Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Mayıs 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yüzümüzün ağardığı şafaklar


Hatırayı, Sunay Akın'ın o nefis sahne sohbetinde dinlemiştim:
19. yüzyılın ortalarında Osmanlı, Fransa'nın borç tuzağına düşmüştür.
İstanbul'daki Fransız elçisi Marki de la Valette, bunun kibriyle "makam kayığı"na bir çift kürek daha taktırır. Böylece normalde elçilik kayıklarının 5'le sınırlandırılan kürek sayısı 7'ye çıkar.
Oysa 7 kürek, sadece saltanat kayıklarında kullanılmaktadır.
Elçilik kayığı Boğaz'a çıktığında herkes onu saltanat kayığı sanıp selamlar.
Saray, Paris'in para musluğu kesilecek diye görmezden gelir bu saygısızlığı...
Lakin Osmanlı'nın Paris'teki elçisi, aileden diplomat olduğu kadar Tercüme Odası'ndan yetişme bir aydın olan Ahmet Vefik Paşa'dır.
O, alttan almaz.
III. Napoleon'un beyaz renkli at arabasının aynısından bir makam arabası yaptırır kendine... Paris sokaklarında onunla turalar. Fransızlar, saygıyla selamlar "imparatorlarını"...
Fransız hükümeti "Arabayı kaldırın" diye uyarır İstanbul'u...
Cevap, Ahmet Vefik Paşa'dan gelir:
"Siz kayığı kaldırdığınız gün, ben de arabayı kaldırırım".
Bu restleşmenin ardından önce İstanbul'daki kayık kıyıya çekilir, ardından da Paris'teki beyaz araba...
* * *
Fransa-Türkiye ilişkileri hep sorunlu oldu ve sorunlar genelde böyle restleşmelerle çözüm buldu.
Ama günümüzde diplomasi, diplomatlara ait bir ayrıcalık olmaktan çıktı. Artık medya da, işadamları da, aydınlar da uluslararası ilişkilerin etkin aktörleri durumundalar.
Türkiyeli 9 aydının önceki gün Fransız kamuoyuna hitaben yayımladığı bildiri, bu işlevin bariz bir örneğidir. Aynı zamanda da her daim referans alınacak kıymette, yüz ağartıcı bir belgedir.
Bildirinin önemi şurada:
Bu 9 aydın, "1915 vahşeti"ni inkâr etmeyen, hatta bu inkâra karşı çıkan isimler...
Bir kısmı bu konudaki yazılardan dolayı "vatan haini" ilan edilip yargılandılar.
Oysa bu bildiriyle "Böyle bir soykırım olmamıştır" diyenlerin düşünce özgürlüğünü savunuyorlar.
Neden?
Çünkü, soykırım inkârını cezalandıracak "böyle bir yasa tarihi ve ortak belleği sorgulama sürecine zarar verecektir. Dünyada ve Türkiye'de bu sürecin sürdürülmesi çabalarını daha da zorlaştıracaktır. Fransa'da özgür tartışmayı engellemesinin yanı sıra Türkiye'de benzer ve çok daha güçlü bir etki yapacaktır".
* * *
Geçen yıl Erivan'a gittiğimizde bizim gibi hisseden, düşünen Ermeni aydınlarıyla karşılaştık. Ama hiçbirinin yukarıdaki bildirinin altına imza atacağını sanmıyorum.
Oysa 9 imza arasında "Soykırım olmuştur" diyenler çoğunlukta... Demek ki farklı bir yargıya sahip olmak, bir aydına, karşı görüşün yasaklanmasına razı olma hakkı vermiyor.
Aydın, bu kez de karşı görüşün ifade hakkı için savaşa koyuluyor.
Kendi ülkesinde canı pahasına savunduğu düşünce özgürlüğünü, yandaş fikirli başka bir devlete de harcatmıyor.
Fransızları kendi inançlarıyla vuran bu çıkış, Türkiye için yüz ağartıcı bir şafaktır. Ve eminim, diplomatik salvodan ya da iktisadi boykottan çok daha etkili olmuştur.
Türkiye, bu bildiriyle demokratikleşmede kat ettiği yolu ve farkını ortaya koydu.
Şimdi Fransız kayığı kıyıya çekilse de, 9 aydın hep o atlı, beyaz arabada olacaklar.

can.dundar@e-kolay.net







Taha AKYOL
Türkiye İran olursa!
TBMM Başkanı Bülent Arınç, Diyanet'in devlet ...
Çetin ALTAN
Bir gerilim, bir gerilim; nereye varmak için
Bilmiyorum dünyada bir "işkence müzesi" var m...
Melih AŞIK
Dördüncü dede...
Kesinleşmiş rakamlara göre... Türkiye'de 18 m...
Fikret BİLA
Çörtoğlu'nun dikkat çeken konuşması
Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu'nun, Danıştay...
Hasan CEMAL
Türklüğü aşağılamak!
Türklüğü aşağılamak... Ermeni soykırımı... Fr...
Yılmaz ÇETİNER
Milliyet'te 4 dönem yaşadım
Yıllardır, kâh hayranlıkla, kâh neşe ve renkl...
Güneri CIVAOĞLU
Fotoğrafın arabı
Fransa'da "sıfır sonuçlu" bir oyun oynanıyor....
Can Dündar
Yüzümüzün ağardığı şafaklar
Hatırayı, Sunay Akın'ın o nefis sahne sohbeti...
Hurşit GÜNEŞ
Petrol fiyatları hem dünyayı, hem Türkiye'yi vuruyor
Eskiden en çok değindiğimiz konu döviz kuruyd...
Doğan HEPER
'Herkese ev', nerede o bolluk!
EV sahibi olmak artık kolaymış. Kredi veren b...
Semih İDİZ
Kıbrıslı Rumlar 'taksim' diyor
Kıbrıs Rum lideri Tassos Papadopulos son günl...
Sami KOHEN
Hem ekonomik, hem stratejik...
IRAK'ta merkezi hükümetin kurulması için ta g...
Hasan PULUR
Avrupa istedi de biz mi girmedik...
YILLARCA hep bu söylendi:
Derya SAZAK
Soykırımı ret
1915'te ne oldu? Tarihçilerin 90 yılı aşkın s...
Meral TAMER
'Şeriat özlemi' metni, okuru ayağa kaldırdı
Önceki gün bu köşede yayınladığım "Neyin Bayr...
Yaman TÖRÜNER
İlaç geri ödeme sistemi
Türkiye'deki ilaç fiyatlandırma ve geri ödeme...
Güngör URAS
Başbakanımız Diyarbakır'da güvercin uçurdu
Hasan Cemal'in "Kürtler" isimli kitabının 513...
Serpil YILMAZ
Havalimanı isteyen iller artıyor
İki ilin birleşerek ortak bir havalimanı tale...
M. Ali BİRAND
ANDIÇ bir daha tekrarlanır mı?
Ben, geçmişte yaşanmış olayların muhasebesini...

© 2006 Milliyet