|
AKP ve Eğitim'de alarm
MİLLİ Eğitim Bakanlığı'nda istifalar oldu; sebeplerine dair çeşitli haberler çıktı. Ben ahlakını da liyakatini de çok yakından tanıdığım Prof. Ziya Selçuk'un istifası hakkında yazmak istiyorum.
Talim Terbiye Kurulu Başkanı Ziya Selçuk'la geçen hafta uçakta karşılaştık, istifa edeceğine dair bana hiçbir şey sezdirmedi. Sorum üzerine sadece değişen lise müfredatı ile ÖSM soruları arasında uyum sağlamak için YÖK'le yaptıkları çalışmayı anlattı.
Buna çok sevindim. Çünkü hükümet-YÖK gerginliği "kurulu düzen"e yaradı, reform tıkandı; işte YÖK'ün otarşik ve merkeziyetçi 'düzen'i 'dokunulmaz' halde devam ediyor! Hiç olmazsa bu tür temaslarla birkaç kısmi düzeltme yapılabilir diye umutlanmıştım.
Selçuk'un istifasını öğrenince şaşırdım. İki gün kendisini aradım; telefonlarını iptal etmiş, ulaşamadım, ancak dün görüşebildim.
İstifanın sebebi
Selçuk'un iş ahlakını bilirim, ayrıldığı yer hakkında konuşmaz! Yine de bir şeyler almak için, "Yeni üniversite kuruyormuşsunuz, hayırlı olsun" diye söze başladım. Derhal tepki gösterdi:
- Hayır, yok öyle bir şey. Ben tekrar üniversiteme döndüm, o kadar. Ders vereceğim, bilimsel çalışmalar yapacağım, evimin musluğu bozulursa tamir edeceğim...
Demek ki "bir yere gitmek" için değil, "bir yerden ayrılmak" için istifa etmiş!
Müfredat reformuna kendisini idealistçe adamıştı, gece gündüz şevkle çalışıyordu. Kendisini konuşturamadım, hatta ahlak anlayışı sebebiyle, Bakan'a, bakanlığa en ufak bir sitemde bile bulunmamaya özen gösteriyor. Ama eminim ki, reformun tıkandığını, artık iş yapamayacağını gördüğü için istifa etmiştir!
İstifanın böylesi daha önemli değil midir?!
AKP'nin borcu
Prof. Selçuk'un, CNN Türk'te kendisiyle yaptığım programda da sık sık tekrarladığı bir sözü vardır:
- Biz 'girdi' odaklı düşünüyoruz, halbuki 'çıktı' odaklı düşünmeliyiz!
Diyelim ki şu kadar bin bilgisayarın sisteme 'girmesi'ni sağladınız... Daha önemli olan, bundan neyin 'çıktığı'dır, bunların nasıl kullanıldığı, zihniyetleri nasıl değiştirdiğidir.
"İçim yanıyor, dünya eğitimde çok büyük dönüşümler yapıyor, geride kalmaktan çok korkuyorum" sözü de onundur.
"A eşittir A" mantığından "A, büyük ihtimalle A'dır" mantığına dayalı bir düşünme tarzına geçmemizin öncüsüydü.
AKP'nin başlangıçtaki reform dinamizmi, ideolojiyi fazla önemsemeyen geniş kesimleri cezbetmişti; eğer Selçuk'un ayrılması AKP'nin içe kapandığı ve buna uymayanların rahat çalışamadığı bir sürecin işareti ise, ciddi bir alarmdır!
Aksini ispat ve bu yöndeki kaygıları gidermek AKP'nin borcudur! Siyasi istikrar için de zorunludur.
NOT: Siyaset bilimi doçenti Deniz Baykal'ın CHP çatısı altında Adnan Menderes'i aklayan bir konuşma yapmasına çok sevindim. Demek ki Menderes'e yönelik "irtica" suçlamaları haksızmış! Halbuki 27 Mayıs siyasi şekavetinin gerekçelerinden biri buydu!
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|