|
Türkiye İran olursa!
TBMM Başkanı Bülent Arınç, Diyanet'in devlet teşkilatından çıkarılmasını, yani din hizmetlerinin dini cemaatlere bırakılmasını istiyor. "Maksadı" ne acaba?!
Türk laikliğinin özelliği din adamlarının devlet memuru olmasıdır; böylece din hizmetleri laik devletin disiplini altına alınmıştır. Arınç, din hizmetlerinin cemaatlere bırakılmasını istemekle, bu disiplini yok etmek istiyor!
Eski İran'da da din hizmetleri "mollalar"a bırakılmıştı; mollalar halkı ayaklandırıp şeriatı getirdiler. Arınç'ın maksadı bu olmalı!
28 Şubat'ın önderlerinden Oramiral Güven Erkaya da "irticanın Türkiye'de İran türü halk ayaklanmaları hazırladığını" söylememiş miydi?!
Bakın, irtica nasıl akıllı, dâhiyane, müthiş, sinsi, gizli bir plan uyguluyor!
"Ortaçağ kafası"nın bu kadar akıllı ve zeki olması!.. Hayret doğrusu!
Kışlalı'nın tanıklığıyla
Rahmetli Ahmet Taner Kışlalı, "Türkiye ve İran hiç benzemiyor.. Ne geçmişte benziyordu ne de bugün" diye belirttikten sonra şunları yazmıştı:
"Bu gerçeği kavramakta zorluk çekenlerin, Taha Akyol'un 'Osmanlı'da ve İran'da Mezhep ve Devlet' kitabını okumalarının tam zamanıdır!" (Cumhuriyet, 16 Temmuz 1999)
Tevazu göstermeyeceğim; merhum Kışlalı gibi bir akademisyenin tanıklığıyla söylüyorum; iki ülkenin tarihsel, kültürel ve sosyolojik dinamiklerini bilimsel kaynaklardan mukayeseli olarak incelemiş çok az sayıdaki kişilerden biriyim! Türkiye ile İran arasında hiçbir benzerlik kurulamaz! İki ülkenin dünkü ve bugünkü dinamikleri tamamen farklıdır!.
Türkiye'de "İran türü irticai ayaklanmalar" vehmetmek, Türkiye'den "ayetullahlar" çıkacak diye evhamlanmak ancak bilimsel verileri ve bilimsel araştırma metotlarını yok saymakla, müthiş bir komplo duygusuyla mümkündür!
'Duygu' olduğu için de tahrik edilmesi kolay olmaktadır!
Sinsi ajanlar?!
Komplo teorilerinde hayat bir tiyatro sahnesidir; kim ele geçirirse kendi piyesini koyar! "Zinde kuvvetler" ya da "uyanık bekçiler" sahneyi sımsıkı korumalı, giriş çıkışlar hafiyelerce kontrol edilmelidir!
Toplumların tarihleri, Sünnilikle Şiiliğin siyasi farkları, inançların değişim süreçleri, demokratik ya da otoriter gelenekler, zamanımızda eğitim, şehirleşme, orta sınıflaşma, toplumsal çeşitlenme, dışa açılma gibi modernleşme dinamikleri?!. Hikâye!
Bu şekildeki sosyal bilimsel araştırmalara, analizlere değil, evhama dayanan "itikatlaşmış bir laiklik" kolayca komplo duygusuna kapılıyor: Hayat "sinsi planlar"la "uyanık bekçiler"in savaşı gibi algılanıyor!
"İtikatlaşmış laiklik", laikliğin gerçek değerleri olan bilimsel metotlarla ve liberal özgürlüklerle çelişiyor!
Diyanet'in devlet kurumu olmaktan çıkmasını isteyen Aleviler?! Bunu laikliğe daha uygun bulan Anayasa Mahkemesi üyeleri?! (K: 1971/76 ve K: 1997/3)
Onlar da mı tarikatların cami cemaatiyle ihtilal yapmasını istiyor?!
Fikir suçundan mahkûm edilen İslamcı Şevket Eygi niye Diyanet kaldırılırsa devlet desteğinden mahrum kalacak bir İslamın büyük zaafa uğrayacağını söylüyor acaba?! Yoksa o da laik devletin 'sinsi' bir ajanı mı?!
Artık vehimleri bırakıp analitik metotlarla ve araştırmalara dayalı düşünmek gerekmiyor mu? "Hayatta en hakiki mürşit" neydi?!
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|