|
 |
|
|
Böyle düşme olmaz!
Bir ligin kalitesini artırabilmek için önce müsabaka formatlarını, statüsünü düzeltmelisiniz...
Elbette yürürlükteki statüler yanlıştır, demiyorum...
Adaletsiz olduğunu da söyleyemem...
Ama daha doğru ve daha adil uygulamalar da var...
Ligimize baktığımızda, daha adil ve daha doğru uygulamalara da her zamankinden daha çok gereksinim var...
Şu ligden düşecek takımlara bir bakalım...
Heyecan veren başarı!
Maşallah, giderayak hepsinin performansı, sezon başını hiç de aratmayacak biçimde - hatta her dönemden daha da canlı olarak göz kamaştırıyor...
30 haftada 25 puan almış takım, bir bakıyorsunuz, dört haftada motor takmış gibi hızlanıp 12 puanı alıveriyor...
Bu engin başarı karşısında elbette heyecanlanıyorsunuz... Çocuklarınıza yeni başarı öyküleri, yeni kahramanlıklar anlatmaya niyetleniyorsunuz ama, hangi birini seçeceksiniz ki!
Tanrı nazardan korusun, her biri başlı başına bir başarı öyküsü... Böylesine ancak "masallarda" rastlanır...
Danışıklı dövüş
Birbirimizi kandırmayalım... Küçük çocukları da hiç aldatmayalım.
Bu kurtuluş serüvenleri, tasarlanmış, programlanmış, sonucuna herkesin razı olduğu maçlarla sergileniyor... Hayır, ortada şike, para pul döndüğünü iddia edecek değilim. Gerek de yok böyle şeylere... Kimin gereksinimi varsa, o alıyor puanı... Yenilenin de ne tribünde, ne saha içinde hiçbir tepkisi yok! Demek ki durumdan şikayetçi olan da yok.
Alan razı veren razı kültürü...
Ama birileri ayağa kalkıp bu danışıklı dövüş ortamını değiştirmeli... Çünkü içerideki bu başarı serüveninin (!), uluslararası arenada bize bir şey verdiği yok...
Adaletsiz değil... Ama çok da adil değil...
Örneğin... Kurtuluş mücadelesi veren takımlardan birinin son maçı, ligde hedefi ve tasası olmayan bir takımla, diyelim... Aynı puandaki bir başka takımın maçı da şampiyon adaylarından biriyle...
Bu fikstür şansının, adalet terazisine hiç dokunmadığını iddia edebilir misiniz ?
İşte size son haftanın iki maçı : Kayseri Erciyesspor - Ankaraspor ve Denizlispor - Fenerbahçe...
Hadi bu statüyle çıkın işin içinden.
Adil çözüm şart
Kaldı ki, sadece iki takım değil başı dertte olan...
O halde bu sorunu daha adil biçimde çözmenin sırasıdır.
Ligden düşecek takımlar, ligin son haftası oynandıktan sonra, kendi aralarında oynayacakları bir play- off organizasyonuyla belirlenmelidir...
Bunun değişik yolları var...
Alın size bir örnek : Lig sonuncusu (18.) doğrudan düşer...Öteki iki takımı belirlemek üzere dört takımı (17.,16.,15.,14. ) tek devreli, lig usulü oynatırsınız .
Pazar günü başlar, Çarşamba devam eder, Cumartesi günü 6 maçı bitirirsiniz.
Statü değişikliği gerekli
İlk ikiye giren ligde kalır, üçüncü ve dördüncü de 2. Lig A'ya katılır.
Farklı örnekler de var... Hollanda, ikinci ligden geleceklerle süper ligden düşecekler için bir baraj maçı oynatıyor mesela...
Daha da ilginç olanı şu : Hollanda'da lig şampiyonu doğrudan Şampiyonlar Ligi'ne katılıyor... Sonraki dört takım da kendi aralarında Şampiyonlar Ligi'ne katılacak ikinci takım olabilmek için play - off oynuyorlar...
Uğur Meleke kardeşim dikkatimi çekti : " Ajax ligi beşinci bitirdiği halde, play-off'u kazanıp Hollanda'nın UCL'deki ikinci takımı oldu !"
Zirve için böyle bir önerim yok... En azından şimdilik yok...
Ama ligin dibi için acil bir statü değişikliği kaçınılmaz.
Bu yıl yaşadığımız dramdan, gelecek yıla bir ders çıkarmalıyız.
Böyle düşme olmaz!
Onlar 100. Yıl'ın şampiyonuydu
Oscar Cordoba, kariyerini ve onurunu - maalesef şaibeden kurtaramadı...
Zago, en başarılı döneminde suçlu ilan edilip dışlandı.
Ronaldo üçlü sistemde baş tacı, dörtlüde kapı dışarı edildi.
Giunti, parası ödenmeyerek gönderildi...
Pancu geç dönemde kaleci kariyeri yaparak kahraman oldu, sonra da uçtu...
İlhan Mansız'ı şimdi reklamlarda görüyoruz...
Tümer Metin, gelecek yıl Avrupa'da bir şampiyonlar ligi takımında oynamak üzere valiz topluyor.
Nouma, görsel tacizden kovuldu, hâlâ gönüllerde...
Tayfur, işbaşında emekli.
İbrahim Üzülmez, hâlâ eskisi gibi deli!
Kaan Dobra ekmek parası için yollara düştü...
Ramazan küme düştü.
Sergen de hiç hazır olmadığı bir jübile önerisiyle tuzağa düştü.
Serdar Bilgili küfür yüzünden istifa etti...
Lucescu olabildiğince kuzeye gitti.
Onlar, 100. yılın şampiyonlarıydı...
Beşiktaş'ın tarihini yazdılar...
Beşiktaşlılara mutluluk verdiler...
Ama o mutluluktan gönüllerince pay alamadılar.
Bıçakcı'ya sevgilerle
Lig TV'deki "Futbol Gündemi" programında sevgili Ahmet Çakır'la sezonu değerlendirirken Fortis Türkiye Kupası'nı konuşuyorduk.
Ahmet, "Levent Bıçakcı, hiç hesapta olmayan bir para ile Türkiye Kupası'na hayat verdi" dedi, " Fortis'in verdiği milyonlarca dolar, Kupa'yı angarya olmaktan çıkardı"...
Kalıcı izler bıraktı
İşte o sözler, balık hafızalı toplum olduğumuzu, insanları çok çabuk unuttuğumuzu hatırlattı bana.
Levent Bıçakcı, dürüst ve temiz bir spor adamı olarak TFF Başkanlığı'nda gerçekten kalıcı izler bıraktı.
Yayın pastasının daha adil bölüşümü... Kurumsallaşma ve sponsorlardan gelen milyon dolarlık destekler...
Ağzına sağlık Ahmet!
Bıçakcı'ya teşekkür etmeliyiz bir kez daha...
İsviçre ayıbına razı olmadığı ve sorumluluğu bir çok sorumsuzdan daha derin hissettiği için de istifa etmesini bildi. Adam olduğunu gösterdi..
agokce@milliyet.com.tr
|
|
|

|