar döviz sepetinin YTL karşılığı sürekli gerilemiş. Yani YTL değerlenmiş. Ancak bu dönemin özellikle ilk beş ayında TÜFE ve özel endeksleri artmaya devam etmiş.
Bu yılın ilk iki ayında ise endekslerde sınırlı bir düşme yaşanmış. Ancak sepetin YTL karşılığı mart ve nisan aylarında arttıkça, yani YTL değer kaybettikçe, TÜFE ve özel endeksleri hızla yeniden yükselmeye başlamış.
TL'nin değeri
Fiyat endekslerinin bu yükselmeye çok daha güçlü bir tepki vererek artışlarının hızlandığı dikkati çekiyor. İlişki özellikle özel kapsamlı TÜFE özel endekslerinin G kategorisi (enerji, işlenmemiş gıda ürünleri, alkollü içkiler ve tütün ile fiyatı devlet tarafından yönetilen ve yönlendirilen malların fiyatları hariç) dikkate alındığında daha da güçleniyor.
Buradan TL'nin değer kazanmasının fiyatlar üzerindeki etkisinin sınırlı olduğu, ancak, değer kayıplarının fiyatlarda artış yönünde güçlü bir tepkiye neden olduğu söylenebilir. Buradan, son birkaç yıldır TL'nin değer kazanmasına bağlı olarak fiyat ayarlamalarını sınırlı tutan üreticilerin maliyet ve talep baskısı altında oldukları ve kurun seviyesindeki artışlarla fiyatlarını yükseltecekleri sonucu çıkabilir.
Para politikasının tayini
Oysa enflasyon hedeflemesi rejimini kabul eden ülkelerde kurun seviyesinin fiyatlar üzerindeki etkisinin zayıflaması beklenir. Hem dalgalı kur hem de enflasyon hedeflemesi rejimini birlikte uygulayan merkez bankaları para politikasının tayininde kurdaki aşırı istikrarsızlığı göz önünde tuttuklarını, ancak, kurun seviyesine ayrı bir tepki vermediklerini söylerler. Çünkü enflasyon hedeflemesinde kur seviyesini de hedeflemenin para politikasının etkinliğini azalttığı kabul edilir.
Sebastian Edwards (http://www.nber.org/papers/w12163) tarafından yapılan son çalışmada enflasyon hedeflemesi rejimi uygulayan merkez bankalarının kur karşısındaki tutumları da araştırılmış.
Çalışmada özellikle geçmişte yüksek ve istikrarsız enflasyon tecrübesi olan ekonomilerde merkez bankalarının söylediklerinden farklı bir biçimde para politikasının tespitinde kuru dikkate aldıkları sonucuna varılıyor.
Dış açığı azaltmak
Para politikasının etkisi dışında kalan malların hariç tutulduğu TÜFE özel endekslerinin G kategorisinde son iki ayda kurla birlikte yaşanan hızlı yıllık artışların son para politikası kurulu toplantısında dikkate alınmadığı, bu toplantıya ilişkin yayımlanan özet değerlendirmeden anlaşılıyor. Ancak değerlendirme özetinde kurdan açıkça söz edilemese de uluslararası likidite koşullarına oldukça fazla vurgu olduğu da bir gerçek.
Önümüzdeki dönemde kurun seviyesinde yaşanacak değişikliklerin para politikasının tayininde ne kadar belirleyici olacağını anlayacağız.
Uluslararası likidite daraldıkça ve küresel enflasyon baskısı arttıkça hem enflasyonu kontrol etmek, hem makul bir büyüme hızından vazgeçmemek, hem de dış açığı azaltmak için gereken politikalar zorlaşıyor.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|