|
Milliyet'te 4 dönem yaşadım
Yıllardır, kâh hayranlıkla, kâh neşe ve renkli hayatlar içinde bizden önceki kuşağın üstatlarının konuşmalarını dinlemişizdir.
- Hey gidi hey... Üç padişahın saltanat devrini yaşadım... diye...
Özellikle Celal Bayar ve tabii İsmet İnönü o devirleri yaşamışlardı ama sık sık bunları bir iftihar meselesi olarak konuşmazlardı.
Eski Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil ise dost meclislerinde 3 saltanat dönemi yaşadığını tatlı tatlı anlatır, ayrıntılar verirdi...
Gazetecinin fedakârlığı
Bizim kuşak ise en az 20 yıl ihtilaller, darbeler, cunta haberleri, dedikoduları içinde gazetecilik yaptı çoğu zaman...
Olaylar yoğundu. Gazeteciler bu mekanizmayı iyi etüt etti, hilesini hurdasını öğrendi! Kokusunu hissetmeyi bile duygu hazinesine yerleştirdi!!!
Savaş yılları; 1940-50, yokluklar, çaresizlikler ve pek ilkel imkânlar, yani fakirlik!
Gazeteciler, muhabirlerinden genel müdürüne, başyazarına, patronuna kadar, bekleşir dururdu.
- Rotatifin silindirlerini tamir ettireceğiz!
- Saatte 3 bin basınca iş tamam!
- Gazeteyi tutturur, borçları öder, kâğıt alabilirsek, hep beraber kurtuluruz!
Belki içeride birikmiş maaşlarımız bile ödenebilir!
Peynir, simit, Cola!
Demek istediğim, gazete kadrolarında çalışanlar hep gazetelerinin başarısına omuz vermişler, eski deyimle gazetelerini abat eylemişlerdir.
Sonra efendim, tam Kumkapı fırınının taptaze simidi ile kaşar peyniri ve Coca Cola'nın Babıâli Yokuşu'nda yarışa başladığı günlerdir o günler!
Bir de bizlere "Ey gaziler, yol göründü." İkitelli'nin verimli toprakları gazetelere ayrılmaz mı...
Babıâli artık turistik yer olacakmış!
E peki ama ya gazeteciler? Sultanahmet köftecisi, Filibe köftecisi, Doğubank İşhanı, Sultanahmet, Kapalıçarşı havasını almadan gazeteciler ne yapacak?
Biraz da zorla göçüverdik İkitelli'ye!
Şimdi görkemli binalarımızın içinde her konforu olan ortamda gazetecilik yapıyoruz. Bunun da ayrı bir keyfi ve avantajları var.
Ama geçmiş yılların Babıâli yaşamını unutmak ne mümkün!
Milliyet'te 4 dönem
Sözümü şöyle bağlayacağım. "Nefes Nefese" 58 yıllık bir ömür parçasını bu mesleğe vermiş bir gazeteci olarak büyüklerimden duyduğum gibi tekrarlayacağım.
Milliyet gazetesinde 4 dönemi yaşadım.
1- Ali Naci'nin eşinin kürk mantosunu, mücevherlerini rehin ederek çıkardığı Milliyet "1948-1949".
2- Kırık dökük makinelerle bata çıka denize açılan Milliyet "1949-1950".
3- Abdi İpekçi'nin, görkemli bir beyin manivelasıyla kurduğu kadroyla, adeta şaha kaldırdığı güvenli, dürüst, modern gazetecilikte yol açan Milliyet "1954-1980".
4- Okuruna doğru haberi veren, sağlam, köklü, gerçek gazetecilik yapan... ve artık dünya basın devleriyle beraber ve aynı hizada çalışan güvenilir gazete Milliyet.
Son 36 yıldır (arada "1971-75" Hürriyet var) Milliyet okuyucusuyla birlikte olmanın zevkini, gururunu taşıyorum! Bugün 56. yılında Milliyet genç, dinamik ve bu mesleğin âşığı, bilinçli ellerde daha iyiye, daha güzele gidiyor.
|
|