|
 |
|
|
O şimdi Aliağa'da
Sevimli Dostlar / Bahar Akbaş
Milliyet'in dünkü arka sayfasındaki "Başı sıkışınca kurtarıcı buldu" başlıkla haber sanırım sizin de ilginizi çekmiştir. İşte o fotoğrafları çeken okur Kebire Bozkurt'un ağzından öyküsü...
"Sabah hava güzel diye elimde fotoğraf makinesi, otun böceğin resimlerini çekmeye bahçeye çıktım.
Bu arada Queen ortalıktan kayboldu, onu ararken ince bir kedi sesi duydum. Bir baktım ki alt apartmanın bahçesinde ne zamandır yakalama planları yaptığım ama 'yavruları vardır' diye yakalayamadığım Tekir kız...
Ama ses ondan gelmiyordu. Sevincim kursağımda kaldı.
Tepeden baktığım için otların arasından bir kafa gördüm. Toprağa gömülü gibi bağırıp duruyor.
İndim hemen aşağıya bir anne kedi, gergin, saldırıyor. İki yavrusu var. Biri su borusunun içine girmiş, üzerindeki küçücük bir delikten çıkmaya çalışmış. Çıkamamış tabi ki! Kalmış orada. Yavru gergin, anne gergin... Kafasını tutmaya çalışırken bir güzel ısırdı beni.
Ufaklık ne kadar süredir bu durumda bilmiyorum. Anne bir yandan uçuyor sürekli üzerime ne yapacağımı bilemedim bir sure.
* * *
Boruyu kesmeye karar verdim. Koştum eve yan keskiler, kargaburunlar... Koyuldum işe.
Ama elim ayağım titriyor, adrenalin zirvede. Kan ter içinde anne bir yandan sürekli üzerime atlıyor. Yavru bağırıyor, ısırmaya çalışıyor. Aldığım ısırık ve tırmıklardan elim kanıyor, acıyor.
'Ya yavruya zarar verirsem boynu sıkışırsa, kesilirse' diye düşünürken, komşunun oğlu Ali'yi gördüm. 'Gel gel' dedim, 'Yardım et bana.'
Başladık beraber kurtarma operasyonuna.
Ali, 'Bu yaşamaz, gözleri kaymış. Ölür bu' derken, annesi de gelmez mi? 'Ay nereden buldun sen bunu? Ölmüş bu, yaşamaz. Bırakın' demez mi?
'Çıkmadık candan ümit kesilmez. Biz gerekeni yapalım da, öleceği varsa ölür' dedim devam ettim.
* * *
Ali sağ olsun, çok işe yaradı. Çünkü benim gibi eli ayağı birbirine karışmadı. 15 dakikada kestik boruyu, çıkardık kediyi.
Bu arada anne, diğer yavruyu kaptı kaçtı. Ben de bu kızı aldım eve. Komşum, 'Eeee, bırak. Ne yapacaksın onu? Zaten senin kedin yok mu?' dedi 'Gözleri berbat temizleyeyim. Bakayım bir yeri kesilmiş mi, yarası var mi' dedim. 'Varsa ne olacak?' dedi. 'Temizlerim ilaç sürer tedavi ederim' deyince gülmeye başladı, 'Allah aşkına başka işin yok mu? Hey Alahım' diye gülerek evine gitti.
Bu gece benden konuşacakları kesin. 'Deli bu kız, valla bir çocuk yapsa da onunla eğlense... Bozmuş hayvanlarla' dediklerini duyar gibiydim.
Sanki çocuk bakmak kedi köpek bakmak kadar kolaymış gibi.
Şimdi bir arkadaşım aldı yavruyu... İzmir Aliağa'nın bahçelerinde mutlu mesut yaşayacak hayatının sonuna kadar... İşte böyle güzel bir hikaye oldu. Umarım sizleri meşgul etmemişimdir. Sevgilerimle..."
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|