|
 |
|
|
Çeyrek asırlık bir sembol: Jazz Cafe
Tutkularını paranın önüne koyan iki idealistin, Mete Gürman ve Cengiz Şanlı'nın açtığı Jazz Cafe 25'inci yılını kutluyor
MURAT BEŞER
Hasnun Galip Sokak. Adını Çanakkale Savaşı'nda yaşamını yitiren Galatasaraylı sembol futbolcudan alan bu sokak, Taksim'in ve İstiklal Caddesi'nin saltanatına karşı madalyonun ters yüzü gibi.
İhtişamın, gösterişin, debdebenin acısını çekercesine kaderini yaşayan, bakımsız binaların birbirine yaslanarak durduğu bu daracık kirli sokak, aslında bugünkü haline yakışmayan bir geçmişe ve geçmişten geleceğe uzanan şimdiden efsane olmuş mekanlara sahip.
Zamanında ilk Galatasaray Kulübü binasını barındıran sokak, halen Dilbazlar Sineması, Sahaf Simurg ve Umut Ocakbaşı ile hatırlanıyor. Geri kalan yerler ise silme türkü bar. Üstelik sayıları da giderek artıyor; ayakta durmakta zorlanan yaşlı apartmanların üst katları bile, türkü bar açmak isteyenlerin gözaltında.
Önemli şahıslar geçti
Şarap parası için yol gözleyen evsizlerin arkasında, türkü barların arasında ayrık otu gibi duran bir bina daha var sokakta. 20 numaralı bu bina farklı görüntüsüyle, üstünde taşıdığı New York gece kulüplerini andıran yarım şemsiyesiyle, uzun demir kollu kapısıyla çeyrek asırlık bir geçmişe sahip olan Jazz Cafe.
Sahipleriyle de farklı Jazz Cafe. Mete Gürman ve eniştesi Cengiz Şanlı, dostluk ve akrabalık ilişkisini, mütevazı bir iş ortaklığına dönüştürmeyi becermiş iki hayalperest kafadar. Tutkularını paranın önüne koyan iki idealist.
Büyüme hırsları yok; dükkanlarına ayak basanlara karşı "burası benim" kaprisi yok. Jazz Cafe onlar için bir iktidar alanı değil; bir kültür merkezi ya da eğitim kurumu da değil. Sadece ve sadece eğlenceyi ve dostluğu, keyfi ve kederi paylaştıkları bir çatı.
Tam 25 yıl önce Bodrum'da başlamış Jazz Cafe sevdası. Evveliyatında ise, Ankara Gazi Üniversitesi, Gazetecilik ve Halkla ilişkiler mezunu Cengiz'in Ankara'da işlettiği, tanınmadığı için kapısından çevrilen Mick Jagger'ın halen gülerek anlatıldığı Apple Bar var. Birinci Jazz Cafe, 1981 yılında Bodrum'un Bardakçı koyunda kapılarını açmış. İnsanların tekneyle geldikleri mekan, 10 yıl sonra aynı bölgenin Paşatarlası mevkiine taşınmış; beş yıl boyunca dünyaca ünlü isimleri ağırlamış. Ahmet Ertegün'den Prens Charles'a, King Crimson'ın Mete'yi arayarak "Etsiz yemeklerden ne var?" diye soran vejetaryen davulcusu Bill Bruford'dan The Sailors elemanlarına kadar pek çok ehemmiyet sahibi şahıs sessiz sedasız gelip geçmiş Jazz Cafe'nin kapısından içeri. Gördükleri sıradan müşteri, olağan insan muamelesinden hoşnut kalmış hepsi.
Caz tutkunu kedi
Turizmin alıp yürümediği, Bodrum'un gece yaşamının kirlenmediği zamanlarının en keyifli mekanlarından, dünyaya açılan kapılarından biri olmuş Jazz Cafe.
Bodrum'un bekaretini yitirişinin ardından göç yolları görünmüş ikiliye. Şimdiki binaya 1996 yılında gelmişler. Geçerken tesadüfen görmüşler "Satılık" tabelasını binanın üzerinde. Görür görmez de gözlerine kestirmişler kaderini paylaşacakları bu binayı.
Sokağın önemli özelliklerinden biri esnaflarını birbirine bağlayan halatın kedi sevgisi olması. Bakma ve barındırma rekoru Sahaf Simurg'a ait olsa da, Jazz Cafe'nin de sembollerinden biri haline gelen altı yaşında bir kedisi var; caz tutkunu kedinin adı Tora. Jazz Cafe ile özdeşleşmiş bir başka kişi, müzisyen ile tonmaister arasındaki kan davasına aykırı giden ses teknisyeni Çetin Azaklar. Gülüşüyle tedirginlik dağıtan, konuşmasıyla güven veren, elindeki rakı kadehiyle puan toplayan bu sevimli göbekli insan, mekanın artı değerlerinden.
Jazz Cafe taviz vermiyor geçen zamana, etrafını kuşatan yozlaşmaya. Sahiplerinden sahneye çıkan sanatçılarına, çalışanlarından kedisine, etraflarındaki değişime çılgın kalabalıktan uzakta durarak, biraz dudak bükerek, biraz da müstehzi bir gülümseme ile bakıyorlar.
Bir kez dahi olsun yolunuzu düşürün Jazz Cafe'ye; görün 25 yıllık emek ve sevgiyle ısıtılan bir mekanın nasıl pahalı salonlardan daha fazla ışıdığını.
"Tribünlere oynamıyoruz"
Başlıktaki ifade Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirdikten sonra, aynı okulda öğretim üyesi olan, ardından 12 Eylül'ün gazabına uğrayan, Jazz Cafe'nin 51 yaşındaki ortağı Mete Gürman'ın.
İfade Jazz Cafe'nin 25 yıllık istikrarlı tutumunun özeti. Katı cazcılar olmadıklarını söylüyorlar. Her türe açık olduklarını, öncelikle müzikte kalite aradıklarını ama isimlerinden dolayı caz müziğine daha yakın durduklarını ekliyorlar. Hafta içi kaliteyi, hafta sonu ise eğlenceyi kollamalarının çok anlaşılır bir gerekçesi var.
Tam boy piyasanın içinde değiller. Bar enflasyonunun kaçınılmaz sonucundan da rahatsızlar. Ekonomik anlamda işin tadının en fazla kaçtığı sezonlardan birini yaşıyoruz diyorlar.
Kaderlerine yön veren tutku, iki ortağı amatör müzisyen yapmış; Cengiz Şanlı tenor saksofon ve yan flüt, Mete Gürman ise klasik gitar çalıyor. İki katı ayakta 350-400 kişi alan mekanda, arada bir kendilerini eğlendirmek için eşe dosta karşı sahneye çıktıkları oluyormuş.
En ağır silahları çarşamba akşamları çıkan Bülent Ortaçgil. Bir de bu aralar "Avrupa Yakası" dizisinin Yaprak'ı olarak bilinen Hale Caneroğlu ile birlikte anılıyor isimleri.
Yeni Melek'te doğum günü partisi
Artık gelenekselleştiği üzere her doğum gününü zengin katılımlı bir konser ile kutlayan Jazz Cafe, 25'inci yılını bu akşam Yeni Melek'te kalabalık sahneli bir gece ile taçlandırıyor. Gecedeki büyük jam session'a bir vefa ile çıkacak sanatçılar arasında Bülent Ortaçgil, Zuhal Olcay, Erkan Oğur, Gürol Ağırbaş, Cem Aksel, Neşet-Nükhet Ruacan, Feridun Düzağaç, Önder Focan, Erkut Taçkın, Hale Caneroğlu, Güvenç Dağüstün, Pasiflora, Murat Arkan ve Baki Duyarlar da bulunuyor.
|
|
|

|