|
Soykırım, tarih, siyaset
8 MAYIS 1945 iki önemli olayın yıldönümüdür: Biri, çok iyi bilinir, İkinci Dünya Savaşı'nın bitiş tarihidir. Öbürü, Fransa'nın Cezayir'de yaptığı katliam dizilerinden birinin tarihidir. Cezayir Islah (Reform) Partisi bir yasa teklifiyle 8 Mayıs'ın "Cezayir'de Soykırım" günü olarak resmen tanınmasını istiyor.
Cezayir'deki "İstiklal Müzesi"nde bir "Soykırım" bölümü vardır; sömürgecilik dönemi sergilenir. Hatta, Cezayir çölünde Fransa atom denemesi yaparken Cezayirlileri kobay gibi kullandığını gösteren bir yağlıboya tablo vardır; burada yayımlamıştım.
Cezayir'in dirayetli Devlet Başkanı Abdulaziz Buteflika, 'Ermeni soykırımı' takıntısına karşı çıkıyor, 'Cezayir Soykırımı'nın tanınmasını istiyor.
Ortada bir de henüz imzalanmayan "Cezayir-Fransız Dostluk Anlaşması" var. İmzalamak için Fransa, Cezayir okullarında "sömürgeciliğin iyi yönleri"nin okutulmasını istiyor, Cezayir ise, "Cezayir Soykırımı"nın tanınmasını şart koşuyor!
İkiyüzlülük
2001 yılında Fransız parlamentosu, minik bir azınlığın oylarıyla 1915'teki Ermeni olaylarını "Soykırım" diye tanıdı! Politikacılar Türkiye'nin de bunu kabul etmesini istemeye başlayınca, Fransız Le Figaro gazetesi, "Paris, Ankara'dan 1915'teki Ermeni trajedisini tanımasını isteyerek eski yaraları kanatma riskine giriyor" diye uyardı! (Milliyet, 14 Aralık 2004)
Evet, öyle de oluyor: Cezayir Devlet Başkanı Buteflika 17 Nisan'daki konuşmasında Fransa'nın bir kanunla "Cezayir Soykırımı"nı tanımasını istiyor, Chirac ise şu cevabı veriyor: "Tarih yazmak parlamentoların, kanunların işi değildir! Tarihi tarihçiler yazar!" (Wikipedia, Nisan 2006)
Ama Ermeni konusu "parlamentoların işi" oluyor?!
Şimdi, Sosyalist Partili Didier Migaud yasa teklifi vererek, Yahudi soykırımı gibi, Ermeni 'soykırım'ını inkâr edenlerin, 1 yıl hapis ve 45 bin euro para cezasına çarptırılmasını istiyor! İktidardaki sağcı UMP'den Erich Raoult da benzer bir taslak hazırladı, 100 parlamenter de imzaladı! Fransız meclisi 18 Mayıs'ta gündemine alacak mı bakalım?
'Tarihe özgürlük'
Fransız tarihçiliğinin büyüklüğünü bir gün yazacağım. Bunlardan 19 Fransız tarihçi önce 15 Aralık 2005'te, sonra da önceki gün bir bildiri yayımladılar, "tarihe özgürlük" istiyorlar:
"Tarih bir din değildir. Tarihçi hiçbir dogmayı kabul etmez, hiçbir yasağa saygı göstermez... Tarihçinin kınama veya yüceltme rolü yoktur, sadece izah eder! Tarihçi, çağdaş ideolojik şemaları geçmişe yapıştırmaz, bugünün hassasiyetlerini geçmiş olaylara yerleştirmez! Özgür bir devlette parlamentolar ve adli merciler gerçek tarihi tanımlayamaz!.."
Tarih fakültelerinin kapısına altın harflerle yazılacak ilkeler!.. Bizim de bu sözlerden alacağımız çok ders vardır!
Bu tarihçiler Yahudiler ve Ermeniler hakkında "Soykırım değildi" demeyi yasaklamanın ve tarihe "sömürgeciliğin iyi tarafları"nı anlatma ödevini yüklemenin hür düşünceye, araştırma hürriyetine darbe olduğunu belirtiyor!
Böyle bir yasa bilime de Türk-Fransız ilişkilerine de büyük bir darbe olur ve "Cezayir Soykırımı"nı daha fazla dünya siyasetinin gündemine iter.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|