Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Mayıs 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ATV | CINE-5 | CNBC-E | CNN-TÜRK | KANAL 7 | KANAL D | LİG TV | NTV | STV
SHOW | STAR | TGRT | TRT 1 | TRT 2 | TRT 3 | TV 8 | HABERTURK
DIGITURK COMEDYMAX | DREAM TV | DISCOVERY CHANNEL
Ben bilirim havası!


BANU Avar yeni dış politikamıza dair güzel belgeler sunuyor. Rusya semalarından ve Avrupa'daki komşularımızdan bize ait kesitler vererek. Turuncu Devrim'in anatomisini yaptı. Girift sözde devrimin, ardında ve altında kalan bir çok karanlık yüzlü gerçeği ayrıştırmaya gayret etti Avar. Sanırım bu bölgeler ile ilgili en kapsamlı belgeseli onun elinden izliyoruz.
***
CNN Türk'te Erdal Öz'ün cenaze töreninden görüntüler vardı. "Ajans"ta Çiğdem Anad Teşvikiye Camii'ne yönlendi. Oya Baydar vardı, "Nasıl bilirdiniz?" sorularından birinde. Bir cümle beni aldı götürdü darbe günlerine. Baydar ilk tanışma anını anlattı Erdal Öz'le; "İşkenceye mi gidiyorduk, işkenceden mi dönüyorduk". O an araçta yanında olan kişi Erdal Öz'müş. Jeemse'nin gıcırdayan çelik kasası, sessizliğin ortasında bir motor sesi. Arkada oturan bitap, başı kâh öne düşen, kâh omzu sarsılan, boş gözlerle bakan, yalnızlık ile ne olacağını bilememenin gidip gelmelerinde bir yolculuk. İşkenceye gitmek ya da işkenceden dönmek. Öyle bir dönem ki kimse kimseyi bilmiyor, tanımıyor. Kime sarılacaksın, kime dayanacaksın? Damganı da vurmuşlar, çıksan gitsen, kaçak gibi bakıyorlar. Oya Baydar, hiç düşünür müydü o an, bir gün Erdal Öz'ün Teşvikiye Camii'nde cenaze töreninde tanıştıkları anı bir televizyon kamerasına söyleyeceğini. İşte hayat kolay ama çok doğru bir söz.
***
BENİM pazartesi akşamları iki favori dizim var; biri "Beyaz Gelincik", diğeri de ikinci bölümü yayınlanan "Yaşanmış Şehir Hikayeleri". Bu diziler ömrüme ömür katmıyor elbette. Hayatı da böyle yaşamıyorum. Ama özellikle "Yaşanmış Şehir Hikayeleri"ndeki gerçek kesitler, "yaşadım demek için anlatacak hikayen var mı" sorusunun cevabı bir dizi oluyor benim için. Oyuncuları, kamerası ve kurgusu ile sürükleyici, kopukluk taşımayan, abartısı bulunmayan, hani harbi Türk filmi. "Beyaz Gelincik" ise bu hafta resmen bir senaryo gösterisi sundu. İlişkileri ve heyecanı dantel gibi işledi. Her hafta aynı performans olmuyor tabii ki. Daha önce de bu köşede yazdım. 80 dakika dizi ve her hafta, tabii ki aynı performans tutturulamaz. Hani Dostoyevski olsan yazamazsın her hafta 80 dakikalık senaryo. Onun için kutluyorum ekibi. Taraf tutuyorsun diyeceksiniz. İçimden geldi bu dizilerin gerçekten iyi olduğuna inanıyorum ve yazıyorum. Bu arada kim kendini "tarafsız ve objektif ilan" ediyorsa gelin siz inanmayın olur mu?

s.kologlu@milliyet.com.tr






  Sina
  KOLOĞLU
Ben bilirim havası!

© 2006 Milliyet