Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Mayıs 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bir mektup:
Türklüğü aşağılamak!


Türklüğü aşağılamak... Ermeni soykırımı... Fransa... Hiç kolay değil kavramların yerli yerine oturması, ne Türkiye'de, ne de Fransa'da... Zaman alıyor demokrasi derslerini öğrenmek, maalesef öyle...
Bu konularda sevgili meslektaşım Hrank Dink'ten mektup var. Bugün köşemi ona bırakıyorum.

"Sevgili dost;

Ümitsizliğe düşmek için değil ama içinden geçtiğimiz ortamı idrak edebilmek için teslim etmemiz gerekiyor ki, zor günlerden geçiyoruz. Önümüzde daha sancılı bir süreç bekliyor bizi. Ve ben daha şimdiden bu süreci yaşayanlardan biriyim.
Biliyorsun, TCK'nın 301 ve 288'inci maddelerinden hakkımda açılmış davalarla boğuşuyorum.
Urfa'daki 301'den beraat ettim.
İstanbul Şişli Mahkemesi'nin hakkımda verdiği ve ertelediği altı aylık mahkûmiyet kararının bozulması için ise Yargıtay'a başvurdum. Yargıtay Başsavcılığı, yazdığım yazıda Türklüğü aşağılamadığımı tespit ederek, davanın hem içerik olarak hem de usulden bozulmasını istedi.
Yargıtay ise içerik açısından Başsavcılığın görüşüne katılmadı ve "Türklüğü aşağıladığımı" iddia ederek davayı sadece usulden bozdu.
Yargıtay Başsavcılığı'nın bundan sonraki tutumu ne olur? Kendi istemi doğrultusunda bir karar çıkmadığı için bir üst mahkeme sayılan Yargıtay Ceza Kurulu'na mı başvurur, yoksa tekrar İstanbul Şişli'deki mahkemeye gönderir ve davanın yeniden Yargıtay'ın isteği doğrultusunda görülmesini mi sağlar?
Şimdilik bilmiyorum.
Ama şaşırdığımı söyleyebilirim.
Türkleri aşağılamadığım aksine Ermenileri eleştirdiğim bir yazı, üniversite öğretim üyelerinin verdiği bilirkişi raporu ve Yargıtay Başsavcılığı'nın benzer tespiti ve istemine rağmen halen, "Türkleri aşağılayan bir yazı" olarak değerlendiriliyorsa, bunu neyle izah edeceğiz?
İdeolojinin adalete hakim olduğunu ya da adalet içinde ideolojik duruşların ve kafa karışıklıklarının yaşandığını mı gösteriyor tüm bunlar?
Sevgili Hasan;
Türkiye demokrasisi hiç de hak etmediği bir süreç ve görüntü yaşıyor. Türkiye dışından bu manzaraya bakanlar Türkiye'de hiç demokrasi yokmuş gibi bir izlenime kapılıyor ve demokrasi için mücadele edenleri de kahramanlaştırıyor.
Nitekim, işte Stern dergisi, kurucusu Henri Nannen adına her yıl verdiği uluslararası ifade özgürlüğü ödülünü bu yargılanmalarım nedeniyle bana vermiş.
Ödül almak kuşkusuz hoş bir durum. Ancak keşke bu tür demokratik yetersizliklerimiz için değil de demokratik yeterliliklerimiz için ödüller alsak.
Sevgili dost;
Şu sıralar önümüzde duran bir başka acil görev daha duruyor.
Fransa'da çıkarılmaya çalışılan, "Ermeni soykırımı olmadığını söyleyenlere hapis ve para cezası getirecek" yasanın çıkmaması için hepimize önemli görevler düşüyor.
Birkaç arkadaş (Ahmet İnsel, Baskın Oran, Elif Şafak, Etyen Mahçupyan, Halil Berktay, Hrant Dink, Murat Belge, Müge Göçek, Ragıp Zarakolu) ortak bir metin yazıp Libération'a gönderdik ve yasanın taşıyacağı mahzurlara değindik.
Kim ne derse desin Türkiye'de demokratikleşme süreci ilerliyor. Bu süreç, kamuoyunun bu konuda içinde bırakıldığı 90 yıllık koyu karanlığı yırtmaya adaydır. Bugün bu uğraşı verenler hâlâ vatan haini ilân edilseler, haklarında davalar açılsa, iftiralar düzenlense de, bunun Türkiye'de demokrasi mücadelesinin aşamaları olduğunu biliyoruz. Bu mücadeleyi serinkanlılık ve kararlılıkla vermeyi sürdüreceğiz.
Ardındaki niyet ne olursa olsun, böyle bir yasa, tarihî ve ortak belleği sorgulama sürecine zarar verecektir. Dünyada ve Türkiye'de bu sürecin sürdürülmesi çabalarını çok daha zorlaştıracaktır. Böyle bir yasa, Fransa'da özgür tartışmayı engellemesinin yanı sıra, Türkiye'de benzer ve çok daha güçlü bir etki yapacaktır.
Türklerin ve Ermenilerin kısır biçimde karşı karşıya gelmelerini aşmamız, iki belleğin karşılıklı olarak birbirine aktarılması suretiyle bunun insanî bir diyaloğa ve ortak tarihe dönüştürmemiz gerekiyor. Bu amaca ancak ifade ve tartışma özgürlüğüyle, bilgilerin, tüm bilgilerin serbest dolaşımıyla ulaşabiliriz.
İnsanlığa karşı işlenen suçlarla mücadele gibi ifade özgürlüğü de evrensel bir ilkedir. Birinin varlığını savunmak diğerinin varlığını yok edemez.
Bugün ne yazık ki taraflardan ikisi de kendi algılama tarzını diğerine aktarabilmekten acizdir. Tam tersine, bugün Fransa'da olduğu gibi, Ermeniler, son yıllarda Türkiye'de devletin inkârcı politikasını ülke sınırları dışına taşırmasına karşı tepki olarak, bu konuda ifade özgürlüğünü sınırlayan yasaları destekliyorlar. Bu karşılıklı inatlaşma tarafları daha sert çatışmalara sürükleme tehlikesi taşıyor.
Fransa'da veya başka ülkelerde bu tür yasa tasarılarına önayak olanlar, 1915 olaylarının serbestçe tartışılmasını benzer yollarla engellemeye ve cezalandırmaya çalışan kişi ve kurumların varlığını dikkate almak zorundadır.
Fransız sosyalistleri hatalı bir tutum içindeler, onları uyarmamız gerekiyor.
Hrant Dink."

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Türkiye İran olursa!
TBMM Başkanı Bülent Arınç, Diyanet'in devlet ...
Çetin ALTAN
Bir gerilim, bir gerilim; nereye varmak için
Bilmiyorum dünyada bir "işkence müzesi" var m...
Melih AŞIK
Dördüncü dede...
Kesinleşmiş rakamlara göre... Türkiye'de 18 m...
Fikret BİLA
Çörtoğlu'nun dikkat çeken konuşması
Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu'nun, Danıştay...
Hasan CEMAL
Türklüğü aşağılamak!
Türklüğü aşağılamak... Ermeni soykırımı... Fr...
Yılmaz ÇETİNER
Milliyet'te 4 dönem yaşadım
Yıllardır, kâh hayranlıkla, kâh neşe ve renkl...
Güneri CIVAOĞLU
Fotoğrafın arabı
Fransa'da "sıfır sonuçlu" bir oyun oynanıyor....
Can Dündar
Yüzümüzün ağardığı şafaklar
Hatırayı, Sunay Akın'ın o nefis sahne sohbeti...
Hurşit GÜNEŞ
Petrol fiyatları hem dünyayı, hem Türkiye'yi vuruyor
Eskiden en çok değindiğimiz konu döviz kuruyd...
Doğan HEPER
'Herkese ev', nerede o bolluk!
EV sahibi olmak artık kolaymış. Kredi veren b...
Semih İDİZ
Kıbrıslı Rumlar 'taksim' diyor
Kıbrıs Rum lideri Tassos Papadopulos son günl...
Sami KOHEN
Hem ekonomik, hem stratejik...
IRAK'ta merkezi hükümetin kurulması için ta g...
Hasan PULUR
Avrupa istedi de biz mi girmedik...
YILLARCA hep bu söylendi:
Derya SAZAK
Soykırımı ret
1915'te ne oldu? Tarihçilerin 90 yılı aşkın s...
Meral TAMER
'Şeriat özlemi' metni, okuru ayağa kaldırdı
Önceki gün bu köşede yayınladığım "Neyin Bayr...
Yaman TÖRÜNER
İlaç geri ödeme sistemi
Türkiye'deki ilaç fiyatlandırma ve geri ödeme...
Güngör URAS
Başbakanımız Diyarbakır'da güvercin uçurdu
Hasan Cemal'in "Kürtler" isimli kitabının 513...
Serpil YILMAZ
Havalimanı isteyen iller artıyor
İki ilin birleşerek ortak bir havalimanı tale...
M. Ali BİRAND
ANDIÇ bir daha tekrarlanır mı?
Ben, geçmişte yaşanmış olayların muhasebesini...

© 2006 Milliyet